Aciz olan, neden ilah olamaz?

Soru Detayı

- Tüm mükemmellikler neden onda olmalı?
- Herhangi bir eksikliğinin olması onu neden ilah yapamaz?
- Her şeyin yapan varsa bu ille de İslâm dinindeki Allah olabiliyor da Hristiyanlıktaki teslis inancındaki birden fazla ilah veya Yahudilikteki Yehova olamıyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- İlah, hakiki mabud demektir. Hakiki mabud, bütün varlıkları yaratan demektir. Aciz olan, hiçbir şey yaratamaz. Bütün yaratıkları var edemeyen birçok açıdan ilah olamaz.

Birincisi: Mutlak ilah, bütün varlıkların taptıkları ilahtır. Bütün varlıkları yaratmayan onların tapmalarını hak edemez. Bunu hak edemeyen mutlak ilah olamaz.

İkincisi: Mutlak ilah, her şeyi yaratan demektir. “Her iğnenin bir ustasının gerekli olduğu” gerçeğinden hareketle, mevcut olan bütün varlıkların bir yaratıcısının olduğu gerçeğini görürüz. Bütün yaratıkları yaratmak için sonsuz bir kudretin gerekliliği tartışmasız bir hakikattir. Âciz olan bir yaratıcı bütün bu varlıkları yaratamayacağına göre, aciz bir yaratıcı ve âciz bir ilah tasavvuru aklen kabul edilemez. Çünkü, mevcut olan harika varlıklar ancak sonsuz bir kudretle yaratılabilir. Âciz olan ise sonsuz kudrete sahip olmayan demektir. Bu mantık zincirinin kesin sonucu: âciz olan ilah olamaz”dır.

- Mükemmellik EZELİYET’in gereğidir. Mükemmelliğin zıddı olan noksanlık Ezeliyet ile taban tabana zıttır. Çünkü, noksanlıklar sonradan olan varlıkların özelliğidir.

Ezeli olan Allah’ın varlığında sonradan, var olan noksanlıkların bulunması muhaldir.

Çünkü, Ezeli olan Allah’ın varlığı, sonradan var olanların özelliği olan noksan sıfatlardan münezzehtir.

Çünkü, sonradan var olan özellikler Ezeli olan varlıkla bir arada olamaz.

Çünkü o takdirde ezeli olan varlıkta ezeli olmayan hususların olması gerekir ki, bu bir mantık çelişkisidir.

Çünkü, zıtların bir arada olması muhaldir; bir adan hem gece hem gündüz olması muhal olduğu gibi, ezeli varlığın ezeli olmayan sıfatları içine alması da muhaldir.

O halde, ezeli olan mükemmel bir varlığın ezeli olmayan noksan sıfatlardan uzak olması, tartışmasız bir hakikat olarak kabul edilmelidir.

- Bir sanatın mükemmelliği onun sanatkarının mükemmelliğine delalet eder. İmam Gazali gibi yıldız-misal alimlere “Mevcut kâinattan daha güzeli imkân dahilinde değildir.” sözünü dedirten  bir mükemmellik, elbette yaratıcının sonsuz mükemmelliğinden haber vermektedir.

Bu gerçekten hareketle bütün filozoflar da şu kâinatın yaratıcısının “mutlak güzellikte, mükemmellikte, kusursuz, aşkın bir varlık” olduğunu söylemiş ve hakiki dinlerin söyledikleri gerçeklerde -bazı nüanslarda hataları da olsa- birleşmişlerdir.

Çünkü, bu husus  bütün akılların kabul ettiği bir hakikattir. Çünkü:

“Umum kâinattaki umum kemalât, bir Zât-ı Zülcelal'in kemalinin âyâtıdır ve cemalinin işaratıdır. Belki hakikî kemaline nisbeten bütün kâinattaki hüsün ve kemal ve cemal, zaîf bir gölgedir.” (bk. Sözler, s. 620)

- Gerçekte, semavi olan bütün dinlerde başta Allah tasavvuru olmak üzere bütün iman esasları aynıdır. Farklı dinlerdeki -iman esaslarıyla ilgili- farklılıklar, yalnız icmal ve tafsildedir/özet ve detaylı bilgiler bakımındandır. Genel farklılıklar ise, farklı şeriatların “füruat” denilen ibadet, muamelat, bazı ahkâm bölümleriyle ilgilidir.

Bu sebeple, semavi kimliği itibariyle hakiki birer din olan Yahudi ve Hıristiyanlıktaki Allah tasavvuru İslam dinindeki Allah tasavvurundan farksızdır.

Farklı dinlerdeki farklı lisanlarla ifade edilen farklı isim ve sıfatlar bu gerçeği değiştirmez. Örneğin, İbranice, Arapça, İngilizce ve diğer dillerdeki bu farklı lafızlar aynı manaya işaret etmektedir.

Ancak, Teslis akidesi, gerçek Hıristiyanlık öğretisine de terstir. Bunun böyle olduğunu Kur’an’da öğreniyoruz.

“Andolsun ki, ‘Allah üçün, üçüncüsüdür (üç ilâh’tan biridir)’diyenler kâfir olmuşlardır. Ve tek bir ilahtan başka hiç bir ilah yoktur. Ve eğer(bu kâfirler) bu söyledikleri sözlerden vazgeçmezlerse, onlardan (bu sözlerinde ısrar edip) kâfir olanlara, mutlaka  elim bir azap dokunacaktır.” (Maide, 5/73)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- Özetlersek, Ehl-i kitap olanlar da kâinatın yaratıcısı olan Allah’a inanıyorlar. Fakat Allah’ın sıfatlarında hata ediyorlar.

Bu konuda önemli bir kısım filozoflar da aşkın bir varlık olarak tanıttıkları Allah’a inanıyorlar, fakat sıfatlarında hata ediyorlar.

İslam dininin kabul ettiği Allah, bizzat Allah tarafından Kur’an’da tanıtılan Zat-ı akdestir. Onun için bunda -insanların yanlış yorumu hariç- hata payı sıfırdır.

Oysa mevcut Tevrat ve İncil’in baştan sona kadar Allah’tan gelen bir vahiy olduğunu iddia eden hiçbir “Ehl-i kitap din adamı” bile yoktur.

Bu sebepledir ki, aklıselim perspektifinden bakıldığında, Kur’an’daki “Allah tasavvuru” esas olmak durumundadır. Ona uymayan tasavvurlar ise “hatalı” damgasını yemek zorundadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR