Bir tek zat, nihayetsiz işleri bir anda nasıl yapabilir?
Allah birdir, her şeyi beraber yaratır ve idare eder. Bir tek Zât, nihayetsiz yerlerde nihayetsiz işleri aynı anda ve hiçbir külfet olmadan nasıl yapabilir? Bir işi diğerine mâni olmadan bütün kâinatta nasıl tasarruf edebilir? Bu konuları anlamaya yardımcı olacak örnekler ve açıklamalar var mı? Kalbimiz iman ediyor elbette, ama aklımız da ikna olmak ister.
Değerli kardeşimiz,
Bu hakikati anlamanın önündeki en büyük engel, Allah’ın kudretini kendi sınırlı kudretimizle kıyaslamamızdır. İnsan bir yere muhtaçtır, bir yerde bulunur; başka bir yerdeki işe ulaşmak için oraya gitmesi gerekir. Bir işle meşgul olduğunda zamanı ve dikkati sınırlanır. Bir kişiyle konuşurken aynı anda sayısız kişiyle aynı şekilde ilgilenemez. Çünkü insan zaman, mekân, beden ve vasıtalarla kayıtlıdır.
O hâlde insan kendi hâline bakarak “Bir tek Zât nasıl olur da bütün kâinattaki sayısız varlıkla aynı anda ilgilenebilir?” diye sorabilir. Bu sorunun cevabını zihne yaklaştırmak için mahlûkat aleminden çeşitli temsiller verilebilir. Bunlardan yer çekimi kanunu, güneş ve çınar ağacı misalleri, meselenin üç ayrı yönünü anlamamıza yardımcı olabilir.
İlk olarak yer çekimi kanununu düşünelim.
Faraza yer çekimi kanununun aklı, şuuru ve iradesi bulunsaydı, dünyanın her tarafında aynı anda iş görebilirdi. Türkiye’de bir taşı yere çekerken Amerika’daki başka bir taşı çekmesine hiçbir şey mâni olmazdı. Bir elmanın düşmesini sağlarken aynı anda başka bir cismin hareketine de tesir edebilirdi. Çünkü bu kanunun bir yerde hükmetmesi için oraya gidip sonra başka bir yere geçmesi gerekmez. Aynı kanun, milyarlarca farklı cisim üzerinde aynı anda hükmünü gösterir.
Bir taşın yere düşmesi başka bir taşın düşmesine engel olmadığı gibi, bir yerdeki tesiri başka bir yerdeki tesirini azaltmaz.
Elbette yer çekimi şuur sahibi değildir ve Allah’ın kudretine denk değildir. Bu misalin amacı yalnızca şu hakikati göstermektir: Bir düzen veya kanunun birçok yerde aynı anda hükmetmesi için maddî bir cisim gibi bölünüp parçalanması veya bir yerden diğerine gitmesi gerekmez.
Şimdi daha dikkat çekici olan güneş misaline geçelim.
Güneş tektir; fakat sayısız aynada aynı anda görünür. Bir aynadaki görüntüsü diğer aynadaki görüntüsüne engel olmaz. Bir aynayı aydınlatması başka bir aynayı aydınlatmasına mâni değildir. Güneşin her aynaya ayrı ayrı gitmesi de gerekmez; tek bir güneş, sayısız aynada kendi ışığını ve görüntüsünü gösterir.
Farz edelim ki güneşin şuuru bulunsaydı. O zaman bir aynadaki görüntüsü vasıtasıyla bir muhatabıyla ilgilenmesi, başka bir aynadaki muhatabıyla ilgilenmesine engel olmayacaktı. Bir muhabere, diğer bir muhabereye “sed” çekmeyecekti. Çünkü güneş tek olduğu hâlde sayısız aynada aynı anda tecelli etmektedir.
İşte burada “tek olmak” ile “çok yerde aynı anda tesir göstermek” arasında bir çelişki bulunmadığı görülüyor.
Güneşin ışıkları, renkleri, ısısı bütün aynalarda görünür; fakat güneşin kendisi aynaların içine girip orada yerleşmiş değildir. Her aynadaki görüntü, güneşin bir yansımasıdır.
Bu temsil elbette Allah’ın Zatı ve kudretiyle aynı değildir. Güneş maddî, sınırlı ve yaratılmıştır. Allah ise güneşi ve onun bu özelliklerini yaratan Zat’tır. Temsilin maksadı, Allah’ı güneşe benzetmek değil, insanın “Bir tek Zât nasıl sayısız işle aynı anda ilgilenebilir?” sorusunu anlaşılır hâle getirmektir.
Aynı hakikatin başka bir yönünü çınar ağacında görebiliriz.
Koca bir çınarın binlerce dalı, sayısız yaprağı, meyvesi ve çekirdeği bulunur. Ağacın hayat ve yaratılış düzeni bütün bu farklı noktalarda aynı anda hükmünü gösterir. Bir dal uzarken başka bir dal da uzar; bir yaprak açarken diğerleri açar; bir meyve oluşurken başka bir meyve olgunlaşır. Bir çekirdeğin meydana gelmesi başka bir çekirdeğin meydana gelmesine mâni olmaz.
Ağacın hayatını sağlayan düzen, maddî bir cisim gibi bir daldan diğerine giderek çalışmaz. Aynı hayat ve yaratılış düzeni, ağacın bütün parçalarında birden hükmünü gösterir.
Demek ki tek bir ağacın bünyesinde bile birbirinden farklı binlerce faaliyet aynı anda gerçekleşebilmektedir.
Bu üç misal, aynı hakikati farklı yönlerden açıklıyor:
Yer çekimi, aynı kanunun çok farklı cisimler üzerinde eşzamanlı hükmünü gösteriyor.
Güneş, tek bir kaynağın sayısız aynada aynı anda tecelli edebildiğini ve farazî olarak şuuru bulunsaydı bir muhaberenin diğer muhabereye mâni olmayacağını gösteriyor.
Çınar ağacı ise tek bir hayat ve yaratılış düzeninin, birbirinden farklı binlerce noktada aynı anda hükmedebildiğini gösteriyor.
Bütün bunlar bize şu önemli sonucu veriyor:
Bir işin bir yerde gerçekleşmesi, başka bir yerdeki işe engel değildir. “Bir tek şey ancak bir yerde bulunabilir ve ancak bir işle ilgilenebilir” şeklindeki düşünce, sınırlı mahlûklar için geçerlidir; mutlak bir kaide değildir.
Şimdi bu misalleri Allah’ın kudreti hakkında düşünelim.
Allah bir kanun değildir; yer çekimini yaratan O’dur. Allah güneş değildir; güneşi ve onun ışığını yaratan O’dur. Allah ağacın hayat düzeni değildir; o hayat düzenini ağaca yerleştiren ve idare eden O’dur. Dolayısıyla mahlûkatta gördüğümüz bu sınırlı örnekler, Allah’ın kudretinin kendisi değil, O’nun kudretini anlamamıza yardımcı olan temsillerdir.
Allah’ın fiillerine baktığımızda mesele daha açık hâle gelir. Allah:
Alim’dir: Aynı anda bütün varlıkları bilir. Bir kulunun hâlini bilmesi, diğer kulunun hâlini bilmesine engel değildir.
Semi‘dir: Sayısız kullarının dualarını aynı anda işitir; birinin duası diğerinin işitilmesine perde olmaz.
Basir’dir: Bütün mahlûkatı aynı anda görür.
Halık’tır: Sayısız varlığı aynı anda yaratır.
Rezzak’tır: Denizdeki balığın, gökteki kuşun, topraktaki karıncanın ve insanın rızkını aynı anda verir.
Muhyi’dir: Sayısız canlıya aynı anda hayat verir.
Bu sebeple Allah’ın bir kulunun duasını işitmesi, başka bir kulunun duasını işitmesine engel olmaz. Bir canlıyı yaratması başka bir canlıyı yaratmasına mâni değildir. Bir yaprağın düşmesini bilmesi, aynı anda kâinattaki diğer hadiseleri bilmesine engel değildir. Bir karıncanın rızkını vermesi, milyarlarca başka canlının rızkını vermesine mani olmaz.
Çünkü Allah’ın kudreti bölünmez, azalmaz ve tükenmez.
Burada Ehadiyet ve Samediyet sırrı da anlaşılır.
Allah Ehaddir; birdir ve eşi benzeri yoktur. Fakat bu birlik, O’nun yalnızca kâinata genel bir tasarrufla hükmettiği anlamına gelmez. Her bir mahlûka ayrı ayrı teveccüh eder; her birinin hâlini, ihtiyacını ve duasını bilir.
Allah Samed’dir. Bütün mahlûkat O’na muhtaçtır; O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Sayısız mahlûkun aynı anda O’na muhtaç olması, O’nun kudretinde hiçbir azalma meydana getirmez.
Şu halde, güneş, Allah’ın “Nur” isminin yalnızca maddî ve sınırlı bir aynası olduğu halde tek başına sayısız aynada aynı anda tecelli edebiliyor ve farazî olarak şuuru bulunsaydı bir aynadaki muhabere diğerine sed çekmeyecekti. Öyleyse güneşi ve bütün bu özellikleri yaratan Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudreti için “bir işi yaparken diğerini yapamaz” demek nasıl mümkün olabilir?
Allah’ın izniyle, yer çekimi kanunu, aynı anda sayısız cisim üzerinde hükmediyor; güneş tek olduğu hâlde sayısız aynada aynı anda görünüyor; çınar ağacının hayat ve yaratılış düzeni binlerce farklı noktada aynı anda hükmünü sürdürüyor.
Bütün bunlar, insanın anlama aleti olan aklına meseleyi yaklaştırır ve şu hakikati kavramasına yardımcı olur: Allah’ın kudretinin bütün kâinatta aynı anda tasarruf etmesi imkânsız değildir. Bilakis O’nun sonsuz kudreti karşısında böyle bir tasarruf son derece tabiîdir.
İnsan, kendi sınırlı kudretine bakarak bunu zor görebilir. Fakat yer çekimi kanunu, güneş ve çınar ağacı gibi mahlûkatta gördüğümüz örnekler, “bir iş bir işe mâni olur” düşüncesinin mutlak olmadığını göstermektedir. Bunların her biri sınırlı birer mahlûk olduğu hâlde, kendi ölçüleri içerisinde sayısız varlık üzerinde aynı anda tesir gösterebilmektedir.
Öyleyse bütün bunların Halıkı, Rabbi ve Mâliki… olan Allah’ın sonsuz kudretinin bütün kâinatta aynı anda tasarruf etmesini anlamamak için hiçbir sebep yoktur.
Bu hakikati anlayan akıl ikna olur; insanın nefsi de teslim olur. Çünkü mesele artık yalnızca “inanılması gereken bir şey” olarak değil, aklen anlaşılabilir ve misallerle kavranabilir bir hakikat olarak görünür.
Özetle:
Allah’ın bir işi, başka bir işine engel değildir. Bir kulun duasını işitmesi başka bir kulun duasını işitmesine mâni olmaz. Bir canlıyı yaratması başka bir canlıyı yaratmasına engel değildir. Bir yaprağı yaratması bütün kâinatı yaratmasına mâni değildir.
Çünkü O’nun kudreti bizim kudretimiz gibi sınırlı, bölünebilir ve tükenebilir değildir. Bir tek Zât olduğu hâlde bütün kâinatı aynı anda bilmesi, görmesi, işitmesi, yaratması, yaşatması ve idare etmesi, O’nun mutlak kudretinin bir neticesidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bir olan Allah aynı anda her şeyi nasıl bilir ve yapar?
- Nuraniyet hakikatine bilim ışığında örnekler verebilir misiniz?
- Öğreten insan mıdır Allah mı?
- Hz. Musa Azrail’e tokat vurmuş mudur?
- Allah her hücrede var mı?
- Rabbimizin yarattığı her şeyde sonsuz hikmetler vardır, demek caiz midir?
- Allah neden bana acı çektiriyor?
- Cansızlardan canlılar nasıl meydana gelmektedir?
- Zat Cenneti ne demektir?
- İki rekat namaza, hac ve umre sevabı nasıl verilir?