Allah affetmez diyeni Allah affetmez, sözü hadis mi?

Tarih: 04.04.2022 - 07:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu anlamda bir hadis var mı?
​- İki kişi konuşurken biri, Allah falan kişiyi kesinlikle affetmez dediğinde, onlara Cenab-ı Hakkın, kim benim adıma konuşan. Ben o kişiyi affettim, senin de amellerini iptal ettim, (dediği doğru mu).

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu anlamda bir hadis şöyledir:

“Bir adam; 'Vallahi Allah falancayı mağfiret etmeyecek.' diyerek kestirip attı. Allah Teala ise; 'Falancayı mağfiret etmeyeceğim hususunda yemin eden de kim?! Ben onu mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!' buyurdu.” (Müslim, Birr, 137)

Konuyla ilgili başka bir hadis de şöyledir:

“İsrailoğulları içinde, birbirine zıt istikamette iki kişi vardı: Biri günahkârdı, diğeri ise ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan, diğerine günah işlerken rastlardı da 'Bu günahtan vazgeç.' derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, vazgeç, dedi. Öbürü ise: 'Beni Allah ile başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?' dedi. Diğeri: 'Vallahi Allah seni mağfiret etmez.' veya 'Allah seni cennetine koymaz.', dedi."

"Bunun üzerine Allah Teala ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar, Âlemlerin Rabbinin huzurunda bir araya geldiler."

"Allah Teâlâ, ibadette gayret edene: 'Sen benim elimdekine kadir misin?' dedi. Günahkâra dönerek: 'Git, rahmetimle cennete gir.' Diğeri için de 'Bunu ateşe götürün.' diye emretti."

Bu hadisi rivayet eden Ebu Hüreyre (ra) der ki: (Adamcağız, Allah’ın gazabına dokunan münasebetsiz) bir söz söyledi; bu söz, dünyasını da ahiretini de helak etti." (Ebu Davud, Edeb, 43)

Bilindiği üzere;

- "Hüküm Allah'ındır.” (Enam, 6/57, 62)
- "Kendine şirk koşulmasını affetmez." (Nisa, 4/48, 116)
- "Şirkin dışındaki günahları dilediği kimseye mağfiret buyurur." (Nisa, 4/116)

Öyley­se, Allah’ın izniyle hüküm veren Hz. Peygamber (asm) Efendimiz dışında Allah’ın adına hiç kimsenin hiçbir kimse hak­kında hüküm verme hakkı olmadığı gibi, cennete ya da cehenneme gön­derme yetkisi de yoktur.

Ancak Allah'ın Kur'an-ı Keriminde ve Hz. Peygamberin (asm) hadis-i şeriflerin­de açıklamış oldukları hükümleri başkalarına açıklamak böyle değildir. Bu, sadece Allah'ın ve Elçisinin emirlerini yine Allah'ın ve Elçisinin bu konudaki emirlerine uyarak başkalarına nakletmekten ibarettir.

Bu nedenle, bir kimsenin Allah adına kendi kafasından hüküm vermesi, onu dünya ve ahirette iflasa sürükler.

Diğer taraftan bu hadisler, kişinin kendi ameline güvenmemek gereğinde canlı bir örnek sunmaktadır. Yapılan hayırlı amellere rağmen nasıl bir sonla karşılaşacağını kimse bilemez.

Aynı şekilde günah üzere olan kimselere karşı da peşin hükümlü olmamak, onların da hayırlı bir sonla bahtiyarlar zümresinden olabileceğini dikkate almak gerekmektedir.

Nitekim başka bir hadiste şöyle buyurulur:

"Kendisinden başka ilah olmayan zata yemin olsun, biriniz cennet ehlinin amelini işler işler, cennetle arasında bir zirâlık bir mesafe kala, kader galebe çalar, ateş ehlinin amelini işleyiverir ve ateşe gider. Biriniz cehennem ehlininin amelini işler işler, cehennemle arasında bir zirâ mesafe kala kader galebe çalar ve cennet ehlinin amelini işler ve cennete girer." (bk. Müslim, Kader 1)

Şu halde dinimizde amele güvenmemek, ölünceye kadar, Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden ümit kesmemek, gazabından da korku üzere olmak esastır.

Alimler, kesinlikle "cennetliğim" veya kesinlikle "cehennemliğim" demeyi büyük günahlardan addetmişlerdir.

Aynı şekilde bir başkası hakkında verilecek hüküm de böyledir. Kimse hakkında -Allah bildirmedikçe- kesinlikle "cennetliktir", "cehennemliktir" gibi kesin hüküm verilemez.

Demek ki yalnızca Allah’ın bileceği konularda konuşurken son derece dikkatli olmalı, haddi aşan bir söz söylemekten titizlikle sakınmalıyız. Unutmayalım ki, dünyadaki kulluk imtihanını, kimin ne hâl üzere bitireceği, yalnızca Allah’ın malumudur.

Bu bakımdan kamil ve olgun bir mümin;

- İbadetlerine, takvasına ve diğer güzel amellerine bakarak şımarmaz.
- Sonunun ne olacağını bilemediği için asla mağrur tavırlar takınmaz.
- Hata ve kusurları sebebiyle başkalarını asla hor ve hakir görmez.
- Dolaylı yoldan da olasa asla kendini yüceltici tavırlar içine girmez.
- Allah’ın rahmetine sınır koymaz, Allah dilerse -müşrik olarak ölenler hariç- bütün günahları bağışlar.
- Her günahkârın tövbe edeceğini ümit eder ve tavrını da buna göre belirler.
- Kendi nefsi için savcı gibi olur, başkası için de onun avukatı gibi davranır...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun