Kâinatta birbirleri ile anlaşabilen birden fazla ilah bulunamaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu söz, bir ayetin anlamını içermektedir.

"Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir." (Enbiya, 21/22)

Akaidçilerin "Delil-i Temânü" dedikleri bu çok mantıkî delil ve ku­ralın sebebi gayet açıktır:

1. Mutlak düzeni vücuda getiren, sınırsız bir kudret sahibidir. Zira düzenin büyüklüğü ve mükemmelliği, yaratanın kudretinin sınırsızlığına ve benzersizliğine delâlet eder.

2. Bu kudret, dilediği gibi tasarruf etme ve var kıldığı eşyayı belli ölçülerde tutup devam ettirmeye sahiptir. Çünkü O, başkasının em­rinde olmadığı gibi, kendisine fikir verecek bir yardımcıya da muhtaç de­ğildir. Varlığı kendisinden olduğu gibi, üstün kudret, sınırsız ilim ve irâ­desi de kendisindendir,

3. O her şeyi modelsiz, örneksiz ve benzersiz yaratır. Çünkü kendi­sinden önce hiçbir kudret yoktur ki, onu misal alsın; ortaya konmuş hiç­bir eşya yoktur ki, onları örnek edinsin. Başlangıcı olmadığı gibi, sonu da yoktur. O bakımdan tedbir ve tasarrufunda hiçbir şeye muhtaç değil­dir. Zira ihtiyaç noksanlıktan, kudretsizlikten kaynaklanır. O her türlü nok­sanlıktan ve kudretsizlikten pak ve yücedir.

4.  Yerde ve göklerde bu ölçü ve anlamda, bu vasıf ve kemalde iki ayrı kudret sahibi bulunsaydı, durum ne olurdu? Onlardan yalnız birisi tasarruf ve tedbire sahipse, diğeri âciz ve noksan demektir. Âciz olan hiç­bir zaman ilâh olamaz. İkisi de eşit kudrete sahip bulunsaydı, ayrı ayrı dü­zenlerin, sistemlerin bulunması gerekirdi, O takdirde bugünkü tek ve şaş­maz düzen olmazdı. İkisinin anlaşabildiğini ve tek düzen kurup birleştik­lerini varsayalım; o takdirde iki illetin bir malûl üzerinde çarpışması ve sürtüşmesi gerekirdi. Böyle olunca da yine görünen nizam olmazdı. Bir­birleriyle anlaşmazlık halinde olsalar, birinin yaptığını diğeri bozar, anar­şi başlar ve düzen diye bir şey vücut bulmazdı.

Her biri düzen için cüz'î bir kudret ve illeti meydana getirmiş dersek, o takdirde her biri kendi kudretini tam olarak ortaya koyma imkânına sa­hip değildir. Bu durumda da ilâh olmaları düşünülemez.

5.  İlâhlardan biri diğerinin illeti, o diğeri de kâinatın illetidir dersek, malûl olan ilâh illete muhtaç bulunduğu için ilâh olamaz. Hem o takdirde illet-malûl geriye doğru gider ve böylece illetler, malûller zincirinin önce­si ve başlangıcı olmaz, illet-mâlûl halkaları uzayıp giderdi. Bu da caiz değidir. Aynı zamanda ilâhlık vasfını temelinden yıkmaktadır.

İşte Kur'ân-ı Kerim bu gerçeği belirterek bize şu aydınlatıcı ana bil­giyi veriyor;

"Eğer gökte ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, gökle yerin düzeni bozulup alt-üst olurdu..."(Enbiya, 21/22)

O halde bir olan, dengi, benzeri, eşi, ortağı ve yardımcısı bulunmayan Allah; inkarcı sapıkların, maddeci şaşkınların, putperest azgınların, şüp­heci beyinsizlerin vasfettikleri noksanlıklardan, mahlukî sıfatlardan çok yücedir, çok münezzehtir. Selim akıl bunun şahidi, sağduyu bunun açık­layıcısı, ilim bunun kanıtlayıcısı, imân bunun temel yapısıdır. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Enbiya, 22. ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun