Allah, "Korkmayın, Allah sizinle beraberdir." diye aciz ve günahkâr insanları teselli etmiyor?

Tarih: 26.07.2011 - 11:40 | Güncelleme:

Soru Detayı
- Allah, peygamberlerin anneleri, babaları gibi insanların kalplerini rahatlatmak için "Korkmayın, Allah sizinle beraberdir." dediği hâlde, bizim gibi aciz ve günahkâr insanların kalplerini neden tatminsiz bırakıyor?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah gerek maddî, gerek manevî alanda olsun, yaptığı işleri bir hikmet zincirine bağlamıştır. Mutlak kudreti hiçbir sebebe bağlı kalmadan her şeyi yapabilir. Fakat Hakîm ismi, kudretin alanını hikmetle sınırlandırıyor. Allah hikmetsiz hiçbir işi -yapabildiği hâlde- yapmaz. Yağmuru buluttan, yavruları rahimden, meyveleri ağaçtan, bitkileri taneden /çekirdekten yaratması, bu değişmez ilahî sünnetin hikmet boyutunu gösterir.

Bunun gibi, midenin doyması yemek yemekle olur. Gözün tatmin olması nesnelere bakıp görmekle olur. Kulakların tatmin olması seslere kulak verip işitmekle olur. Şehevî duyguların tatmin olması evlenmekle olur. Evrenin çift/ikili bir sistem üzerine kurulması, sebep ile müsebbeb/sebebe dayanan varlıklar arasında hikmet bağlantısını kurmaya yöneliktir.

Bundan anlaşılıyor ki, hikmet bağlantısını kurmadan Allah’tan -özellikle imtihanın bel kemiğini teşkil eden- tatmin konusunda torpil istemek, öğrencinin tembelliğinin göstergesi olduğu gibi, haddi aşmanın da bir işaretidir. Daha ilkokulu okumadan üniversite adaylığına soyunmak ne kadar abesle iştigal ise, nefs-i emmarenin “emmare” mertebesini geçmeden “nefs-i mutmainne”nin bir sertifikası olan “tatmin” belgesini almaya heveslenmek de o kadar ciddiyetten uzaktır.

Unutulmamalıdır ki, ilim olmadan amel yapılmaz, amel olmadan ilim fayda vermez. İlim ile amel arasındaki bağ, doktor ile tedavi arasındaki bağ gibidir. Doktor olmayan reçete yazamaz. Reçete yazmayan bir doktorun varlığı ile yokluğu müsavidir. 

Peki, “bizim gibi günahkâr insanların” tedavisi nasıl olmalıdır?

Bu sorunun cevabı bellidir; bizim doktorumuz Allah ve Resulüdür /Kur’an ve Sünnettir; bir de bu iki kaynaktan yararlanarak bizim için en faydalı reçeteyi sunan İslam alimleridir. Hastalar genellikle ami insanlardır. Kendi reçetelerini tıp kitaplarından öğrenip de yazamazlar. Onun içindir ki, tıbbî kaynakları bilen doktorlara gidip onların reçetelerini kullanırlar. Din sahası, tıp sahasından daha geniştir. Çünkü din hem dünya hem de ahiret hayatının sağlıklı olmasını amaçlayan bir reçetedir.

Kur’an da kalplerin tatmin reçetesini sunmuştur:

“Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle/hatırlamakla tatmin olur.”(Rad, 13/28).

Özetlersek; insanların imtihandaki başarıları onların teorik bilgi ve uygulamalı becerilerine bağlıdır. Bu bilgiyi hazmeden ve onu yerli yerince uygulayan bir kimse ile bunların her ikisini veya birini başaramayan kimseye aynı notu vermek adalet anlayışıyla ters düştüğü gibi, gece-gündüz Allah’ı düşünüp bütün saniyelerini onun rızasını kazanmaya, onun izni olmayan hiçbir yere ayak basmamaya gayret gösteren takva sahibi insanlara Allah’ın lütfettiği kalbî tatmin mertebesine göz dikmek, bedavacılık mesleğine aday olmak demektir.

İmtihanın âdil olması adına, Allah’ın külli iradesi kulun cüzî iradesini takip eder. Kutsi hadislerde ifade edildiği gibi, önce kul Allah’a doğru bir adım atar da yola çıkarsa, Allah da o kuluna dört adım yaklaşır (yani rahmetini ona yakın eder). Kul -yavaş adımlarla da olsa- Allah’a yürüse, Allah ona koşarak gelir (rahmetini imdadına koşturur).

Bunun manası şudur: Kul yemek yer Allah onu doyurur, su içer Allah susuzluğunu giderir, evlenir Allah’a ona evlat bahşeder. Allah’ı yakından tanımak için, onun isim ve sıfatlarını ders veren, marifetullah zirvesine doğru yol aldıran eserleri okursa, Allah da ona kendini tanıttır. Allah’ı hakkıyla tanıyan onu mutlaka sever. Onu seven onsuz yaşayamaz, hayatının bütün saniyelerini onu zikretmekle geçirir; onu hatırlamakla hatırını sayar. Bu devamlı irtibat -yukarıda söz konusu edilen ayette ifade edildiği gibi- kalbin tatminini sağlar.

İnşallah hepimiz Allah’ı daha fazla tanımaya, onu sevmeye-saymaya, onu zikretmeye, hatırlamaya, rızasını kazanmaya gayret edeceğiz. Bu da Onun izni dairesinde bir hayat sürmekle olacaktır. O da -ata, lütuf ve keremiyle- kalbimizi tatmin edecek hakikatlerin çiçekleriyle bizi güldürecektir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an-ı Kerimde “Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur.” buyrulmaktadır. Zikirden kasdedilen nedir; kalbi nasıl tatmin eder?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

EN ÇOK SORULANLARDAN