Rabbim bana sakalları uzatıp bıyıkları kısaltmamı emretti, hadisine göre sakal kesmek haram mıdır?

Soru Detayı

- Benim Rabbim de bana sakalları uzatıp bıyıkları kısaltmamı emretti.
- Bu hadise göre Peygamber Allah’tan vahiy mi almış yoksa kendi içtihadı mıdır?
- Peygamber bu sözü ne maksatla söyledi?
- Şimdi bu hadise dayanarak sakal kesmek haram mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kaynaklarda söz konusu rivayetle ilgili farklı ifadeler kullanılmıştır. Bazılarında soruda olduğu şekliyledir. Buna göre:

Bir veya iki Mecusinin sakalını tıraş edip bıyıklarını uzatma gerekçesini, “Benim/bizim Rabbim(iz) -Kisra- böyle emretti.” demelerine mukabil, Hz. Peygamber (asm) da: “Benim Rabbim de bana sakalımı uzatıp bıyıklarımı kısaltmamı emretti.” diye cevap verdi. [bk. Taberi, Tarih, Beyrut, 1387, 2/654-656; “İbn Hacer, el-Matalibu’l-Aliye (benzer ifadelerle), Daru’l-Asıma, 1419, 10/381;  İbn Kesir, el-Bidaye Ve’n-Nihaye, 4/307]

- Ancak daha eski ve asıl kaynak konumunda gözüken İbn Ebi Şeybe’nin rivayetinde bu ifade şekli şöyledir:

İlgili Mecusilerin -sakallarını tıraş, bıyıklarını uzatmalarının gerekçesi olarak- “Bizim dinimizde böyledir.” demeleri üzerine, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:

“Bizim dinimizde de bıyıkları kısaltmamız, sakallarımız ise uzatmamız (emri) vardır. (bk. İbn Ebi Şeybe, Musannef, Riyad, 1409,  5/226)

Suyuti de ondan naklen aynı ifadelere yer vermiştir. (bk. Suyutî, ed-Duuru’l-Mensur, Beyrut, t.s., 1/276)

- Burada doğrudan “Rabbim emretti” sözcüğü kullanılmamıştır.

Zaten, sahih hadis kaynaklarında Peygamberimiz (asm)in emri vardır:

"Müşriklere muhalefet edin sakallarınızı serbest-tastamam bırakın/uzatın, bıyıklarınızı kısaltın.” (Buhari, Libas, 64;  Müslim,Taharet, 54)

- Bu konuda birkaç noktaya işaret etmekte fayda vardır:

a) Kur’an veya hadislerde yer alan her “emir kipi” vücup/farz ifade etmez. Fıkıh usulünde bu hususlar da incelenmiştir.

b) Sakal bırakmak, on “fıtrat hısali” içinde sayılmıştır.(Müslim, Taharet, 56) Bunlardan “abdest alırken, ağza, buruna su vermek, misvak kullanmak" da vardır ki, dört mezhep alimlerine göre bunlar sünnettir. Bundan hareketle sakalın da sünnet olduğunu söyleyenlere ilmen itiraz etmek mümkün değildir.

c) Kadı Iyaz’a göre, sakalı tıraş etmek veya kısaltmak (haram değil) mekruhtur. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari,10/350)

d) Hz. Peygamber (asm)'in sakalı boyama konusunda da emri vardır. Hz. Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“Yahudi ve Hristiyanlar sakallarını boyamazlar, siz (sakalınızı boyamak suretiyle) onlara muhalefet edin.” (Buhari, Lİbas, 67)

e) Sahih hadiste yer alan bu boyama emrini yerine getirmek farz ve terk etmek haram sayılmamıştır. Demek ki alimler bu emri vücup/farz için değil bir tavsiye mahiyetinde sünnet olduğunu kabul etmişlerdir.

Evet, İslam alimlerinin ittifakıyla (siyah dışındaki) bir boya ile sakalı boyamak vacip değil sünnettir. (bk. el-Mevsuatu’l-Fıkhiyetu’l-Kuveytiye, 25/227)

Buna göre, sakalın bırakılması ile sakalın boyanması aynı konudur. Üstelik her iki husus da gayri müslimlere benzememe gerekçesine bağlıdır.

Şimdi aynı konuda yapılan iki emirden birini sünnet, birini farz kabul etmek ilmi kriterlerle nasıl bağdaşabilir?..

f) Nitekim, Şafii alimlerine göre sakalı tıraş etmek haram değil, mekruhtur. (bk. el-Mevsuatu’l-Fıkhiyetu’l-Kuveytiye,35/226)

- Yine, Müslim’in Hz. Aişe’den rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“On şey fıtrattandır; bıyıkları kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, suyla burnunu temizlemek, tırnakları kesmek, parmakların mafsallarını -iyice- yıkamak, koltuk tıraşı olmak. Ravi Musab b. Şeybe: ‘Onuncusunu unuttum, ama tahminimce o da ağzı suyla yıkamaktır.’ demiş.” (Müslim, Taharet, 56)

manasındaki hadisi açıklayan İmam Nevevî’ye göre, -hitan/ sünnet olmak hariç- bu hadiste yer alan bütün hasletler sünnettir.(bk. Nevevî, el-Mecmu, 1/283)

g) İslam aleminin en ünlü alimlerinden biri olan İmam Nevevî’nin bu görüşü, aslında (sakal dışında) bütün alimler tarafından da benimsenmiştir. Yani sünnet olmak ittifakla vacip, sakal ihtilaflı, geriye kalanların hepsi sünnet olarak kabul edilir. Bu kadar sünnet arasında sayılan sakalın bırakılması da sünnet olarak algılamaktan daha tabii ne olabilir ki!..

- Nevevî “Ravdatu’t-talib” (3/234) adlı eserinde de bu konuya değinmiş ve “sakalı bırakmak” sünnet olduğunu belirtmiştir.

- Şafii alimlerinin en ünlülerinden biri olan İbn Hacer el-Heytemî de “sakalın tıraş edilmesi (haram değil) mekruh” olduğunu söylemiştir. (bk. Tuhfetu’l-muhtac, 9/375)

- "Yahrumu ala’r-reculi kat’u’llehyati=erkeklerin sakallarını kesmeleri haramdır.” (Reddu’l-muhtar, 6/407) ifadesinden, bırakılan bir sakalın kesilmesini anlamak mümkündür.

- Bediüzzaman Hazretlerinin bir Şafii alimi olarak Şafii alimlerinin içtihadını esas alarak “Sakalı tıraş etmek haramdır.” diyen alimlerin maksadı “Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmektir. Yoksa hiç bırakmayan bir sünneti terk etmiş olur.” manasına gelen ifadesi çok açıktır.(bk. Emirdağ Lahikası-I, s. 48)

h) Bazı Hanbeli alimleri de “sakalın bırakılmasının fıtrattan olduğunu...” belirten hadisleri delil getirerek, sakal bırakmanın sünnet olduğunu söylemişlerdir. (bk. eş-Şerhu’l-Kebir ala metni’l-mukanna’, 1/105)

i) Keza, bazı muâsır âlimler de bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek sakal bırakmanın mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir. (el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82)

- Bazı araştırmacıların bildirdiğine göre, Şafiilerin cumhuru, Malikilerden Kadı Iyaz gibi bazı alimler, Muasır alimlerden Ezher Müftüsü Şeyh Cadu’l-hak, Şeyh Dîdat, Şeyh Buti, Şeyh Seyyid Sabık, Şeyh Şeltut, Şeyh Kardavi gibi ünlü ilim adamlarına göre de sakal tıraş etmek haram değil, mekruhtur.

j) Hanefi alimlerinden İbn Abidin ve benzeri bazı alimlere göre, sakalın sakal olması için en az bir kabza (tutam) olması gerekir. Bir tutam kadar olan sakalın daha fazla kısaltılmasına hiç bir alim cevaz vermemiştir. (bk. el-Bahru’r-raik, 2/302; Reddu’l-muıhtar, 2/418; el-Mevsuatu’l-Fıkhiyetu’l-Kuveytiye, 25/225)

- Buna göre, şu anda Türkiye’de ve dünyada sakal bırakanların yaklaşık % 90’ı sünnete uygun bırakmadığı için ve bir tutamdan daha kısa olduğu için, yanlış bıraktığı sakaldan ötürü haram işlemektedir.

- Özetlersek, bütün bu açıklamalar gösteriyor ki, sakal bırakmanın hükmü -çok kesin olarak bütün alimlerin ittifakıyla- “vaciptir”, kesmek ise “haramdır” diyemeyiz. Mesele çok farklıdır, farklı yorumlara müsaittir.

İslam aleminin içinde bulunduğu tefrika ortada iken, akide konusunda bir çeşit hurafeler ortada gezerken, böyle tali derecedeki bir meseleyi bahane ederek, bu tefrika uçurumunu daha da derinleştirmek müspet manada bir hizmet sayılmamalıdır.  

Aynı kıbleye yönelenler birbirlerini tekfir ederken, bu cehaleti izale etmek, imanı tahkiki yapmak için gayret göstermek, ittihad-ı İslam konusunda İslam kardeşliğini pekiştirmek adına fer’i meselelerde münakaşalı konuları ön plana çıkarmamak son derece önemlidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

SAKAL.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR