Yunus suresi 94. ayette geçen, "Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor..." tabirini nasıl anlamalıyız?

Tarih: 20.01.2007 - 13:34 | Güncelleme:

Soru Detayı
Allah Teala Yunus suresi 94. ayette mealen "Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. And olsun ki sana Rabbinden hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olma." Diğer kitaplar tahrif olduğu halde Allah Teala neden kitap ehline sormasını emrediyor?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Eğer, faraza, sana indirdiğimiz hususlardan herhangi birinde şüphe edersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Celalim hakkı için, sana Rabbin tarafından gerçek gelmiştir, bunda en ufak bir tereddüdün olmasın! Sakın Allah’ın âyetlerini yalan sayanlardan olma, yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun." (Yunus, 10/94)

Kur’ân, Resulullah (asm)'ın Tevrat ve İncîl’de müjdelendiğini bildirir. Ehl-i kitabın, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi onu tanıdıklarını söyler. Bu âyetten maksat, Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber (asm)'in nübüvvetinin doğruluğuna dair bilgiyi te’kit etmektir. Yani:

“Olmaz ya, faraza onlarda bu bilginin olduğuna dair içine bir şüphe gelecek olursa, şüpheye düşenin yapacağı iş, hemen deliller aramak ve ilim adamlarıyla görüşmektir. Sen de öyle yap, Ehl-i kitap bilginlerine sor, zira onlar bu konuda yeterli bilgi sahibidirler.”

Şu halde bu âyetten maksat:

“Yahudi bilginlerinin Resulullah (asm)'ın nübüvvetini ne derece kuvvetle bildiklerini anlatmaktır, yoksa Hz.Peygamber (asm)'in şüpheye düştüğünü bildirmek değildir.”

Çünkü onlar, Tevrat ve İn­cil’deki sana ilişkin nitelemelerden haberdardırlar. Senin son peygamber ve kurtarıcı olduğunu, sana inananın kurtulup sana inanmayanların da helak ola­cağını bilirler. Diğer kitaplar tahrif olsa da içinde bazı doğru blgiler bulunmaktadır.

Aslında Resulullah (asm) kendisinin peygamer olduğunda ve kendisine Allah tarafından indirilen vahiy hususuda asla şüphe etmemektedir. Bu ifadenin böyle kullanılması Arapçanın bir özelliğindendir. Buna bir misâl olmak üzere şunu söylemek mümkündür.:

Mesela bir kişi, oğlundan, bir işi kesinlikle yapma­masını isterse ona şöyle derdi: "Eğer sen benim oğlum isen şu işi kesinlikle yap­mayacaksın." Bu ifade baba çocuğunun, gerçek çocuğu olup olmadığı hususun­da şüphe etmiş değildir. Bu, ifadenin özel bir şeklidir ve tekid ifade eder ve "Şu işi kesinlikle yapmayacaksın." demektir. Buradaki ifade işte böyle bir özelliği olan ifadedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR