Bazı rivayetlerde, Hz. Mehdi'nin, içtihatlarında mezheplere muhalefet edeceği ve alimlerin ondan uzak duracağı şeklindeki açıklamaları nasıl değerlendirmek gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Verdiğiniz kaynakta geçen ifadeler hadis değildir, İbn Arabî’nin kendi ifadesidir. (bk. Futuhat el-Mekkiye, 66. bab, 3/327- 328)

İbn Arabi, ilgili ifadelerinde bazı hadislerin rivayetlerine de zımnen işaret eder tarzda konuyu açıklamaya çalışmakla beraber, sorudaki ifadelerin hadisle bir alakası yoktur.

İbn Arabî’nin işaret ettiği konulara bazı alimler de işaret etmişlerdir. Hz. Mehdi’nin mezhepleri ortadan kaldırıp kaldırmayacağı veya hangi mezhebe tabi olacağı, Hanefî mi, Şafii mi olacağına dair farklı mezhep alimleri arasında, farklı kanaatler söz konusu olmuştur.

Bununla beraber, “Hz. Mehdi’nin bir melek-i ilham ile hareket edeceği, mezhep alimlerinden farklı içtihatlarda bulunacağı, bu sebeple de özellikle mezhep mukallitleri fakihlerin ona düşmanca davranacağı, yalnız kılıcından korktukları için ona baş eğeceklerine” dair ifadeler, İbn Arabî’nin kendi keşifleri olabilir. Ve bu ifadeleri de “mevcut anlayışları okşayan, gerçekleri dolaylı olarak anlatan” bir üslup olarak değerlendirmekte fayda vardır. Zira, İbn Arabî’den asırlar sonra -ahir zaman olaylarının cereyan ettiği zamana çok daha yakın olarak- gelen ve dolayısıyla Hz. Mehdiyi  ve Deccalı çok iyi bilen asrın allamesi Bediüzzaman Said Nursi’ye göre, Mehdi’nin kılıcı “kalem-fikir” türü manevî, ilmî  bir kılıç olacaktır. Bu sebeple İbn Arabî’nin dediği “kılıcı” manevî olarak anlamak gerekir.

Keza, “Hz. Mehdiye alimlerin itirazı” konusunu da “bazı alimler” şeklinde anlamakta bir sakınca yoktur. Zaten bütün fakihlerin ona karşı çıkması pek makul da görünmemektedir. “Kendisinin farklı içtihatları” da “bütün içtihatları” değil, “bazı içtihatları” olarak anlamak gerekir, diye düşünüyoruz.

Özetlersek, İbn Arabî’nin genellikle keşiflerinden hareketle verdiği bilgileri kapalı ifadeler olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü, geleceğe ait konularda kapalı ifadelerin kullanılması, bir yandan -tabir yerindeyse- statükocu alimlerin ve onlara bağlı olan kitlelerin düşüncelerini okşamak, bir yandan da “gaybî ihbar” meselesi olduğundan dolayı Allah bildirmezse “kimse gaybı bilemez” düsturuna karşı saygısızlık etmemenin gereğinden kaynaklanmaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR