Hadise göre müşrikler sarık takmıyor ve sakal bırakmıyor olması gerekmez mi?

Tarih: 17.06.2022 - 09:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı kesimler Ebu Cehil de sarık takıyordu, sakal bırakıyordu vs şeyler iddia ediyor.
- Ama peygamber efendimizin hadisleri var, müşriklere muhalefet edin, sakalı uzatın bıyığı kısaltın ve müşriklerle aramızdaki fark takkemiz üzerindeki sarığımızdır diye...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, bu anlamında bir hadis vardır:

“Müşriklerle aramızdaki fark takkemiz üzerindeki sarığımızdır.” (bk. Tirmizi, Libas 42 ve Ebu Davud, Libas 24)

Tirmizi, bu rivayetin zayıf olduğuna işaret etmiştir. (bk. a.g.y)

Benzetme konusu, farklı rivayetlerde farklı kelimelerle ifade edilmiştir. Bazılarında “Yahudiler”, bazılarında “Mecusiler”, bazılarında da “Müşrikler” bazılarında “Âl-i Kisra” kullanılmıştır.

Ancak, Zeynu’l-Iraki gibi bazı hadis otoritelerine göre, en doğrusu “Mecusiler”dir. Çünkü bıyıkları uzatıp sakalları kısaltan veya tıraş eden bunlardır. (bk. Feyzu’l-Kadir, 1/198)

Fakat Buhari ve Müslim’de de “sakallarınızı serbest-tastamam bırakın / uzatın, bıyıklarınızı kısaltın.” ifadesi söz konusudur. (Buhari, Libas, 64; Müslim,Taharet, 54)

Bununla beraber, Müslim’de müşrikler yerine “Mecusiler” ifadesinin kullanıldığı rivayet de vardır. (bk. Taharet 55)

Ek Bilgi:

Bir veya iki Mecusinin sakalını tıraş edip uzatma gerekçesini, “Benim / bizim Rabbim(iz) -Kisra- böyle emretti.” demelerine mukabil, Hz. Peygamber (asm) de: “Benim Rabbim de bana sakalımı uzatıp bıyıklarımı kısaltmamı emretti.” diye cevap verdi. [bk. Taberi, Tarih, Beyrut, 1387, 2/654-656; “İbn Hacer, el-Matalibu’l-Aliye (benzer ifadelerle), Daru’l-Asıma, 1419, 10/381;  İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, 4/307]

- Ancak daha eski ve asıl kaynak konumunda gözüken İbn Ebi Şeybe’nin rivayetinde bu ifade şekli şöyledir:

İlgili Mecusilerin -sakallarını tıraş, bıyıklarını uzatmalarının gerekçesi olarak- “Bizim dinimizde böyledir.” demeleri üzerine, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:

“Bizim dinimizde de bıyıkları kısaltmamız, sakallarımızı ise uzatmamız (emri) vardır. (bk. İbn Ebi Şeybe, Musannef, Riyad, 1409,  5/226)

Suyuti de ondan naklen aynı ifadelere yer vermiştir. (bk. Suyutî, ed-Duuru’l-Mensur, Beyrut, t.s., 1/276)

Sakal konusuna gelince:

Sünnete uygun olarak sakal bırakmak, bütün peygamberlerin sünnetlerindendir. (bk. İbnü’l-Esir, Nihaye, 3/157: Nevevi, Şerhu Müslim, 3/1-I7)

Müslümanlar Peygamber Efendimize (asm) uymak niyetiyle sakal bıraktığı için sevap kazanır.

Burada bir konuya özellikle dikkat çekmek isteriz:

Cahiliye Dönemine ait bazı hususların Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam tarafından devam ettirilmesi, onların sadece o topluma ait bir örf ve âdetler olduğu anlamına gelmez. Allah Teala, insanları her zaman vahyin nurunda ziyalandırmıştır. Özellikle Hicaz bölgesi bu nurdan en fazla istifade eden bölgelerden biridir. Bu sebeple, o bölgede bulunan birçok örf ve âdet, bilerek veya bilmeyerek, daha önceki peygamberlerin bazı uygulamalarının devam ettirilmesinden ibarettir.

Hz. Peygamber (asm) de bu uygulamaların bozulmadan kalanlarını aynen devam ettirmiş, kısmen bozulan veya eksik kalanlarını ya tashih ya da tekmil etmiştir. Bir kısmını da tamamen kaldırmıştır.

Bu sebeple Hz. Peygamber (asm) Efendimizin toplumda sergilediği ve önceden de var olan bazı davranışları cahiliye toplumuna mal etmek doğru değildir. Mesela, Ebu Cehil'in sünnet olması, bir Müslümanın sünnet olmasına mâni değildir. Bazıları bunu âdet diye yapar, bir Müslüman ise sünnet olduğu için yapar. Bir diğeri sadece tıbben istifade ederken, Müslüman hem tıbben, hem de dinen faydasını görür.

İşte sakal konusu da bunun gibidir. Bir Müslüman başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere bütün peygamberlerin sünneti diye sakal bırakır; Ebu Cehil ise toplumun örf ve âdeti diye sakal bırakırdı.

Konuya bu açıdan bakınca, soruda geçen konunun daha iyi anlaşılacağını ümit ediyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun