Abdullah b. Sebe kimdir, Sebeiyye’nin görüşleri nelerdir?

Tarih: 15.10.2018 - 20:07 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Günümüzde sebeiyye var mıdır, varsa nerde yaşıyorlar?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sebeiyye, Hz. Ali’ye “Sen ilahsın.” dediği iddia edilen Abdullah b. Sebe’in tabiîlerinden oluşan aşırı bir Şiî fırkasıdır.

Abdullah b. Sebe ise, mezhepler tarihi kaynaklarında aktarıldığına göre, Yahudi iken Müslüman olmuş, Yahudilikte sahip olduğu Yuşa b. Nun’un Hz. Musa’nın vasisi olduğu inancını, Hz. Ali için de iddia etmiştir. Hz. Ali’nin imametinin nas ile belirlendiğini söyleyen ilk kişidir ve aşırı fırkalar bu kişiden kaynaklanmıştır.

Abdullah b. Sebe, Hz. Ali’nin ölmediğini, onda ilahî bir cüz bulunduğunu, onun bulutlar üzerinde geleceğini, gök gürültüsünün onun sesi, şimşeğin de tebessümü olduğunu, yakında yere ineceğini ve zulümle dolan yeryüzünü adaletle dolduracağını ileri sürmüştür.(1)

Taberî’de nakledilen rivayete göre Abdullah b. Sebe, Hz. Osman zamanında Müslüman olmuş, ancak Müslüman beldelerde sapık fikirler yaymaya başlamıştır. Dünyaya yeniden dönmeye Hz. Muhammed (asm)’in İsa’dan daha layık olduğu, insanların İsa’nın döneceğine inandıkları halde Muhammed’in döneceğini kabul etmemelerinin şaşılacak şey olduğu söylemleriyle telkinlerine başlayan Abdullah b. Sebe’in bu görüşleri bazı Şiîler arasında benimsenmiş, böylece rec’at anlayışı oluşmuştur.(2)

Sebeiyye; tevakkuf, gaybet ve rec’at konularını kabul eden, Hz. Ali’de bulunan ilahî cüz’ün tenasüh yoluyla diğer imamlara geçtiğini iddia eden ilk fırkadır.(3)

Abdullah b. Sebe kaynaklarda İbnu’s-Sevdâ, İbn Sebâ, İbn Vehb b. Sebâ, es-Sebe’î, İbn Sebe’ el-Himyerî, İbn Sebe er-Râsibî adlarıyla da anılmaktadır.

Ancak farklı nisbe ve künyelerle anılan İbn Sebe ile İbnu’s-Sevdâ’nın aynı kişi mi yoksa iki farklı kişi mi oldukları konusunda farklı rivayetler gelmiştir.

Hz. Ali ile Hz. Aişe arasındaki Cemel vakasında, tarafların anlaşmak üzere olduklarını fark ederek ertesi gün harbin başlatılması gerektiği düşüncesini yayanlar arasında en büyük rolü bu kişinin oynadığı nakledilmiştir.

Fakat, Müslümanlar arasında fitneyi yayan böyle bir şahsın Cemel vakasından sonra hiç anılmıyor olması ve onun hakkındaki rivayetlerin tek bir kişiden nakledilmiş olması gibi sebeplerden dolayı, İbn Sebe ve Sebeiyye adının gerçek varlığı konusunda farklı görüşler olmuştur.

Bu hususta hakkında farklı künyeler ve nisbeler izafe edilen İbn Sebe’in tarihi bir şahıs olmasının yanında bir remiz veya lakap olma ihtimalinden de bahsedilmektedir.

Bu sorulara kesin cevaplar bulunamamasının nedeni ise, bu kişi hakkındaki bilgilerin tek kaynağının, çoğu rical âlimine göre zayıf bir ravi olarak değerlendirilen Seyf İbn Ömer rivayetleri olmasıdır.

Bununla birlikte Hz. Ali hakkında aşırı fikirler ileri süren ve Sebeiyye adıyla anılan bir topluluğun müphem de olsa var olduğu bir gerçektir.(4)

Bugün söz konusu grubun bu isimlendirmeyle varlığından bahsetmek mümkün olmamakla birlikte, Gulat-ı Şîa diye bilinen aşırı Şiî gruplarda Sebeiyye’de bahsedilen inançların yansımalarını görmek mümkündür.

Dipnotlar:

1) Eş’arî, Ebu’l Hasan Ali. İsmail, Makâlatu’l-İslâmiyyîn ve İhtilâfu’l-Musallîn (Muh.Naim Zerzûr), Mektebetu’l-Azire, Beyrut 2009, s.32; Şehristânî, Ebu’l-Feth Muhammed b. Abdilkerîm, Milel ve Nihal (çev. Mustafa Öz), Litera Yayıncılık, İstanbul 2011, s. 165.
2) Fığlalı, Ethem Ruhi, Günümüz İslam Mezhepleri, İzmir İlahiyat Vakfı, Nisan 2011, s. 87-89.
3) Şehristânî, Ebu’l-Feth Muhammed b. Abdilkerîm, Milel ve Nihal (çev. Mustafa Öz), Litera Yayıncılık, İstanbul 2011, s. 165.
4) bk. Fığlalı, Ethem Ruhi, Günümüz İslam Mezhepleri, İzmir İlahiyat Vakfı, Nisan  2011, s. 87-99.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun