"Hz. Muhammet, yolculuktan gelen erkeklerin evlerine geceleyin gelmeyi yasakladığı ve buna uymayan kimselerin evinde hanımının yanında bir yabancı erkek bulduğu" şeklindeki rivayet doğru mudur?

Tarih: 31.01.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hadisi Tirmizî (İstizan,19) İbn Abbas’tan ve diğer bir rivayeti Hz. Cabir’den naklen rivayet etmiş ve “sahih” olduğunu söylemiştir. Kaldı ki, aynı manadaki bazı rivayetler Buharî ve Müslim’in sahihinde de yer almıştır.

Hz. Peygamber (asm)'in, erkekleri bir yerden dönerken geceleyin evlerine dönmemelerini yasaklamasının sebebi, bazı erkeklerin eşlerinin bir yanlışını yakalamak için özellikle geceleyin eve dönmeyi tercih etmeleridir. Nitekim soruda söz konusu edildiği üzere, ilgili eserin aynı yerinde,

“Resulullah onları (yolculuktan dönenleri), kadınları ihanet zannı altında tutmuş ve açıklarını aramış olmaları için, evlerinin kapılarını geceleyin çalmaktan nehyetti.”

manasındaki rivayete de yer verilmiştir.

Demek ki, bu tür yasaklamalarda, Hz. Peygamber (asm)'in kadınları töhmet altında bırakması diye bir şey söz konusu değildir. Bilakis, kadınları töhmet altında bırakan erkekleri bu yanlıştan vazgeçirme gayreti vardır. Kur’an’da tecessüs / kusuru araştırmak kesin olarak yasaklanmıştır:

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir." (Hucurat, 49/12).

İlgili hadislerin yasağı, bu ayetin yasağıyla örtüşmektedir.

Peygamberlerden başka hiçbir insan masum olmadığına göre ve -erkek ve kadın olarak- eşler de birer insan olduklarına göre, bunların da her zaman suç işleme ihtimalleri vardır. Ancak, kuvvetli bir delil olmadığı sürece, herhangi bir ihtimalin bir değeri yoktur. Herhangi bir emareden kaynaklanmayan bir ihtimal, sadece bir vesvese, bir vehimden ibaret kalmaya mahkumdur. İşte konuyla ilgili hadis rivayetlerinde bu ilmî ve mantıkî kural işletilmiş ve durup dururken eşlerinin bir açığını (saçı-başı dağınık bir vaziyetini) veya bir yanlışını yakalamaya çalışanlar, bu konuda sert bir dille uyarılmıştır. Bu uyarıya uymayanlar “evhamlarının gerçekleştiğini görmekle” cezaya çarptırıldıkları da aynı eserdeki bazı rivayetlerde ifade edilmiştir.

Ayrıca, bu uyarılarla, ailelerin barış ve huzurunu bozan bu tür evhamlara kapı açacak davranışların önünü de kesilmek istenmiştir. Herkes için asıl olan masumiyettir. İslam dini, bu masumiyetin devamlılığını ve çok önem verdiği ailenin huzurunun devamını sağlamak için çok önemli tedbirler almıştır. Bir yandan eşlerden hıyanet suçunu işleyen erkek ve kadına ağır cezalar getirmiş, bir yandan bu konuda dedikodulara mahal vermemek adına, suçun sübutu için dört şahit ön görmüştür. Ayrıca, yalancı şahitlikte bulunan veya dört şahit getirmeyen ithamcılara da seksen değnek cezasını getirmiştir.

İslam’da suçların gizliliği esastır. Onun içindir ki, suçunu açığa vuran, açıktan suç işleyen “fasık-ı mütecahir”in gıybeti yoktur. Çünkü, açıktan suç işleyen kimse, hem Allah’a karşı, hem de insanlara karşı saygısızlık etmekte ve haya duygusundan mahrum bir utanmazlık halini almaktadır. Bu yüzdendir ki İslam, suçların gizli kalmasını, tecessüslerin yapılmamasını, kusurların araştırılmamasını istemektedir. Toplumsal ahlakî değerlerin sağlanması da buna bağlıdır. Çünkü üzüm üzüme baka baka kararır...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun