Allah, aciz kullarını sevmezmiş, diye bir söz duydum. Bu ne anlama gelir, günah işleyip tövbe edeni de kapsar mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu sözden, insanın acizliğini ve zayıflığını akıl, kalb ve ruhuyla hissederek, Allah'ın Kudretine iltica edenleri ayrı tutmak gerekir. Çünkü bu durum bir ibadettir, marifettir ve büyük bir makamdır.

Sorunuzda geçen acizlere gelince:

Hadis rivayetinde şu ifadelere yer verilmiştir:
 
“Muhakkak ki Allah, aklın kullanılmasını övgüyle; âcizliğin/tembelliğin gösterilmesini ise, yergiyle karşılar. Öyleyse, herhangi bir şey karşısında mağlup düşersen, ‘Benim için Allah kâfidir, O, en güzel vekildir.’ deyiver.”(Kenzu’lummal, h. No: 5616).
 
Bu hadisten, “Allah aciz kullarını sevmezmiş...” yargısına varmak da yanlış olmasa gerektir. Ancak bu acizliği doğru anlamak gerekir.

-  Eğer âcizlikten maksat günah işlemek ise, sorudaki genel yargı doğru olmaz. Çünkü, Allah,  tevbe eden günahkâr kullarını sevdiğini kitabında ilan etmiştir.

 “Allah günahtan tevbe edenleri ve arınıp temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222) mealindeki ayette bu husus açıkça vurgulanmaktadır.

-  Eğer âcizlikten maksat, nefsinin esiri, şeytanın  maskarası olmak, zavallı bir tutum içine girmek, hayatının sonuna kadar tevbe etmeye cesaret edemeyecek kadar âciz olmak anlamında ise, bu takdirde “Allah aciz kullarını sevmez.” yargısı doğru bir tespittir. Çünkü bu gibi insanlar, Allah’ın kulları için ardına kadar açtığı sonsuz rahmet kapısı olan tevbe/giriş kapısından içeri girme cesaretini gösterememiş zavallı kimselerdir.

-  Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:
 
“Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken, ölüm-ötesi hayata hazırlanmaya çalışan kişidir. Âciz kimse ise, nefsinin heva ve hevesinin peşine takılan (ölüm ötesi için hiçbir hazırlık yapmayan), sadece kendi kuruntularıyla Allah’tan -hak etmediği-  şeyler bekleyen kişidir.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 7036)

-  Bu hadisten de açıkça anlaşılacağı gibi, konumuzla ilgili âcizlik kavramı, güçsüzlük, zayıflık anlamında değildir. Çünkü, “Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.”(Bakara, 2/285) mealindeki ayette, güçsüzlüğün bir suç olmadığı, bilakis, güçlü bir mazeret olduğu ifade edilmektedir. Nitekim, maddî-bedenî yönden güçsüz olan kimseler oruç tutmaktan, zekât vermekten, hacca gitmekten muaf tutulmuştur. Ayakta namaz kılmayan oturarak, oturamayan, yan veya sırt üstü yatarak namazını kılabilir.

 -  Bu açıklamalardan kesin olarak diyebiliriz ki, söz konusu âcizlik kavramı, gücü yettiği halde Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen, tembellikten ötürü görevini ihmal eden, imanlı vicdanının sesini dinlemeyen, vahyin ışığında eğitilmiş akıl ve kalbinin öngörüsünü göz ardı eden kimsenin gösterdiği tembellik ve vurdumduymazlıktır.

-  Özetle, âciz kimse,
aklını kullanmayan ahmak kimsedir. Sürekli nefsinin kötü arzularını yerine getirmekle hayatını tükettiği halde, utanmadan “Allah’ın işini kimse bilmez, belki herkesten önce beni cennetine koyar...” türünden hezeyanlarla avunan kimsedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR