Bitkilerin değişen çevreye uyum sağlamaları ne ile izah edilebilir?
Değerli kardeşimiz,
İLM-İ İLAHİNİN BİTKİLERİN
DEĞİŞEN ÇEVRELERE UYUMUNDAKİ DELİLLERİ
Prof. Dr. Hasan KILIÇ, Bingöl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, [email protected]
ÖZET
Kökenini Arabi “ilm" (ْمِلع) kalıbından alan ilim kelimesi günümüzde kullanılan bilim kelimesi ile aynı manada kullanılabilmektedir. Bir sanatta hakimane ve intizamperverane, nizam, ted-bir, temyiz ve tezyinin gözetilmesi o sanatta ilmin varlığına ve neticede bir âlimin pergeliyle idare edildiğine delildir. Canlı cansız tüm varlıklarda olduğu gibi, maddeleri bir ancak DNA zincirlerindeki farklı dizilişlerle farklı özellikler kazandırılarak muvazeneli, hikmetli, hatasız bir surette birbirinden farklı yüzbinlerce tür olarak yaratılan zihayattaki ziynetli, sanatlı ve hikmetli bu vaziyet ve fiiliyatlar ancak derin bir ilmin eseri olabilir. Nebatat âleminde yüz-binlerce türün sonsuz ihtimallere rağmen mevcut suretlerini alması, şuursuz tabiat, serseri tesadüf, kör ve sağır esbabın işi olmayıp, perde arkasında sonsuz kudret ve hikmet sahibi bir Alim-i Mutlak’ın varlığının delilleridir. "Ve keza ilim sıfatını ihsan edenin ilimsiz, şuuru ihsan edenin şuursuz, ihtiyarı verenin ihtiyarsız, iradeyi verenin iradesiz, kâmil şeylerin sânii gayr-ı kâmil olduğunu telakki etmek muhaldir." (Nursi, 2010a).
Kâinat, heyet-i mecmuası ile birbirinden bağımsız olmayıp bir ahenk içinde çalışmaktadır. Bitkiler, hayatları boyunca büyüme ve gelişmelerini etkileyebilecek çevre değişimlerine maruz kalmaktadırlar. Canlı ve cansız menşeli olabilen bu çevre faktörleri bitkilerde fizyolojik ve biyokimyasal cevapların oluşmasına sebep olabilmektedir. Stres şartlarına veya uygun olmayan çevre şartlarına karşı bitkiler moleküler savunma mekanizmalarına sahiptirler. Stres ile alakalı genlerin aktive edilerek savunma mekanizmalarının oluşmasına esas sentezlerin devreye sokulması önemli bir tolerans stratejisidir. Nebatat âlemindeki hadsiz efradın emirber nefer gibi yaşadıkları muhitte, canlı ve cansız unsurlarla olan karşılıklı yardımlaşma, tevfik-i hareket ve muvazeneli ilişkilerini idâme etmeleri, her şeyin dizgini elinde ve her unsura hükmü geçen bir kudret ve muhit bir ilim ile mümkündür.
Anahtar kelimeler: İlm-i İlahi, bitkilerde uyum, çevre değişimleri, delil, stres faktörleri.
EVIDENCE OF DIVINE SCIENCE IN PLANT ADAPTATIONS TO ENVIRONMENTAL CHANGES
ABSTRACT
The word “ilim”, which originates from the pattern of Arabic word “ilm” (ْمِلع), can be used in the same meaning as the word “science” used today. The art featured with sovereign and well order, precise measure, appeal and ornament is the evidence of the existence of a science in that art and, consequently, points to the governance of the compasses of all-knowing craftsman. As in all living and inanimate beings, these ornate, artistic, erudite state and deeds in living beings, the materials of which are created as a hundreds of thousands of different species, with different sequences in the DNA chains and by having different features from the same substances, can only be the result of all-encompassing knowledge. The fact that hundreds of thousands of species take their current forms despite the endless possibilities in the botanic world isn’t the work of unconscious nature, vagrant chance, blind and deaf reasons, but evidence of the existence of Absolute Knowledge with boundless power and infinite wisdom behind the veil of the universe. And it is also impossible to consider the fact that the one who bestows the attribute of knowledge is unlearned, the one who bestows consciousness is unconscious, the one who gives the right of choice to be incontinent, the one who gives will is being lack of will, and that the perfect things are imperfect (Nursi, 2010a). The universe is not independent from each other with all its components and operates in harmony. Plants encounter environ-mental factors which affect their growth and development throughout their lifecycles. These environmental conditions which can be originated by biotic and abiotic factors can affect the quantity and quality of the product with leading to physiological and biochemical responses. Plants have molecular response mechanisms for protecting and reducing negative effects of unsuitable environmental conditions. Activating stress-related genes to promote many synthe-ses of defence mechanism are important tolerance strategies. It is only possible for countless creatures in the botanical world to maintain their mutual and precisely balanced relations with living and inanimate elements in their neighbourhood, with the one who holds reins of everything, the one whose command constrains everything and all-encompassing knowledge.
Keywords: Divine science, environmental changes, evidence, plants adaptation, stress factors.
GİRİŞ
Meçhulü keşfetmekte ve malumun sıhhatini ispat etmekte vasıta ve ittihaz olunan husus gibi (Yeğin 2010) bir manaya sahip delil kelimesi, kelam ilminde mevcudatın sanatkârını ispat etmede sıkça kullanılmaktadır. İlim mefhumunu izah etmede felsefi akımlar arasında farklılıklar mevcuttur. Pozitivistlere göre, bilimsel gerçekler tam ve ölçülebilir olmalıdır. Ölçülemeyen ve fizik kanunlarıyla izah edilemeyen hadiseleri de metafizik olarak kabul edip ilim harici olarak değerlendirmektedirler. Felsefi manada ilim, tabiattaki hadiseleri hiçbir ilahi güce atıf yapmadan eşyayı manayı ismiyle bizzat müessir kabul ederken, Kur’an-i yaklaşıma göre ilmin çerçevesini çizen Bediüzzaman Said Nursi ise eserden müessiri hakikiye ulaşarak kâinatın sonsuz ilim ve kudret sahibi bir zatın tasarrufundan hariç olmadığını, gerek fiziki ve gerekse metafizik olaylarını ki çoğu filozofun izahını yapamadığı insanın tekrar dirilmesi gibi haki-katleri burhan-ı katı’ suretinde izah ve ispat etmektedir. Bir mevcutta ilmi dustur ve kaidelerin işlendiğine en büyük delil, hikmet, dikkat ve intizamın bulunmasıdır. Ve madem tanzim etmek ve bilhassa gayeleri takip etmek ve maslahatları gözeterek bir intizam vermek, yalnız ilim ve hikmetle olur ve irade ve ihtiyar ile yapılır. Elbette ve her halde, bu hikmetperverâne intizam ve bu gözümüz önündeki maslahatkârâne çeşit çeşit hadsiz intizamat-ı mahlûkat, bedahet derecesinde delâlet ve şehadet eder ki, bu mevcudatın Hâlıkı ve Müdebbiri birdir, fâildir, muhtardır. Her şey Onun kudretiyle vücuda gelir, Onun iradesiyle birer vaziyet-i mahsusa alır ve Onun ihtiyarıyla bir suret-i muntazama giyer (Nursi, 2010b).
Pozitivistlerin bile itiraz edemedikleri burhan-ı katı' âdeta matematiki bir metot gibi tatbik edildiği her sahada kesin netice veren bir yoldur (Açıkgenç, 2011). Müessir ve sanatkârı baş-ka bir ifade ile faili dikkate almayan batı bilimsel anlayışı her şeyi serseri tesadüf ve esbaba havale ederek araştırıcının himmetini dünyayla sınırlı dar bir kalıba yerleştirmektedir. Hâlbuki Kur’an’i metot, içtima-i hayatta olduğu gibi ilmi araştırmalar ve ilmi teorilere rehberlik etmede tabiattan istidlali bakış açısı kazandırmak suretiyle araştırıcının himmetini dünyaya münha-sırlıktan rızayı İlahiye taalluk cihetiyle ebedileştirerek teali ettirir. Kezâlik, Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehil olur (Nursi 2010a). Günümüzde eğitim kurumlarının fen ve sosyal ders kitaplarında hadiseler; tabiat, sebepler veya tesadüfün eseri olarak takdim edilmekte olup, ilim, irade, kudret sahibi bir yaratıcının mevcudiyeti bu anlatım modelinde devre dışı bırakılmaktadır (Tatlı, 2018). Örneğin, modern ekoloji bilimi, ekosistemlerde vazifesiz ve faydasız hiçbir canlının olmadığını kabul etmekle birlikte maalesef çoğu ekoloji kitapları söz konusu hakikati yansıtmayan kötü örneklerle doludur (Uysal, 2018). İnsan eliyle yapılan eserleri ilmi düsturlar çerçevesinde inceleyerek eser sahibini yere göğe sığdıramayan materyalist düşünce, her ne hikmet ise insanoğlunu eserleriyle kıyaslanamayacak derecede mükemmel ve harika olan bir bitkinin çalışma sistemini; ilmi düsturlardan uzak, kör tesadüf, sağır tabiat ve şuursuz esbaba mal etmektedir. Esasta da aynı manaları taşıyan İlim veya bilimin tanım ve felsefi açılımları üzerinde durmaktan ziyade, kâinatta husussan nebatat âleminde görülen hakimane, bâsirane, hatasız ve mükemmel cereyan eden yüzlerce işlev ve mekanizmalardan bitkilerin çevreye olan adaptasyonları ilmi bir çerçevede inceleyip bir Âlim-i Mutlak’ın varlığına olan şehadetleri işlenmeye çalışılacaktır.
Bitkilerde Birlik Mührü
Bitkilerde kök, yaprak, dal, yaprak gibi morfolojik özellikler ile hücre yapısı ve çalışma sis-temleri gibi esas organlarda birbirine benzemeleri ve birtek mühür tarzında birliği göstermeleri bir sanatkârı gösterdiği gibi, farklı türlerin ve her türün hadsiz efradının bilhassa açık tozlanan bireylerin o bireye mahsus özellikler taşıması çevrelere farklı tepki veya cevaplar vermesi, kâinatım tüm unsurlarına hükmü geçen sonsuz ilim ve kudret sahibi bir zatın Vahidiyet içinde Ehadiyet cilvesine en büyük delilidir. Başka bir ifade ile bir bitki türünün kromozom sayısı, morfolojik özellikler vb a’zâ-yı esaside birbirine benzemesi yaratıcının vahidiyet tecellisi, tür içindeki genotiplerin gerek morfolojik ve gerekse fizyolojik özellikler ile parmak izi olarak isimlendirilen DNA seviyesindeki farklılıklar ise ehâdiyet tecellisi olarak tezahür etmektedir.
Kâinatın sahibi mevcudatı programlayıp otomatik makine gibi kendi haline bırakmamıştır. Yüzbinlerce tür ve her bir türün sayısız efradı arasında görülen ve hala bilim camiasınca çoğu tam anlaşılamayan (Soares ve ark., 2018) farklı davranışların varlığı, birçok özellik ve çevreye verilen tepkilerin kararında kalmayıp her daim değişmesi, kanunlarda istisnaların olması hiç bir kayıt altına girmeyen, her şeyin ona muhtaç ve idaresinde ona bağlı olduğunu bildiren bir fail-i muhtarın varlığına en büyük delildir. Günümüzde DNA, RNA, protein ve hücrevi moleküller arasında farklılıkları tespit etmede kullanılan omik teknolojisi ile binlerce genotip birbirinden ayırt edilebiliyor. Bu teknoloji ile moleküller arasındaki ilişkiler, moleküllerin rolleri ve bir organizmayı oluşturan hücrelerin etkileri rahatlıkla incelenebilmektedir. Genomik vasıtasıyla farklı organizmalara ait genetik bilgiler karşılaştırılabilmekte, organizmalar arasındaki ben-zerlikler araştırılabilmekte ve organizmaların ürettikleri proteinlerin çeşit, sayı ve bunların fonksiyonları hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir (Başaran ve ark., 2010). Örneğin, bitki ıslahı çalışmaları kapsamında, kuraklık stresine karşı dayanıklı ve yüksek besin değerine sahip genotiplerin geliştirilmesi, genomik, transkriptomik, proteomik ve metabolomik gibi “omik” teknolojileri ile sağlanabilecektir (Yıldız ve ark., 2020).
Bitkilerde Çevreye Adaptasyon
Bitkiler, yaratıcı tarafından genetik yapılarında sınırları çizilmiş mekanizmalar sayesinde dış çevreye uyum gösterebilmektedir. Tür ve çevrelere, göre değişebilen bitki popülasyonlarının adaptasyon mekanizmaları anlamak oldukça zordur. Adaptasyon mekanizmalarının çalışmasında pek çok genetik ve fizyolojik sistemler yer almakta, bu sistemlerin belirli bir kalıp gibi tepki oluşturmaları beklenmemelidir. Muvazenesi tahrip edilmemiş bir ekosistemde, canlı cansız tüm varlıklar arasında bir uyum, yardımlaşma, birbirine cevap verme ve tesanütten tezahür eden ilahi bir gücün varlığı kendini göstermektedir. Tüm türlerin biyolojik özellikleri, öyle ayarlanmıştır ki, ekosistemdeki tüm unsurları tanıyabilen adeta bir makinenin çarkları gibi uyum içerisindedirler. Çevreden maksat, bitkinin hayatiyetini idame ettiği yeryüzü konumu, toprak, sıcaklık, yağış, rüzgâr, rutubet gibi cansız faktörler ile haşerat ve hastalıklar gibi canlı diğer canlı varlıklar anlaşılmaktadır. Bitkilerin söz konusu faktörlere karşı tepkilerini incelemek, ciltlerle kitaba sığmayacak kadar geniş bir mevzudur. Dünyada kültürü yapılan bitki türleri için adaptasyonu, varyete zenginliği, yakın akrabalarının varlığı ile diğer kriterler esas alınarak 8 farklı bitki orijin merkezi tespit edilmiştir (Vavilov, 1935).
Bitki türleri milyonlarca yıl insan müdahalesi olmadan gen merkezini oluşturan yer ve yakın çevrelerde hayatiyetlerinin devamına imkân tanınmıştır. Bitkiler gerek gen merkezlerindeki çevre değişimleri ve gerekse başka çevrelere götürülüp yetiştirildiklerinde morfolojik ve fiz-yolojik özelliklerinde bazı değişimler söz konusu olmaktadır. Değişen çevrelere adaptasyonda türdeki değişimin sınırları yaratılışında ona verilen kabiliyetlerin müsaadesi nispetindedir. Ecocline-ekolojik hat olarak isimlendirilen bu değişimler kesik olmayıp tedrici ve süreklidir. (Ünal ve Behcet, 2018). Örneğin kurak şartlarda, çeşitli savunma mekanizmaları fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler seviyelerde devreye girerek (Yıldız ve ark., 2020) morfolojik ve fizolojik özelliklerin değişmesine ve bitkinin o çevrede uyum sağlamasına ve hayatiyetini devam etmesine yardımcı olmaktadırlar. Bitki bünyesinde, stres faktörünü şaşırmadan tanıyabilen moleküler seviyedeki bu yardımlaşma faaliyeti kör, sağır ve şuursuz atom ve moleküllerin işi olamaz. Hikmet dairesinde cereyan eden bu faaliyetlerde vazife alan unsurlar ilim ve kudret sahibi bir müdebbirin hizmetçileri olup onun izni ile iş görmektedirler.
Yine bitkilerde bir adaptasyon mekanizması olan fotoperiyodizmin (Gün uzunluğuna hassasiyet) derecesi, türlerin yeryüzünde bulundukları paralel, yükselti ve iklime göre tanzim edilmiştir. Bu düzenleme ile Adil ve sonsuz ilim sahibi bir zat tarafından kıtalarda türlerin belirli dağılım ve kesafette olmaları temin edilmiştir. Yüzbinlerce türün fotoperyodik ihtiyaçlarını, Güneş sistemini, dünyanın dönüş hızı ve güneşe olan vaziyeti ile 23o’lik eksen eğikliğini tanıyan ve mevsimlerin oluşmasını netice veren tüm bu faaliyetler arasındaki koordinasyon ve uyumluluk ancak sonsuz ilim ve kudret sahibi bir hakim-i müdebbir tarafından tanzim edilebilir. Yüz binlerce türden oluşan bitkilerin dünyanın farklı iklimlerine uygun adapte olmaları elbette kâinatın tüm unsurları ile bitkilerin tüm kanun ve mekanizmalarına hükmü geçen sonsuz ilim ve kudret sahibi bir zatın tasarrufu haricinde düşünülemez. Örneğin, kısa günlere hassas mısır, çeltik sorgum türleri yağışı bol tropikal çevrelere adapte olurken, daha geniş bir adaptasyon kabiliyeti verilen uzun gün bitkilerinden buğday, arpa, çavdar gibi serin iklim tahılları da 300-500 mm yağışa sahip karasal iklim tipine uygun yaratılmışlardır. Bir bitkide cereyan tüm hayat fonksiyonları kainâtla alakadardır. Dolayısıyla bitkileri ve hayvanları yaratan zat aynı zamanda hayvanat ve nebatatla irtibatlı güneş sistemini yaratan aynı zat olmak gerektir. Çünkü arz ve üzerinde yaşayan tüm canlılar ve hatta irtibatlı olduğu güneş sistemi kanunlar mecmuası ile adeta kanuni bir silsile ile idare edilmektedir.
Bitkinin heyet-i mecmuası ile çevreye verdiği bu reaksiyonlar bir ilme işaret eder. Bitkilerin değişen çevre şartlarına uyumunda kanunlar çerçevesinde mekanizmalarla donatan ve ölçülü iş gören elbette bilir ve bilerek yapar.
Stres Faktörlerine Karşı Bitkilerin Tepkileri
Çevreye ait faktörlerin hangi aşamada stres olarak kabul edileceği, türden türe ve hatta aynı türün farklı dönemlerinde faktörlerin farklı seviyelerinde değişmesi sebebiyle, stres tabirini kesin ifade eden açıklamalardan uzak durulmaktadır.
Bitkilerin değişen çevreye (farklı su, tuz, sıcaklık, besin elementi seviyeleri vb) uyumları morfolojik ve fizyolojik yapılarındaki değişimleri ihtiva eden yüzlerce faktör, alt bilim dallarınca incelenmektedir. Bitkiler, değişen çevrelere uyum sağlayabilme ve stres şartlarına karşı hayatiyetlerini devam etmeye esas çok sayıda mekanizmalarla teçhiz edilmişlerdir.

Şekil 1. Bitkilerde Cansız streslere karşı moleküler adaptasyon (Mishra et al., 2018)
Toprakta yüksek tuz oranı, kuraklık, yüksek veya düşük sıcaklık, yüksek veya düşük toprak besin elementi içeriği gibi stres faktörlerine karşı, türlerin olduğu kadar aynı tür içindeki geno-tiplerin farklı tepkiler verdiği yapılan yüzlerce ilmi çalışmalarla tespit edilmiştir (Şekil 1.) Bu şartlara karşı çeşitli fizyolojik, biyokimyevi ve moleküler cevapların bir sonucu oluşan tolerans mekanizmalarıyla donatılan bitkilere Alim-i Mutlak olan yaratıcı tarafından farklı tolerans ve tepki sınırları tayin edilmiştir. Bitkilerde tuz stresine maruz kalınması durumunda, üç ana tolerans mekanizması devreye sokulur. Bunlar:
a) Vakuolde tuza tolaransı oluşturan uygun solüsyonların sentezlenmesi.
b) henüz esasları açıklanamayan ve Şekil 2’de ? ile belirtilen algılama ve sinyal mekanizmalarıyla ilişkili olduğu tahmin edilen ve sürgün büyümesini azal-tan ozmotik tolerans,
c) Yapraklarda Na+ ve Cl'nin toksik birikimini önlemeye esas köklerde Na+ ve Cl’un harice taşınması. Bu tür stres şartlarında potasyum (K+) ve sodyum (Na+) iyon dengesinin sağlanması oldukça önemli olup, iyon taşınımının düzenlenmesi gerekmektedir (Büyük ve ark.2012).
Tuzlu ortamda bitki kökleri tarafından alınan aşırı Na+, aşırı seviyede birikerek toksik etki gösterdiği gibi, K+’nın alımını da engellemektedir (Hasegawa et al., 2000; Wanget al., 2003). Büyümede meydana gelen azalışı veya hücre ölümlerini engellemek amacıyla bitkiler aşırı Na+ iyonunu uzaklaştırmalı ya da vakuolde bölümlere ayırmalıdırlar. Stres şartları altında bitkilerde bir dizi düzenlemeler dâhilinde iyonların taşınımı H-ATPaz-lar ve H-pyrofosfatazlar vasıtasıyla gerçekleştirilir (Şekil 2). Bu sayede homeostaz olarak isimlendirilen hücreye verilen denge veya muvazeneyi muhafaza etme mekanizması devreye girmektedir (Hasegawa et al., 2000; Büyük ve ark., 2012). Tuz stresi sonucu oluşan su kay-bına karşı su iletimi ve iyon dengesinin kontrolü ile hızlı su geçişinde rol oynayan hidrofilik transmembran kanallar olan aquaporinlerin ve iyon taşıma sistemlerinin (Şekil 3) aktif veya inaktif olmasını içeren cevap mekanizmaları (Munns, 2002; Zhu, 2000) bitkilerde hayatiyetin devamına vesile olmaktadır.

Şekil 2. Bitkilerde tuza toleransı gösteren üç ana mekanizma
![]() |
Şekil 3. Aquaporin kanaldan suyun seçici geçişi
Hücre membranlarında yer alan aquaporinlerin su moleküllerini tanıması ve seçici davranması akıllı ve ilim sahip olduğuna kimse inanamaz. Adeta, o moleküllerin her birine, herşeyi görür bir göz, herşeyi ihata eden bir akıl vermek lâzım gelir. Hücre membranlarında cereyan bu ve benzeri hadiseler, bilen, gören sonsuz ilim ve kudret sahibi bir zatın tasarrufunda olmasıyla izah edilebilir. Kur’an-ı Kerimde Allah (CC) benzer hadiseleri nazara vererek insanları düşünmeye sevk etmektedir.
SONUÇ
İnsanları manay’ı ismi ile kainata bakmalarına sebep olan faktörlerden birisi de bilhassa ziha-yatta cereyan eden ve canlılığın devamına hizmet eden kusursuz ve mükemmel yüzlerce sistem ve mekanizmalara bir kanun ismi vermek suretiyle sıradan görmeyi ilim telakki etmeleridir. Zira sıradan olarak zannedilen olaylar birer harika ve sonsuz bir ilim ve kudretin mucizeleri oldukları halde ülfet olarak tabir edilen alışkanlık ve ünsiyet sebebiyle dikkate alınmayıp yüce bir yaratıcının tecelliyatını görmezden gelerek sanatkârı hatıra getirmeyen bu yaklaşımlar, insana tefekkür etmek, eserden müessire intikal ederek kâinatın mutasarrıf ve sanatkârını düşünüp mütalaa etmek üzere kendisine verilen akıl, şuur ve cihazatları yerinde kullanmayıp asıl vazifesinden uzaklaşması anlamına gelmektedir. Ülfet ise cehl-i mürekkeb üstüne serilmiş bir perdedir (Nursi, 2010a).
Bu hâdiselerin idaresi ve kanunların tatbiki ancak bütün kâinatı elinde tutan bir zata mahsustur. Demek ya her bir atom ve atomların görev aldığı hücrelerde sonsuz bir akıl, ilim ve gücün olması lazımdır ki kusursuz işleyen yüzbinlerce hadisenin işlemesine zemin hazırlasın. Bu ise yüz derece imkânsız olup hiç bir ziakıl kabul edemez. Belirli kaide ve kanunların düsturları ile nizamlı ve ilmi çerçevede hareket eden, mütehassıs ilim adamlarınca ancak incelenip değerlendirilebilen moleküllerin davranışlarını kör, serseri ve şuursuz molekül ve vasıta olan sebeplere isnat edilmesi ne derece akla yakındır. Mizanlı, ölçülü ve hikmet dairesinde müşahede edilen bu davranışlar bir İlm-i muhite işaret eder. Binlerce muhtemel vaziyetler içinde bitkinin hayatiyetini devam etmeye esas faydalı vaziyetin seçilmesi sonsuz bir ilmi gösterir. Her biri birer mu’cize-i san’at olan hadsiz bitkilerde meydana gelen fizyolojik, moleküler ve biyokimyasal seviyelerdeki bu faaliyetlerde en küçük bir hata ve sehiv olmadan külfetsiz kısa bir zamanda vücuda gelmeleri ancak muhit bir ilim ve her şeyi bütün derinliğiyle bilen biri yapabilir. O halde her bir bitkide cereyan eden olaylar ve vazife alan atom ve diğer unsurlar Zat-ı Zülcelalin sonsuz ilmi ve faydaları gözeterek çalıştırdığı emirber neferlerdir.
KAYNAKÇA
Açıkgenç A. 2011. Risâle-İ Nur'da 'İlim' Kavramı. Erişim Tarihi:20.07.2020. https://sorular-larisale.com/makale/risale-i-nurda-ilim-kavrami
Başaran E., Aras S. ve Cansaran-Duman D. 2010. Genomik, proteomik, metabolomik kav-ramlarına genel bakış ve uygulama alanları Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi, 67 (2): 85-96.
Büyük İ., Soydam-Aydın S. ve Aras S. 2012. Bitkilerin stres koşullarına verdiği moleküler cevaplar Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi 2012; 69(2): 97-110.
Mishra D., Shekhar S., Singh D., Chakraborty S. Ve Chakraborty N.2018. Heat shock proteins and abiotic stress tolerance in plants. Springer International Publishing AG, part of Springer Nature 2018, https://www.researchgate.net/publication/324863808_Heat_Shock_Proteins
_and_Abiotic_Stress_ Tolerance_in_ Plants
Nursi S. 2010a. Mesnev-i Nuriye. RNK Neşriyat Paz. San. Tic. Ltd Şti. baskı Seçil Ofset. Nursi S. 2010b. Şualar. RNK yayınları
Soares ALC., Geilfus CM. and Carpentier SC. 2018. Genotype-Specific Growth and Proteomic Responses of Maize Toward Salt Stress. Front Plant Sci.; 9: 661.
Şahin H. 2015. Kelamcılara göre delil ve delir türleri. Kelam Araştırmaları 13(1):453-472. Tatlı A. 2018. Müsbet ilimler ışığında yaratılış gerçeği,
Uysal K. 2018. Evrimcilerle yaratılışçıların çevre problemlerine bakışı. I Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi Tebliğleri Edit: Tatlı A; akan H; Kocaçalışkan İ ve Güllüce. İSBN: 978-605-821586-3. 93-101. Şanlıurfa..
Roy S., Negrao S. and Tester M.2014. Salt resistant crop plants. Current Opinion in Biotech-nology , 26:115–124
Ünal M ve Behcet L. 2018. Tür içi değişimin devamlılığı ve türler arası geçişin imkânsızlığı. Yaratılış Kongresi Tebliğleri Edit: Tatlı A; akan H; Kocaçalışkan İ ve Güllüce. İSBN: 978-605-821586-3, 720-727. Şanlıurfa.
Vavilov N.I. 1935. Theoretical basis for plant breeding, Vol. 1. Moscow. Origin and geography of cultivated plants. Pages 316-366 in The Phytogeographical Basis for Plant Breeding (D. Love, transl.). Cambridge Univ. Press, Cambridge, UK.
Yeğin A. 2010 Yeni Lugat. Hizmet Vakfı yayınları, ISBN: 978-975-6321-36-2.
Yıldız M., Kaya F. ve Terzi H. 2020. Kuraklık Stresi ve Bitki Proteomiği. Gümüşhane Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi. 10 (1): 286-297
Hasegawa PM, Bressan RA, Zhu JK, Bohnert HJ. 2000. Plant cellular and molecular responses to high salinity. Annu Rev Plant Physiol Plant Mol Biol,; 51: 463-99.
Wang W, Vinocur B, Altman A. 2003. Plant responses to drought, salinity and extreme temperatures: towards genetic engineering for stress tolerance. Planta,; 218: 1-14.
Munns R. 2002. Comparative physiology of salt and water stress. Plant Cell Environ, 25: 239-50.
Zhu JK. 2000. Genetic analysis of plant salt tolerance using Arabidopsis. Plant Physiol, 124(3):941-948.
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bitkilerde cinsiyet kanununa göre evrim görüşü nasıldır?
- Polenler hakkında bilgi verir misiniz?
- Tahılların başaklarda depolanmasının hikmeti nedir?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- "Kuş Avlayan Ağaç" hakkında bilgi verir misiniz?
- Yaprakların dizilişindeki intizam yaratılışa delil midir?
- Yaratılış mucizesi bitkiler hakkında bilgi verir misiniz?
- Biyolojik Bilimlerin Temeli olan: ‘Miktar’ konusunda bilgi verir misiniz?
- Bakterilerdeki üreme evrim mi yaratılış mı?
- KUR’ANIN IŞIĞINDA TAHIL BİTKİLERİ
