Bilim adamları Allah'ın varlığını dünyada iyilik olsun diye savunmaktadırlar iddiasına nasıl cevap verilebilir?

Soru Detayı

- Öncelikle Allahın varlığını ispat eden bilim adamlarının bunu sırf iyilik olsun dünyada barış olsun diye (ahiret var hesap var korkusuyla) yaptıkları aslında HAŞA Allah olmayıp öyle gösterildiği düşüncesinde olan birinin sorusuyla karşılaştım.
- Keza alim insanlarda bu düşünce etrafında sırf dünyada iyilik barış olsun diye Allah var ahiret var düşüncesiyle insanları kandırdı sorusuyla da?
- Bu soruya karşılık nasıl bir cevap vermeliyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu asırda din gibi ciddi konuları tartışanların “ağızlarının söylediklerini kulaklarının iyi duyması gerekir”. Eğer herkes hayalindeki kuruntusunu ilim adına ortaya koyarsa, ortada ilim diye bir şey kalmaz. Sorudaki “birilerinin” sözleri de bundan farklı değildir. Hiç ir mesnede dayanmayan, hayalinde tasavvur ettiği bazı vesveselerini ilim mahfillerine taşımak, en hafif ifadeyle “bir utanmazlık, vurdunduymazlık”tır.

Şimdi bu iddiada bulunanlara karşı şöyle bir soru sorulsa, onlar ne cevap verirler?

“Siz aslında Allah’ın varlığına inanıyorsunuz. Yalnız içinde bulunduğunuz çevrenin baskısıyla ateist görüntüsünü veriyorsunuz…” Keza, “Ateist olan bütün ilim adamlarının hepsi, Allah’ın varlığına inanıyorlar. Çünkü okudukları ilimler bunu söylüyor. Bunlar geri zekalı olmadıklarına göre, inanmamaları için hiçbir gerekçe yoktur. Ancak, onlar çevrelerindeki insanlardan farklı olduklarını göstermek, şöhret olmak ve şov yapmak adına inanmadıklarını söylüyorlar... Nitekim en azılı ateistlerden bazılarının ömürlerinin son çeyreğinde Allah’a iman ettiklerini  bildirmeleri, bunun göstergesidir.”

Şu nokta da çok önemlidir: İman eden ilim adamları Allah’tan ve hesap gününden korktukları için kolay kolay yalan söyleyemezler. Buna mukabil, hesap gününe inanmayan kâfirlerin yalan söylemeleri çok kolaydır.

Şimdi şu noktayı da göz ardı etmemek gerekir ki: “İlim adamlarının inanmadıkları halde, inanmış görüntüsünü verdiklerini” iddia etmek, ilim açısından hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan boş bir iddiadır. Çünkü, hiç kimse başkalarının zihnindekini okuyarak objektif bir yargıya varamaz. Bu düşünce, ilim açısından değersiz bir iddia olduğu gibi, mantık bakımından da delilsiz olduğu için bir atmasyondan öteye geçemez.

İnanmayan bir kimsenin “inanmış olduğunu söyleyerek” korktuğundan kurtulmak yoluna baş vurmasına inanmak için hiçbir sebep yoktur. Çünkü bir insan inanmadığı halde nasıl olur da hesap gününden korkar? İnanmadığı halde nasıl olur da -varlığına inanmadığı- Allah’tan korkar? Bunun mantığı var mı? Eğer bir yerde korku varsa, orada korkulan şeyin varlığına inanmak vardır. Bundan anlaşılıyor ki, bu ateistler de aslında Allah’a ve hesap gününe inanıyorlar, en azından var olabileceğine kuvvetle ihtimal veriyorlar. Bazı bilim adamlarına “inanmadıkları halde korkudan inandıklarını söylediklerini” yakıştırmaları, onların kafasında da bu korkunun varlığını göstermektedir. Çünkü, insanlar genellikle başkasını kendine kıyasla tanımaya çalışır...

Sorudaki bir nokta da: “bazı bilim adamlarının inanmadıkları halde, dünyada huzur ve barışın olması için insanları Allah ve hesap günüyle korkuttukları” iddiasıdır. Bunun da hiçbir mesnedi veya delil olmadığı halde, ateistlerin kurguladıkları yalanlardan biridir. Bununla beraber, insanların huzurunu, barışını isteyen güzel insandır. Böyle güzel insanların yalan gibi çirkin işler peşinde koşmaları düşünülemez. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle:

“Dindar bir adam din muhabbeti için 'Hak böyledir. Hakikat budur. Allah'ın emri böyledir.' der. Yoksa, Allah'ı kendi keyfine konuşturmaz. Hadsiz derece haddinden tecavüz edip, Allah'ın taklidini yapıp, onun yerinde konuşmaz, 'Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir ki?..' mealindeki Kur’an’ın düsturundan titrer.” (bk. Mektubat, s. 311-312)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun