Allah dini neden illaki Arap yarımadasına yollamaya kafayı takmıştır?

Tarih: 10.09.2011 - 12:15 | Güncelleme:

Soru Detayı
- Üç büyük semavi din Arap yarımadası ve civarına inmiş, ona rağmen pek başarılı olamamışlar? - Şimdi bana kalkıp 124.000 peygamber demeyin, zira hiçbirinin esamesi bile okunmuyor?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bütün evreni ve ahiret alemini kuşatan ilahî hikmetin sonsuz tezahürlerini masaya yatırmak, ancak sonsuz ilim sahibi olmakla mümkündür. Kendi tırnaklarımızın mahiyetini, şeklinin hikmetini bilmeyen, bizim asıl biyolojik bünyemizi teşkil eden içimizdeki yüz bin trilyondan fazla hücrelerin vazifelerinden, hikmetlerinden habersiz olan bizlerin kalkıp, "Allah’ın vahiylerini neden şuraya gönderip şuraya göndermediğini" sorgulamak, kelimenin tam anlamıyla cehaletten kaynaklanan bir şımarıklık örneğidir.

“Allah dini neden illaki Arap yarımadasına yollamaya kafayı takmıştır?” ifadesi, bu şımarıklığın açık bir kanıtıdır.

- “Üç büyük semavi din Arap yarımadası ve civarına inmiş ona rağmen pek başarılı olamamışlar.” ifadesi, dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu teşkil eden bu üç semavî din mensuplarının varlığına dair mevcut realiteler tarafından şiddetle tekzip edilmektedir.

Ayrıca bu ifade, dinlerin varlığının insanlar için bir imtihan olduğunun da bilinmediğini göstermektedir. Eğer bütün insanlar bu dinlere saygı gösterseydi, o zaman ahiretten söz edilemezdi. Çünkü cennet ve cehennemin varlığı, imtihanda kazananların yanında kazanmayanların varlığını da gerektirmektedir.

- “Şimdi bana kalkıp 124.000 peygamber demeyin zira hiçbirinin esamesi bile okunmuyor.” ifadesi, çok cüretkâr bir ifadedir. Çünkü bu başkaldırma, -Kur’an’da açıkça isimleri verilen yirmi beş peygamberden söz edilmiş olması bir yana-, aşağıdaki ayet ve hadislerin ifadelerini göz ardı eden bir cehaletten kaynaklanmaktadır.

“Evet, Biz seni gerçeğin ta kendisine malik olarak, rahmetle müjdeleyen ve kâfirleri azapla uyaran bir elçi olarak gönderdik. Zaten uyarıcı bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur.”(Fatır, 35/24).

“Biz senden önce de birçok peygamber gönderdik. Onlardan bazısını sana anlattık, bazısını ise anlatmadık. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmaksızın bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak ve adaletle hükmolunur ve batıl yolda olanlar hüsrana uğrarlar.”(Mümin, 40/78).

Bazı rivayetlerde 124.000 peygamberden söz edilmektedir. Bir hadisi şerifte de

"Enbiya'nın adedi 124.000'dir. Bunların içinden üç yüz on beşi resuldür." (bk. Ahmed b. Hanbel, 5/265-66; Taberanî, el-Kebir, h. no: 7871).

Hakim’in Müstedrek’inde de “Resullerin sayısının üç yüz on beş olduğu” belirtilmiştir. Hakim, bu hadisin sahih olduğunu bildirmiş ve Zehebî de onu tasdik etmiştir(bk. el-Müstedrek, II/262).

İmam Rabbanî de hem delile hem keşfe istinaden demiş ki: "Hindistan'da çok nebiler gelmiştir.”(bk. Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, Yirmi Sekizinci, Mektup, Sekizinci Mesele).

Kendisine müstakil bir din ve kitab verilen peyamberlere Resûl, müstakil bir din ve kitab sâhibi olmayıp kendinden önceki bir peygamberin kitabına uygun hareket etmekle vazifeli peygamberlere de Nebî adı verilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Yeryüzüne 124.000 civarı peygamber inmişse, bu demek oluyor ki her kavime bir peygamber gelmiştir. Yani "Biz peygamber göndermediğimiz kavimi sorumlu tutmayız." ayetini nasıl anlayacağız?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun