Allah'ın kötü bildiği bir kul ölünce, insanların iyilikle yad etmesinden dolayı affedilip cennete gireceği, anlamına gelen bir hadis var mıdır? Böyle bir şey olabilir mi, bu hadis sahih midir?

Tarih: 22.03.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce hadisin -bizce- doğru tercümesi  şöyledir:

“Ebu Hureyre anlatıyor; Resulullah(a.s.m) -Rabbinden aktararak- şöyle buyurdu:

“Her hangi bir Müslüman kul ölür de yakın komşularından üç ev halkı kendisinin iyiliğine şahadet ederse, Allah da  şöyle buyurur: “Ben bu kullarımın -kendi bildikleriyle alakalı olarak- yaptıkları şahitliği kabul ettim ve (onların bilmeyip de) benim bildiğim şeyleri (kulumun kusurlarını da) affettim.”
(Ahmed b. Hanbel, 2/384, 408).

Başka bir hadis rivayetinde bu mana daha açık olarak şöyle ifade edilmiştir:

“Her hangi bir Müslüman kul ölür de yakın komşularından dört ev halkı kendisinin lehinde şahadet ederse,  Allah da  şöyle buyurur: “Ben sizin bildiklerinize dayanarak onun hakkında yaptığınız şahitliğinizi kabul ettim ve sizin bilmediğiniz (kusurlarını da) affettim.”
(Ahmed b. Hanbel, 3/242).

Hafız Heysemî bu hadis rivayetinin sahih olduğunu söylemiştir.(bk. Zevaid, 3/4).

Hz. Enes’ten gelen bazı rivayetleri Buharî de aktarmıştır. Bu rivayete göre, sahabenin yanından geçtiği bir cenaze hakkında övücü şeyler söylediler, bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m) “vacip oldu” diye buyurdu. Sonra başka bir cenazenin yanından geçtiler ve onun hakkında kötü şeyler söylediler, bunun üzerine Peygamberimiz(a.s.m) yine “vacip oldu” buyurdu. Ömer, “Ya Resulallah!  Vacip olan nedir?” diye sorunca, Peygamberimiz (a.s.m) “Şunu hayırla yâd ettiniz, ona cennet vacip oldu; şunu da kötülükle yâd ettiniz ona da ateş/cehennem vacip oldu. Siz  Allah’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz.” buyurdu.(Buharî, Cenaiz, 86).

Bizzat Hz.Ömer (ra)’den nakledilen bir rivayette ise “Dört kişinin -hatta üç veya iki kişinin- iyiliğine şahadet ettiği kimsenin cennete gideceğine” dair bir bilgiye yer verilmiştir.(Buhari, a.g.e).

İslam alimleri bu gibi hadislerden şu sonuçları çıkarmıştır:

a. Hz. Peygamber (asv)'in  söz konusu ifadeleri, hayır sahibi için cennetin, kötülük işleyen için cehennemin vacip olduğunu göstermektedir. Buradaki vacip ile kastedilen o şeyin sabit olmasıdır. Çünkü bu, gerçekleşmesinin sıhhati bakımından vacip olan şey gibidir. Aslında Allah üzerine hiçbir şey vacip olmaz. Sevap vermek tamamen onun lütfü, cezalandırmak adaletidir. O, yaptıklarından sorguya çekilemez.

b. Bazı alimler göre, hadiste ifade edilen durum yalnızca buradaki iki ölüye özgüdür. Çünkü onların cennetlik ve cehennemlik olmaları gaybî bir konudur. Hz. Peygamber (a.s.m) Allah'ın bildirmesi ile bunu bilmiştir. Hz. Peygamber (asv) burada yalnızca Allah'ın kendisine bildirdiği hükmü haber vermiştir. Ancak İbn Hacer, Müslim’de yer alan “Siz kimi hayırla yad edersiniz ona cennet vacip olur.” şeklindeki hadisi delil getirerek bu görüşün doğru olmadığını, Hz. Peygamber (a.s.m) "Siz yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz." sözüyle sahabeye ve iman konusunda onlarla aynı nitelikte olanlara seslendiğini belirtmiştir.(İbn Hacer, Fethu’l-bari, 3/229).

c. İbnü't-Tîn,  "Bu şahitlik, sahabeye özgüdür, çünkü onlar -diğer insanlardan farklı olarak- daima  hikmetle konuşurlar" görüşünü naklettikten sonra şöyle demiştir: "Doğrusu bu, güvenilir ve muttaki olan bütün kimseler için geçerlidir.”

d. İmam Nevevî de hadiste belirtilen cennet ve cehennem hükmünün özel olduğuna işaret ederek şöyle demiştir: "Öyle anlaşılıyor ki sahabenin kötü bir şekilde andığı kişi münafıklardandı." Ben  (İbn Hacer) derim ki: Ahmed İbn Hanbel'in, sahih bir senetle Ebû Katâde'den rivayet ettiği "Sahabenin kötü bir şekilde yâd ettiği kişinin namazı kılınmadı, diğer kişinin namazı kılındı." şeklindeki hadis de bu sonuca götürmektedir(a.g.e.).

e.
Bir ölünün iyi veya kötü olduğuna dair yapılan şahitlik ancak âdil, takva sahibi, salih, dürüst ve fazilet erbabı olan kimseler tarafından yapıldığı takdirde, bir değer ifade eder. Her türlü garaz ve haset yapabilen fasık kimselerin şahitliği geçerli değildir. Sahabeler bu özellikleri taşıdıkları için şahitlikleri makbul sayılmıştır.

Adeta onların bu hasbî ve samimî şahitlikleri, Allah’ın ilhamına mazhar ve iman nuruyla bakan ve  “intak-ı bilhak” nevinden olan bir şahadettir. Bununla beraber, sahabenin leh veya aleyhteki bu şahitlikleri şeriatın zahirî hükümleri göz önünde bulunduran ve o kimselerin iyi veya kötü amellerine olan aşinalıktan doğan bir şahadettir. Başka insanların ölü hakkındaki şahadetleri böyle maddî manevî gözlemlerden uzak olduğu için her zaman isabetli olmayabilir. (bk. a.g.e, 3/229-230)

Özetlersek, Müslümanların kendi ölüleri hakkında kin ya da sevgiden doğmayan şahitliklerini Allah hesaba katar. Bu yüzden Allah Rasûlü (asv) Efendimiz : "Ölülerinizin iyi yönlerini anın." (Tirmizî, cenâiz 34) buyurmuştur. Hüsn-ü şehadette ve hüsn-ü zanda bulunmanın günahı yoktur. Ancak bunu aşırıya götürmek ve tekrar tekrar söyletmek doğru değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun