Benimle yardım dilenilemez, Allah'tan yardım dilenilir, hadisi sahih midir?

Tarih: 02.11.2013 - 01:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Rasulullah (s.a.v.) yaşarken bir münafık vardı, müminlere durmadan eziyet ediyordu. Bir gün Ebu Bekir Sıddik (r.a.) dedi ki:

"Kalkın gidelim, bu münafığa karşı Rasulullahtan yardım dileyelim." Kalkıp Rasulullaha (s.a.v.) gittiler. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

"Benimle yardım (istiğase) dilenilemez, Allah'tan yardım (istiğase) dilenilir." (Taberânî'nin, el-Mu'cemu'l-Kebir; Beyhaki)

- Bu rivayetinin sıhhat ve tahrici nasıldır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İbn Teymiye, bu hadis rivayetiyle ilgili olarak şöyle der:

“Bazı kimseler, hu hadis rivayetine dayanarak Hz. Peygamber (asm)'den (vesilelik bağlamında) yardım dilenemeyeceğini söylerler. Bu yanlıştır. Bunun manası şudur:"

"Allah’tan başka kimsenin güç yetirmediği konularda Allah’tan başkasından yardım dilenmez. Yoksa, sahabe, Hz. Peygamber (asm)'den dua istiyorlar ve onu vesile kılarak Allah’ın yağmur yağdırmasını talep ediyorlardı. Buhari'de geçtiği üzere, İbn Ömer şöyle demiştir:

'Bazen Hz. Peygamber yağmur için dua ederken, ben onun mübarek yüzüne bakıyor ve “Şairin (Ebu Talib’in) söylediği: ‘Bulut onun yüzsuyu hürmetine yağmur indirir.’ şiirini hatırlardım.” (bk. İbn teymiye, Mecmuu’l-Fetavî, I/108-110)

Bu açıklamadan anlaşılıyor ki, İbn Teymiye Taberani’de yer alan bu rivayeti sahih kabul ediyor ve yanlış anlaşılmaması için de açıklamalarda bulunuyor.

Nitekim aynı yerde bu konuyla ilgili olarak şunları söyler:

“Günahları affetmek, kalplere hidayet vermek, yağmur yağdırmak, bitki bitirmek, gibi ancak Allah’ın yapabileceği konularda Allah’tan başkasından yardım dilenmez. Tabrani’deki hadisi bu şekilde anlamak gerekir. Yoksa, Hz. Peygamber (asm)'den şefaat dilenmez, yağmur için vesile yapılmaz demek yanlıştır." (bk. a.y)

Heysemi de Taberanî’nin bu rivayetinin senedinin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Zevaid, h.no.17276)

Ancak bu  rivayette yer alan İbn Lehia zayıf bir ravidir. Fakat Heysemi, onun rivayetinin de “hasen” sayılabileceğine işaret etmiştir. (a.y.)

Aynı hadis rivayeti İbn Hanbel’de de yer almıştır. Ancak oradaki ifade şöyledir: Ubade b. Samit anlatıyor:

“Biz bir yerde otururken, Hz. Peygamber bize doğru geldi. Ebu Bekir: ‘Resulullah geliyor; ayağa kalkalım ve o münafığa karşı ondan yardım isteyelim.’ dedi. (Onun sözlerini işiten) Resulullah: ‘Benim için ayağa kalkılmaz, Allah için kalkılır.’ buyurdu.” (bk. Ahmed b. Hanbel, h.no: 22707)

Burada da görüldüğü gibi Resulullah’ın tevazuu vardır. Kanaatimizce, Hz. Peygamberin kimsenin kendisi için ayağa kalkmasını istemediği bilinmekle beraber, bu hadisi şöyle de anlamak gerekir: “Bir insanın önünden kalktığınız zaman, onun büyüklüğünü düşünüp kalkmayın; ona bir ikram olarak sırf Allah için kalkın.”

Çünkü, İslam literatüründe, alim ve salih kimselere karşı ayağa kalkmanın müstehap olduğu bildirilmiş ve bu eylem de önünden kalkılan kişinin -makam, mevki ve nüfuzunun- büyüklüğü nazara alınarak değil, ona bir ikram olarak yapılmasının gereğine işaret edilmiştir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 11/50)

Keza Hz. Peygamberin kızı Hz. Fatıma’yı ayağa kalkarak karşıladığı bilinmektedir. (İbn Hcer, a.y.)

İmam Gazali’nin dediği gibi, "Kişiye ikram olsun diye kalkmak caizdir, ona fazla tazim maksadıyla kalkmak mekruhtur.” (İbn Hacer, a.y.)

Alimler, salih, hayır hasenat sahibi kimselerin önünden kalkmakta bir sakınca olmadığını belirtmişlerdir.(İbn Hacer, a.y.)

İmam Nevevi de ehl-i ilim, ehl-i salah, akraba, yaşlı kimselerin önünden -ikram olsun diye- kalkıp saygı göstermenin müstehap olduğunu belirtmiştir. (Nevevî, el-Ezkar, 1/268)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun