Muta nikâhını Hz. Ömer'in yasakladığı hakkındaki rivayetleri değerlendirir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1) “İki muta (hac mutası ve nikah mutası) Resûlullâh (asm)’ın döneminde serbest idi. Ben bu iki mutayı da yasaklıyorum ve onları yapanı da cezâlandıracağım.”(Ebu Salih Katibu’l-leys ve Tahavî bu rivayete yer vermiştir, bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 45715).

Araştırmamızda Tahavî’nin “Müşkilu’l-âsâr”ın da bu rivayete rastlayamadık. Ebu Salih hakkında ise alimler tarafından farklı değerlendirmeler yapılmıştır.

İbn Hanbel’deki rivayete göre, Hz. Cabir şöyle demiştir: “Biz Hz. Peygamber (a.s.m) devrinde muta yapardık. Sonra Ömer bize bunu yasakladı, biz de vazgeçtik.”(İbn Hanbel, 3/325).

İbn Hanbel’deki diğer bir rivayete göre Hz. Ömer  (ra) şöyle demiştir:

“Kur’an aynı Kur’an’dır, Resulullah aynı Resulullahtır. Resulullah (a.s.m) devrinde şu iki muta vardı; bir Hac mutası, diğeri kadın mutası."(İbn Hanbel, 1/52).

Görüldüğü üzere, bu iki rivayet birbirine taban tabana zıttır. Bu ikinci rivayetin sahih olduğunu gösteren başka rivayetler vardır. Örneğin, İbnu’l-Munzir ve Beyhak’ı’nin rivayetlerine göre Abdullan b. Ömer şöyle demiştir: Ömer minbere çıktı, Allah’a hamd-u sena ettikten sonra şöyle dedi:

“Resulullah kadınlarla muta nikahını yasakladıktan sonra, bazı kimselere ne oluyor ki, bu muta nikahına tevessül ediyorlar?.." (İbn Hacer, 9/173).

İbn Mace de Abdullah b. Ömer’den şunu nakletmiştir: Ömer halife olduktan sonra bir hutbe irat etti ve şunu söyledi:

“Resulullah (a.s.m) bize üç gün için muta nikahına izin verdi, sonra onu haram kıldı.”(a.g.e, 9/172).

Tenbih:

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, sorudaki rivayet kuvvetli bir ihtimalle zayıftır. Şayet sahih ise bunun manası şudur:

Hz. Cabir gibi bazıları bunun Resulullah (asm) tarafından yasaklandığını duymadıkları için, Hz. Ömer (ra)’den bunu duyunca kendisinin bunu içtihadıyla yasakladığını sandıkları kuvvetle muhtemeldir. Nitekim, ilk zamanlarda mutayı caiz görenlerden biri de Hz. Cabir’dir.

2) İbn Hacer’in de belirttiği gibi muta nikahının yasaklanması Hz. Peygamber (asm) tarafından emredilmiştir. Dolayısıyla, Hz. Ömer (ra)’in mutayla alakalı olarak seslendirdiği “yasak” onun bir içtihadı değil, Hz. Peygamber (asm)'in sünnetini / yolunu izlemek ve onu yeniden halka duyurmak manasındadır.(bk. Fethu’l-Bârî, 9/172).

“Ömer’e Allah rahmet etsin, eğer -Allah’ın kullarına merhametinin bir eseri olan- mutayi yasaklamasaydı, asla kimse zina yapmaya ihtiyaç duymazdı / ona yeltenmezdi.” sözü Abdullah b. Abbas’a aittir.(bk. Neylu’l-Evtar, 6/547). İbn Abbas, muta hükmünün neshedildiğini duymadığı için bu yasağı Hz. Ömer (ra)’in bir içtihadı olarak değerlendirmiştir. Bu ifadeleriyle demek istemiştir ki, “Eğer Ömer muta nikahını yasaklamasaydı, insanlar/gençler, bekârlar cinsel ilişkiye ihtiyaç duydukları zaman hemen bir muta nikahı kıyıp cinsel ihtiyaçlarını tatmin eder ve artık zinaya yeltenmezlerdi…”

 Ancak, -aşağıdaki ek bilgilerde yer aldığı üzere- İbn Abbas’ın daha sonra- mutanın Hz. Peygamber (asm) tarafından yasaklandığını işitip bu eski düşüncesinden vazgeçtiğine dair rivayetler vardır.

EK BİLGİLER:

İlk zamanlarda muta nikahına cevaz verilmiş, daha sonra neshedilmiş olduğundan, sahabeler arasında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber (a.s.m)’in buna dair ruhsat verdiğini bilen, ama daha sonra neshedildiğinden haberi olamayan sahabîler, bunun cevazına hükmetmişler. Ancak, neshedilip hükmünün ortadan kaldırıldığını öğrenen sahabiler ise bunun haram olduğu yönünde görüş beyan etmişlerdir.

Bazı sahabilerin daha sonra bu nikahın yasaklandığını öğrenince eski fikrinden vazgeçtiği bilinmektedir. Bunlardan biri de İbn Abbas olduğuna dair rivayetler vardır.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, VII/64-70).

Mut’a nikahına iznin verildiği yerlerin hepsinde bir zorunluluk söz konusudur. Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği şu hadis-i şerif de bunu göstermektedir. Abdullah b. Mesud anlatıyor:

“Biz Resulüllah (a.s.m) ile birlikte -yanımızda kadınlar olmadığı halde- gazada bulunuyorduk. Hz. Peygamber (a.s.m)’e ‘Kendimizi hadım edelim mi?’ dedik, buna izin vermedi. Sonra bir elbise karşılığında belli bir süreye kadar kadınlarla evlenmemize müsaade etti.’ İbn Mesud daha sonra 'Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı tertemiz şeyleri kendinize haram kılmayın.'(Maide, 5/87) mealindeki ayeti okudu.”(Neylu’l-Evtar, 6/545).

Mut’a nikahının neshedildiğine dair bir çok rivayet vardır. Buharî ve Müslim’in Hz. Ali (ra)’den yaptığı rivayet göre, “Peygamberimiz (a.s.m) Hayber’de ehlî eşeklerin etini ve mut’â nikahını yasakladı.”(Neylu’l-Evtar, 6/546). Bu neshin Mekke fethinde, Veda haccında yasaklandığına dair rivayetler de vardır(a.g.y).

İbn Münzir’in belirttiği gibi, İlk zamanlarda -yukarıda açıkladığımız sebeplerden ötürü- mut’a nikahının caiz olduğunu gösteren alimler olmakla beraber, daha sonra bu nikahın haram olduğu hususunda -Şialar hariç- İslam alimleri arasında icma hasıl olmuştur.(Neylu’l-Evtar, 6/548). Mut’a nikahı konusunda geniş bilgi için.(bk.İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 9/166-174).

İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre, daha önce izin verilen muta nikahı daha sonra neshedilip cevaz hükmü ortadan kaldırılmış ve kıyamete kadar kesin olarak haram kılınmıştır. Durum böyle olunca, artık ilk zamanlardaki cevaz şartı gibi görünen “zorunluluk” üzerinde durmanın bir anlamı yoktur. Çünkü bu gün hiçbir zorunluluk böyle bir yolu açamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR