“Sakalı bıraktıktan sonra kesmek, tahrimen mekruhtur.” veya “Dinimiz bu konuda bir zorunluluk getirmemiştir.” gibi hükümlerin kaynağı nedir? Hanefi alimlerinden de kaynak gösterebilir misiniz?

Tarih: 30.05.2011 - 03:54 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Peygamberimiz (a.s.m) kendisi bizzat sakal bıraktığı gibi,

“Bıyıkları kısaltın, sakalı ise bırakın.”(Buharî, İstaizan, 51; Müslim, Taharet, 53-55)

mealindeki ifadeleriyle de sakalın bırakılmasını emretmiştir. Alimlerin bir kısmına göre, bu hadis ifadesinde yer alan emir vücubu ifade eder ve dolayısıyla sakal bırakmak vaciptir. Diğer bir kısım alimlere göre ise, bu bir emr-i istihbabîdir/müstehap olmayı ifade eder, dolayısıyla sakal bırakmak vacip değil, sünnettir.

Müslim’in Hz. Aişe’den rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“On şey fıtrattandır; bıyıkları kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, suyla burnunu temizlemek, tırnakları kesmek, parmakların mafsallarını -iyice- yıkamak,  koltuk tıraşı olmak (ravi Musab b. Şeybe: ‘Onuncusunu unuttum ama tahminimce o da ağzı suyla yıkamaktır.’ demiş.” (Müslim, Taharet, 56)

manasındaki hadisi açıklayan İmam Nevevî’ye göre, -hitan / sünnet olmak hariç- bu hadiste yer alan bütün hasletler sünnettir.(bk. Nevevî, el-Mecmu, 1/283).

İslam aleminin en ünlü alimlerinden biri olan İmam Nevevî’nin bu görüşü aslında(sakal dışında) bütün alimler tarafından da benimsenmiştir. Yani sünnet ittifakla vacip, sakal ihtilaflı, geriye kalanların hepsi sünnet olarak kabul edilir. Bu kadar sünnet arasında sayılan sakalın bırakılması da sünnet olarak algılamaktan daha tabii ne olabilir ki!..

Nevevî “Ravdatu’t-talib”(3/234) adlı eserinde de bu konuya değinmiş ve “sakalı bırakmanın” sünnet olduğunu belirtmiştir.

Hanbeli alimleri de “sakalın bırakılmasının fıtrattan olduğunu...” belirten hadisleri delil getirerek, sakal bırakmanın sünnet olduğunu söylemişlerdir.(bk. eş-Şerhu’l-Kebir ala metni’l-mukanna’, 1/105).

Bazı alimlere göre, sakal bırakmak ibadetle ilgili sünnet değil, Hz. Peygamber (asm)’in gelenek kasdiyle yapmış olduğu sünnetidir. Buna sünnet-i zevaid de denir. Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi zamanımızın bazı âlimlerininin görüşü bu şekildedir. Farklı görüşler olmasına rağmen, bizim kanaatimize göre, sakal bırakmak vacip değil, sünnettir.

Hanefî alimlerine göre, sakalın sakal olması için en az bir kabza (tutam) olması gerekir. Sadece bir tutam kadar olan sakalın daha fazla kısaltılmasına hiçbir alim cevaz vermemiştir(bk. el-Bahru’r-raik, 2/302; Reddu’l-muıhtar, 2/418)

"Yahrumu ala’r-reculi kat’u’llehyati = erkeklerin sakallarını kesmeleri haramdır.”(Reddu’l-muhtar, 6/407)

ifadesinden, bırakılan bir sakalın kesilmesinin haram olduğunu anlamak mümkündür.

Şafii alimlerinin en ünlülerinden biri olan İbn Hacer el-Heytemî de “sakalın tıraş edilmesi (haram değil) mekruh” olduğunu söylemiştir(bk. Tuhfetu’l-muhtac, 9/375).

Bediüzzaman Hazretlerinin, bir Şafii alimi olarak Şafii alimlerinin içtihadını esas alarak “sakalı tıraş etmek haramdır” diyen alimlerin maksadı “sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmektir. Yoksa hiç bırakmayan bir sünneti terk etmiş olur” manasına gelen ifadesi çok açıktır. (bk. Emirdağ Lahikası-1, S.48)

Şu noktalara dikkat etmekte fayda vardır:

a. İslam dini sadece bir mezhepten ibaret değildir. Bu gün Müslümanların büyük çoğunluğunun sakalsız olduğu bir dünyada, sakalı sünnet olarak gören alimlerin içtihadını esas almakta ne mahzur olabilir ki!..

b. Özellikle Hanefî alimlerin belirttiğine göre (yukarıda verilen kaynaklara bakılabilir) bir sakalın meşru olması için en az bir tutam kadar olması gerekir. Bu prensibe göre bugün sakal bırakanların yüzde sekseni, gerçek sünnet olan sakalı bırakmış değildir.

c. Buna göre, bir sakalı sünnete uygun olarak bıraktıktan sonra onu kesmek caiz görülmediği gibi, bir tutamdan fazlasını kesmek de caiz değildir. Çünkü bu şuna benzer; iki rekat nafile namaz kılmayanın bir vebali yoktur. Fakat böyle bir nafile namaza başladıktan sonra, onu mazeretsiz bozması caiz değildir. Sakal durumu da böyledir. Hiç bırakmayan kimse bir sünneti terk etmiş olur, onun faziletinden mahrum kalır. Fakat bıraktıktan sonra onu tıraş etmek veya -Hanefilerde olduğu gibi- sakalı bir tutamdan aza indirecek şekilde kısaltmak doğru değildir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Sakal traşı olmak veya sakal bırakmanın hükmü nedir? Delilleri ile beraber sakal ve bıyık hakkındaki hükümler nelerdir? Sakalın sünnete uygun şekli nasıl olmalıdır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun