Bazı eserlerde geçen “Avrupa’nın kâfir zalimleri, Asya’nın münafıkları..." ifadesinde kastedilen kimlerdir?

Tarih: 27.05.2011 - 09:25 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kâfir iki manada kullanılır: Biri, Allah’ı inkâr eden ateist inkârcılar hakkında; diğeri ise, Hz. Muhammed’in nübüvvetini inkâr edenler hakkında kullanılır.

Soruda yer alan ifadede geçen kâfir kavramı bu ikinci manada olup gayri müslim manasınadır. Buna göre gayri müslim bir kimse, ister Ehl-i kitap olsun ister olmasın kâfir kavramı içerisinde yer alabilir.

Dolayısıyla Avrupa’nın kâfirleri bellidir. Bu kâfirlerin bir de zalim kısmı vardır. Çünkü zalim olmayan, başkasına haksızlık etmeyen kâfirler de vardır. Nitekim,

“Zulmedenleri hariç, Ehl-i kitab ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlahımız da sizin İlahınız da bir ve aynı İlahtır ve Biz O’na gönülden teslim olduk.”(Ankebut, 29/46)

mealindeki ayette de bu ayırımı görebiliyoruz.

Münafık ise, adı Müslüman kendi kâfir olan iki yüzlü kimsedir. Avrupa’da gayri müslimler hâkim olduğu gibi, Asya’da da İslam hâkim olmuştur. Bu sebeple Asya İslam diniyle anıldığı için, oradaki kâfirler, daha çok münafık tipindeki iki yüzlü kâfirlerdir. Yani İslam aleminin değişik ülkelerinin başına geçmiş olan münafıklar veya Müslümanlarla barış içerisinde görünüp de alttan onların kuyusunu kazan kâfirlerdir. Bu tavır da iki yüzlülük olduğu için münafıklar listesine dahildir.

Ayrıca, Asya münafıkları ifadesinden, İslam ülkelerinde yaşayan, kendi gerçek kimliklerini saklayarak Müslümanları aldatan, bir kısmı yabancı devletler adına, oralardaki localar, dernekler ve teşkilatlar hesabına faaliyet gösteren yöneticiler, yazarlar ve bilim adamları da akla geliyor.

İlgili ifadenin biri, Risalede şöyle geçmektedir:

“Âyâ zanneder misin ki; bu milletin fakr-ı hali, dinden gelen bir zühd ve terk-i dünyadan gelen bir tembellikten neş'et ediyor. Bu zanda hata ediyorsun. Acaba görmüyor musun ki, Çin ve Hind'deki Mecusi ve Berahime ve Afrika'daki zenciler gibi, Avrupa'nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler. Hem görmüyor musun ki, zarurî kuttan ziyade Müslümanların elinde bırakılmıyor. Ya Avrupa kâfir zalimleri veya Asya münafıkları, desiseleriyle ya çalar veya gasbediyor.”(Mesnevî-i Nuriye, Zühre, Yedinci Nota; Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Nota).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun