Din uydurulmuş mudur? Peygamberimiz neden beddua etmiştir?

Soru Detayı

1. Mezhepsizler (genellikle Kemalistler) şu anda yaşadığımız İslama uydurulmuş din diyor sizin hocalarınız öyle diyor mülahazası var. Ne diyelim biz böylelerine?
2. “Bizi namazdan alıkoydular. Allah da onların evlerine ve kabirlerine ateş doldursun.” (Ebû Dâvûd, Salât, 5)
- Allah Resulü kime neden ve ne zaman demiştir bu sözleri ve bu soruyu şöyle yöneltelim: Bu hadisi bazı mezhepsizler inkar edebilirler, derler ki: “Diyeceklerinize zemin hazırlıyorsunuz hiçbir Peygamber beddua eder mi?” Buna benzer mülahazalarda bulunurlar.
- Bunlara nasıl cevap verilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

On dört asır boyunca insanların beşte birisini ve yüz ölçüm bakımından dünyanın yarısını hâkimiyetine almış, emir ve yasaklarını dinletmiş, kalplerini ve akıllarını tatmin etmiş bir din için “Bu uydurulmuş...” diyen kimse, ilim, irfan, keşif ve kerametleriyle insanlığın yıldızları olduğu bilinen milyarlarca insanı deli görmek manasına gelir.

Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali başta olmak üzere, yüz binlerce sahabeye, İmam Azam, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed, İmam Gazali, İmam Rabbani gibi aklın zirvesinde oldukları eserleriyle ortaya koyan ve İbn Sina, İbn Rüşd ve Farabi gibi Batı dünyası tarafından da akıl ve ilimlerine hayranlık duyulan İslam filozoflarının akıllarını hafife almak, akılsızlığın en katmerli bir tezahürüdür.

- Bununla beraber, Kur’an ortadadır, ders verdiği hüküm ve hikmetleriyle, bütün insanlara meydan okuduğu mucizevi konumuyla Allah’ın kelamı olduğu güneş gibi açık olan bir kitabın ders verdiği bir dinde şüphe etmek, gerçekten büyük bir bedbahtlıktır.

Şair ne güzel demiş:

"Bîbaht olanın bağrına bir katresi düşmez,/ Baran yerine dürrü güher yağsa semadan.
Gökyüzünden yağmur yerine inci ve cevher yağsa, / Bahtsız olanın bahçesine bir damla düşmez."

Araş-ı azamdan, vahyin semasından inen İslam dininin hakikat cevherlerinden mahrum olanlara taziyemizi sunmaktan başka elimizden ne gelir ki!..

Cevap 2:

Bazı peygamberlerin, bedduayı hakeden bazı kâfirlere beddua ettikleri bir gerçektir.

- Ancak, peygamberler Allah’ın rızası ve izni dışında hareket etmezler. Bazı yanılgıları olduğu takdirde de derhal düzeltilir. Bu açıdan baktığımızda, peygamberlerin beddualarını Allah’ın rızası ve kaderin tecelli edecek olan cilveleri çerçevesinde değerlendirmemiz gerekir.

- Allah, ayetlerini ve peygamberlerini yalanlamakta ısrar eden inkârcıları cezalandırmak istediği zaman, bazen de peygamberlerine onlara beddua etmelerini ilham eder ve onların bu beddualarını o cezanın zahiri bir sebebi olarak gösterir.

Mesela, Hz. Nuh, şahıslara değil, genel olarak kâfirlere şöyle beddua etmiştir:

“Nûh; Ya Rabbî, dedi, yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma! Zira bırakırsan onlar senin kullarını, senin yolundan saptırırlar ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlaksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler.” (Nuh, 71/26-27)

Hz. Nuh’un bu ön görüsü, -peygamber olmasının dışında- 950 senelik bir tecrübenin ürünüdür.

- Şunu da belirtelim ki, prensip olarak her peygamber ve özellikle de Hz. Muhammed (asm), kavminin helak olması için değil, her zaman hidayetleri için dua etmiştir.

Hz. Muhammed (asm), kendini öldürmeye ve davasının kökünü kazımaya çalışan ve Uhud savaşında yetmiş ashabını ve çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı öldüren müşrik kavmine bile beddua etmemiş, bilakis  onlara “Allah’ım! Onlar cahildir/onları mazur gör; onları bağışla.” (Buhari, Enbiya, 54; Müslim,Cihad,104) şeklinde dua etmiştir.

- Bununla beraber, Hendek savaşında müşrikler Hz. Peygamber (asm)'in ve Müslümanların namazı kılmalarına fırsat vermemişlerdi. Çarpışma öylesine şiddetli devam ediyordu ki, o günün öğle, ikindi ve akşam namazlarını bile vaktinde kılma imkân ve fırsatını bulamadılar. Zâtına eziyet ve hakaret edenlere bile bedduâ etmeyen Kâinatın Efendisi, namazlarını kazaya bıraktırdıklarından dolayı, onlara şöyle bedduâ etti:

“Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allah da onların evlerine ve kabirlerine ateş doldursun.” (Ebû Dâvûd, Salât, 5)

Daha sonra, o günün öğle, ikindi ve akşam namazlarını Peygamberimiz (asm) ashabıyla birlikte kaza etti.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun