​Allah’ın Aramice ve İbranice isimlerini zikredebilir miyiz?

Soru Detayı

Hazreti Süleymanın duasındaki ismi şerifler ve İbranice ismi şeriflerin zikri hakkında bir sual:
​Allah’ın Aramice ve İbranice isimlerini zikredebilir miyiz? Dinen sakıncası var mı?
Mesela; YaH,Ye Ho: Ey O! ar/ Ya Hu El: Güç ar/Allah Eloh: Güçlü Olan ar/Allah Eloha: Güçlü Olan ar/Allah Elohim: Güçlü Olan ar/Allah Yehova: Herşeyi Yaratan O’dur El Echad: Tek Olan ar/El Ehad El Emet: Doğru’nun Rabbi El Deot: Herşeyi Bilen ar/El Alim El Olam: Sonsuz olan RaB ar/El Baki – El Samed El Elyon: En Yüksek Olan ar: El Aliyy El Bethel: Beyt(ev)’in Rabbi (Beth ar/Beyt) (Yahudiler anlamıyor ama burada Beyt’ten kasıt Kabe’dir) El Rapha: Şifa Veren ar/ Eş Şafii El Hanan: Zarif olan Rab ar/ El Hannan El Berith: Temiz olan Rab ar/ El Roi: Her şeyi Gören ar/ El Shalom: Barışın Rabbi ar: Es Selam El Kanna: Kıskanan Rab (Kulunu günahlardan) ar/El Gayur El Ha Gibbor: Gibbor ar: El Cebbar HaKadosh: Kadosh ar: El Kuddus El Haggadol: Harika Olan ar/El Azim El Hakkavod: El Hakkadosh: HaRachman: Rachman ar/ Er Rahman El Rachum: Merhametli Rab ar/El Rahim Mechayeh HaKol: Mechayeh(Herkese) ‘’Ha Kol - Al Muhyii’’ – Herşeye Yaşam Veren) Melech HaMelachim: Kralların Kralı ar: Malik al-Mulk Ribono shel’Olam: ar: Rab Al Alemin Adonay: Efendi Rab Ehyeh Asher Ehyeh: Ben Benim Elah: Aramice Allah-Eloh Demektir
Tzevaot: Orduların Rabbi Bu ismi şeriflere islamın bakışı nedir.
Topkapı sarayındaki hazreti Davud’un kılıcında ve cem sultanın gömleğinde "ahya şerahya adonay asbaot el şadday eloday beduh " isimleri yazıyor olduğunu tespit ettim.. Bunları zikretmenin hükmü nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu soruya birkaç yönden bakmakta fayda vardır:

a) İslam alimlerine göre, manası bilinmeyen Süryanice İbranice gibi dillerle yazılmış sözleri bir dua, bir muska olarak kullanılmaması gerekir. Çünkü, manası bilmediğimiz bu gibi sözler, İslam akidesine ters düşen manaları barındırabilir.

b) Manası biliniyorsa yahut muteber ve mutemet bir alimin kitabında yer alıyorsa, onlarla dua veya zikir yahut uygun bir vesile olarak kullanılabilir.

Nitekim, “Topkapı sarayındaki hazreti Davud’un kılıcında ve cem sultanın gömleğinde yazılı olduğu” bildirilen ifadeler, -telaffuzları farklı da olsa- Hz. Ali’nin Celcelutiye kasidesinde de yer almaktadır.

Böyle muteber bir kasidede yer alan bu duayı okumakta elbette bir sakınca yoktur.

Kaldı ki, Bediüzzaman hazretlerinin şu ifadeleri, konumuza ışık tutmaktadır:  

“İmam-ı Gazalî, İmam-ı Nureddin'den ders alarak bu Celcelutiye'nin hem Süryanî kelimelerini, hem kıymetini ve hasiyetini şerh etmiş..” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 120)

“...Gerçi elimde bulunan Celcelutiye nüshası en sahih ve en mutemeddir. İmam-ı Gazalî (ra) gibi çok imamlar Celcelutiye'yi şerh etmişler. Fakat bu Süryanî kelimelerin manasını tam bilmediğimden ve nüshalarda ihtilaf bulunduğundan, her birisinin vech-i işaretini ve münasebetini şimdilik bilmediğimden bırakıyorum.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 126)

c) Manasını bilsek bile, İslam dininin resmi dili olan Kur’an’ın lisanında gelen Allah’ın isimleri, zikir ve dua ifadeleri azımsanmayacak kadar çoktur. Kendi dinimizin diliyle zikir ve dualarımızı yapmak her zaman tercih edilmelidir. Çünkü, Allah bizim gibi İslam ümmetine bağlı insanlara bu lisanı seçmiştir. Hz. Peygamber de aynı lisanla bize oldukça geniş bir servet bırakmıştır.

Bunlar dururken başka yabancı lisanlara ihtiyaç duymamız isabetli olmadığını düşünüyoruz.

Elbette her dildeki güzel hakikatler güzeldir. Fakat en güzel hakikatleri bize ders veren Kuran ve hadislerin dillerini tercih etmek, her şeyden önce bir vefa borcudur..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun