Tarihte İbn Sebe'nin yasadığına dair hiç bir kanıtı yok ve sahih kitaplarda da böyle bir şahıs geçmiyor. Buna rağmen Şia inancının bu kişiden kaynaklandığını nasıl söyleyebiliyorsunuz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Tarihte İbn Sebe’nin yaşadığına dair hiçbir kanıt yok...” demek, mesnetsiz bir iddiadır. İbn-i sebe'nin gerçekten yaşadığına dair tarih kitaplarında bol bol bilgi vardır. Sahih hadis kitaplarında onun adının bulunmaması normaldır. O bir sahabe değildir ve peygamberimizden hadis de rivayet etmemiştir. (Geniş bilgi için bk. Murat Sarıcık, Bütün Yönleriyle Dört Halife dönemi, Nesil yayinları, İstanbul, 1010. 295-  vd.)

Ayrıca bütün olayların tek müsebbibi Abdullah b. Sebe’ olduğunu söyleyen de yoktur. Ancak o, fitne-fesat çıkarma noktasında, Hz. Osman (ra)’ın öldürülmesinde, Cemel vakasındaki ciğer-suz olayların patlamasında, Hz. Ali (ra)’e uluhiyet isnat edip ğuluvv-u Şia fırkasının meydana gelmesinde çok önemli etkiye sahip olduğu söyleniyor. Kendisi Aslen Yahudi olup yalancıktan Müslüman olduğunu söyleyen bir münafıktır.

Ehl-i sünnet alimleri onun varlığını kabul etmiş ve ondan bahsetmişlerdir. Bunlardan bazıları şunlardır: Hasan b. Muhammed b. El-Hanefiye, el-Adenî, eş-Şabî, el-Ferezdak, Katade, İbn Sa’d, İbn Habib el-bağdadî, Ebu Asım, el-Cuzecanî, İbn Kuteybe, el-Belazûrî, et-Taberî, (bk. el-Mevsuatu’l-hurra).

Şianın bazı kaynakları böyle bir şahsiyetin olmadığını söylese de, yine onlardan bir çok ilim adamı da Sünniler gibi düşünmekte ve İbn Sebe’nin tarihi bir şahsiyet olduğunu kabul etmektedir (bk. a.g.e.).

Misal olarak şunları verebiliriz: es-Sakafî “el-Ğarat” adlı kitbında “Amr b. El-Hamd, Hic b. Adî, Habbe b. El-Avfî, el-Harisu’l-Aver ve Abdullah b. Sebe –Mısır fethinden sonra Emiru’l-Mumin Hz. Ali (ra)’in yanına gittiler ve onun mahzun gördüler…”(el-Ğarat, s. 302).

Şia alimlerinin en saygınlarından biri olan ve hicrî 4. asırda yaşayan Ebu Amr el-Kişşî de “er-Rical” adlı eserinde, İbn Sebe’in münafıklığından söz etmiş ve onun tarihte fitneci bir kimliğe sahip olduğuna, hatta peygamberlik davasında bulunduğuna ve Hz. Ali (ra)’e uluhiyet isnat ettiğine dair Ebu Cafer’den naklettiği bilgilere vurgu yapmıştır.(bk. el-Mevsuatu’l-hurra).

en-Nevbahtî “Fıraku’ş-Şia” adlı eserinde şunları yazıyor:

“Abdullah b. Sebe’ Ebu Bekir, Ömer, Osman ve diğer sahabeleri açıkça tenkit edenlerden biriydi ve bunları söylemesi için Emiru’l-Müminin Ali’nin kendisine emir verdiğini söylüyordu. Bunları duyan Hz. Ali (ra) onu çağırdı ve gerçekten öyle bir şey söyleyip söylemediğini sordu. Kendisi bunları söylediğini itiraf edince, onu yakarak cezalandırmak istedi, fakat çevresindekiler onun sürgün edilmesiyle iktifa edilmesinin daha uygun olacağını söyleyince Hz. Ali (ra) onu Medayin’e sürgün etti.(bk. el-Mevsuatu’l-hurra).

el-Kummî de “el-Makalatu ve’l-Fırak” adlı eserinde aynı konuyu işlemiştir.(bk. a.g.e).

Hülasa, Ehl-i sünnet gibi bir çok Şia alimi de İbn Sebe’in tarihte var olan Yahudi asıllı bir münafık olduğunu kabul etmektedir.

Şunu da belirtelim ki, Onun bir hayal mahsulü olduğunu ilk iddia edenler bazı oryantalistler olmuştur. Sonra Ehl-i sünnet'ten Taha Huseyn ve bazı Şia alimleri onları takip etmiştir.(a.g.e).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR