Bir alim, neden öncekilerin seviyesine çıkamıyor?

Tarih: 04.12.2019 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Şimdiki alimlerin geçmiş yüzyıllarda yaşamış alimlerin bütün birikimlerine ulaşma imkanı olduğu halde, neden onların seviyesinde bir alim yetişmiyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Üstad Bediüzzaman Said Nursi, 27. Söz’deki İctihad risalesinde, günümüzde eski alimler düzeyinde, özellikle dini alanlarda alimlerin neden yetişmediğine dair söylediklerini, şöyle özetleyebiliriz:

Nasıl ki çarşıda, mevsimlere göre birer meta revaç buluyor. Öyle de insanların sosyal ve medeni hayatında, her asırda birer meta revaç buluyor. Mesela, şu zamanda siyaset metaı ve hayat-ı dünyeviyenin temini ve felsefenin revaçları gibi hususlardır. Selef-i salihîn asrında ve o zaman çarşısında en mergub meta ise, Allah’ın rızası ile Allah’ın bizden istediklerini Kitabından çıkarıp ortaya koymak ve ebedi ahiret saadetini kazandırmak idi.

İşte o zamanda zihinler, kalpler, ruhlar, bütün kuvvetleriyle, yerler ve gökler Rabb’inin rızasını kazanmaya yönelik olduğundan; sosyal hayatın sohbetleri, olayları ona bakıyordu. Ona göre cereyan ettiğinden her kimin güzelce bir istidadı bulunsa, onun kalbi ve fıtratı, şuursuz olarak her şeyden bir marifet dersi alır. İşte şu tarzda fıtrî bir ders alan biri çabuk ve az zamanda alim olurdu.

Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa’nın tahakkümüyle, materyalist felsefenin etkisiyle, hayat şartlarının ağırlaşmasıyla, fikir ve kalpler dağılmış, himmet ve inayet bölünmüş. zihinler maneviyata karşı yabanileşmiştir.

İşte bunun içindir ki şu zamanda birisi; dört yaşında Kur'an’ı hıfzedip, alimlerle mübahase eden Süfyan İbn-i Uyeyne gibi bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan’ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan, on senede içtihadı tahsil etmiş ise şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin. Çünkü Süfyan’ın doğal olarak eğitime başlama yaşı çocukluktan başlar. Yavaş yavaş istidadı gelişir, her şeyden ders alır.

Amma onun benzeri, şu zamanda zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı dünyeviyede sersem olmuş, istidadı körelmiş. Fen bilimlerinde istidadı gelişmişken, dini ilimlerde gerilemiş. Onun için bugünkü alim, o günkü alim için “Ben de onun gibi zekiyim, niçin ona yetişemiyorum?” diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez. (bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, İctihad Risalesi)

Sonuç olarak diyebiliriz ki, eski alimler çocukluğundan itibaren bütün gördükleri, duydukları ve yaşadıkları din merkezli olmuş, Allah rızası esas alınmış. Fıtratları bozulmadan bunlarla gelişmiş ve zamanla neşvünema bulmuş. Dünyevi, din dışı söylemler onun zihnini meşgul etmemiş, böylece fıtri istidat ve kabiliyetleri gelişmiş, takva ve ferasetleri artmış, az zamanda çok şeyler öğrenebilmiştir.

Günümüzde ise durum değişmiş, insan zihni küçüklükten itibaren bin bir çeşit şeyle meşgul olmaktadır, fikirler dağınıktır. Sanki bir bütün bin parçaya bölünmüştür. Dünyevi amaçlar uhrevi amaçların önüne geçmiştir. Zeki, akıllı ve bilgili olmalarına rağmen takvada zayıf veya tersi bir durum söz konusu olmuştur. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı da ilimleri, eski alimlerde olduğu gibi, enine boyuna ve derinlemesine kapsayıcı olmamaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun