Allah'ın bizi yarattığını nereden biliyoruz, belki başka uzaylı bir yaratıcı daha vardır, diyen kişinin amacı nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu insanın amacı muhalefet etmektir. Ancak muhalefet etmek için böyle bir iddiada bulunan kişi, yine kendi tuzağına düşmektedir. Çünkü Allah'tan başka birisinin kendisini yarattığını iddia eden birisi, onu ilah olarak kabul etmiş olur. Böylece Kitap ve peygamberler göndererek, kendisini insanlara tanıtan Allah'ı kabul etmek yerine, farazi bir ilahı kabul etmeye mecbur kalmaktadır.

Uzaylının kendisini yarattığını iddia eden kişi, o uzaylıyı ilah kabul etmiş olur. Alim ve Kadir olan Allah'ı kabul etmek yerine bilmediği, tanımadığı, kendisinden bihaber olduğu bir ilahı kabul etmek gibi bir acziyet içerisine düşmektedir. "Allah'ı inkar edeyim de varsın bilmediğim bir ilahı kabul edeyim." demenin hiçbir delili ve mantığı yoktur. Bunu kabul etmek şeytanın maskarası olmaktadır.

Kainattaki düzen Allah'tan başka ilah olmadığını göstermektedir.

"Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir." (Enbiya, 21/22)

Yerde ve göklerdeiki ayrı kudret sahibi bulunsaydı, durum ne olurdu? Onlardan yalnız birisi tasarruf ve tedbire sahipse, diğeri âciz ve noksan demektir. Âciz olan hiç­bir zaman ilâh olamaz. İkisi de eşit kudrete sahip bulunsaydı, ayrı ayrı dü­zenlerin, sistemlerin bulunması gerekirdi, O takdirde bugünkü tek ve şaş­maz düzen olmazdı. İkisinin anlaşabildiğini ve tek düzen kurup birleştik­lerini varsayalım; o takdirde iki illetin bir malûl üzerinde çarpışması ve sürtüşmesi gerekirdi. Böyle olunca da yine görünen nizam olmazdı. Bir­birleriyle anlaşmazlık halinde olsalar, birinin yaptığını diğeri bozar, anar­şi başlar ve düzen diye bir şey vücut bulmazdı.

Her biri düzen için cüz'î bir kudret ve illeti meydana getirmiş dersek, o takdirde her biri kendi kudretini tam olarak ortaya koyma imkânına sa­hip değildir. Bu durumda da ilâh olmaları düşünülemez.

İlâhlardan biri diğerinin illeti, o diğeri de kâinatın illetidir dersek, malûl olan ilâh illete muhtaç bulunduğu için ilâh olamaz. Hem o takdirde illet-malûl geriye doğru gider ve böylece illetler, malûller zincirinin önce­si ve başlangıcı olmaz, illet-mâlûl halkaları uzayıp giderdi. Bu da caiz değidir. Aynı zamanda ilâhlık vasfını temelinden yıkmaktadır.

İşte Kur'ân-ı Kerim bu gerçeği belirterek bize şu aydınlatıcı ana bil­giyi veriyor; "Eğer gökte ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, gökle yerin düzeni bozulup alt-üst olurdu."

O halde bir olan, dengi, benzeri, eşi, ortağı ve yardımcısı bulunmayan Allah; inkarcı sapıkların, maddeci şaşkınların, putperest azgınların, şüp­heci beyinsizlerin vasfettikleri noksanlıklardan, mahlukî sıfatlardan çok yücedir, çok münezzehtir. Selim akıl bunun şahidi, sağduyu bunun açıklayıcısı, ilim bunun kanıtlayıcısı, imân bunun temel yapısıdır. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Enbiya, 22. ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR