Biz daha mı az günah işliyoruz?

Tarih: 29.07.2015 - 11:26 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Eskiden bir insan kötü bir şey yapmak isteseydi ya da herhangi müstehcen bir şey yapmak isteseydi bunu yapması şimdikinden daha zordu. Evlerinin etrafında pis işler yapan yerler olsa bile bizimki kadar değildir herhalde. İnsanlar sokaklarda yarı çıplak hatta sadece bazı yerlerini kapatıp tamamen çıplak geziyor. Bu olmasa bile herhangi kötü iş yapmak istesek her şey bir tık uzağımızda ve bildiğiniz gibi televizyondan yada başka yerlerden "illüminati"nin yaptığı akıl kontrol uygulamalarından dolayı böyle şeyler yapmaya daha meyilliyiz.
- Dolayısıyla bizim işlediğimiz günahların derecesi, onlarınkine oranla daha mı az olur yani aynı işten biz bir günah alırken onlar on günah mı alıyordular yoksa her ikisi de aynı mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bizim daha az günah işlediğimizi söylemek için gerçekleri hasıraltı etmek gerekir. Bu asırdan daha günahkâr bir çağ geçmemiştir. Ahirzaman fitnesinin tam içinde bulunduğumuz bir çağı yaşıyoruz.

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle “Kurûn-u ûlânın mecmu-u vahşetini bu medeniyet bir defada kustu.” (bk. Sünuhat-Tuluat-İşarat, s. 47)

- Ancak bu asrın bu fitnesi, bizim gibi günahkâr insanları ümitsizlikten kurtaran hakikatler vardır. Peygamberimiz (asm), bu konuda ümmetini unutmamış, yaklaşık on beş asır önce bize de teselli veren gerçekleri seslendirmiştir:

“Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki, kim emrolunduğu şeylerin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizi, Fiten,79)

Bu hadisten, bu günahlar içinde yüzen insanların az bir amelle çok sevap kazanacaklarını göstermektedir.

“Kim ümmetimin fesadı zamanında sünnetime temessük ederse (yolumu takip ederse) yüz şehit sevabını kazanabilir.” (Beğavi, Mesabihu’s-Sünne, 1/40; Munavi, Feyzu’l-Kadir, 6/261)

- Bediüzzaman Hazretlerinin şu tespiti de önem arz etmektedir:

“Hem takva içinde bir nevi amel-i sâlih var. Çünki bir haramın terki vâcibdir. Bir vâcibi işlemek, ok sünnetlere mukabil sevabı var. Takva, böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vâcib işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta niyetiyle, takva nâmıyla ve günahtan kaçınmak kasdıyla, menfî ibadetten gelen ehemmiyetli a'mal-i sâlihadır.  Risale-i Nur şakirdlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir.” (bk. Kastamonu Lahikası, s. 148)

İbadetlerin ağır şartlar altında yapılıyor olması mücadelenin de fazla olduğunu gösterir. Rahat ortamlarda yapılan ibadet ise fazla mücadeleyi gerektirmeyebilir. Kışın bir saat nöbet baharda tutulan bir saat nöbetle aynı değerde olmaz. Savaş esnasında tutulan nöbetle barış zamanında tutulan nöbet de bir değildir. Ahir zamanda da günahların etrafı sardığı, günaha çağıranların fazla hayra çağıranların az olduğu dönemde, bir farzın edası diğer zamanlardakine göre daha fazla mücaleyi gerektirdiğinden, kıymeti bir iken yüz olabilir...

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir hadiste "Ahir zamanda kişi emrolunduğu şeyin onda birini yaparsa kurtulacaktır." deniyor; bunu nasıl anlamalıyız?
Ahir zamanda yapılan ibadete ayrı bir muamele yapılacak mıdır? ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun