Yetimlerin mallarını teslim ederken şahit bulundurmakla ilgili Nisa Suresi'nin 6. ayetini açıklar mısınız?

Tarih: 10.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri deneyin; eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin, büyüyecekler de mallarını alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yiyip tüketmeyin. Zengin olan (veli) yetim malına tenezzül etmesin, yoksul olan da kararınca yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun; hesap sorucu olarak da Allah yeter." (Nisa Suresi, 4/6)


 Ayetin Açıklaması:
Yetimleri de deneyiniz, tecrübe ile tâlim ve terbiye ediniz, güzel idare etmeye alıştırınız nihâyet evlenme çağına geldikleri, yani baliğ oldukları vakit kendilerinden rüşd hisseder, akıllarının ve dini terbiyelerinin tamam olduğunu ve kendilerini güzel şekilde idare edebileceklerini yakından anlarsanız, derhal mallarını kendilerine teslim ediniz. Şu halde erginlik zamanında rüşdünü ortaya koymazsa biraz beklenecek demek olur. Fakat bu durum devam ederse ne olacak?

 

Bunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Âzam, yirmi beş yaşına kadar beklenir. O zaman mutlaka malı teslim edilir. Çünkü yirmi beş yaşı bir insanın dede olması mümkün olan bir yaştır demiş ve ondan sonra tasarruftan alıkoymayı kabul etmemiştir. Ve bu malları büyüyecekler de elimizden alacaklar diye bol bol harcayıp israf ederek yemeyiniz. Zengin olan veli veya vasi tamamen sakınsın, kendi malıyla kanaat etsin. Fakir olan veli veya vasi de meşru şekilde çalışma ve hizmetinin ücreti ve zorunlu ihtiyacı kadar yesin.

 

Bu meşru miktar "Birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin" (Bakara, 2/188),
"Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler..." (Nisâ, 4/10),
"... ve yetimlere adaletli davranmanız..." (Nisâ, 4/127) âyetleri ile belli olur.


 O yetimlerin mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman da onlara karşı şahid tutunuz, şahid huzurunda veriniz. Allah da bütün hesaplarınızı görmeye yeter. Onun emirlerine, yasaklarına dikkat ederseniz başka muhasibin (hesap görücünün) sorumluluğundan korkmaya gerek kalmaz.


 Fakat Allah'ın emirlerine aykırı hareket ederseniz, başka hiçbir muhasip de sizi kurtaramaz. Rifâa vefat etmiş ve oğlu Sabit'i küçük olarak geride bırakmıştı. Velisi, "Gözetimim altında yeğenim (kardeşimin oğlu) var. Bunun malından bana ne kadar helal olur ve malını ne zaman teslim edeyim?" diye Resulullah'a (s.a.v.) sormuştu. Bu âyet de bunun üzerine inmiştir. (Bkz. Elmalılı Tefsiri)


 Evet onları imtihan edip de rüşte ulaştıklarını anladığınız tak­dirde hemen onların mallarını kendilerine verin. Ve mallarını kendile­rine verirken de:

Onlara karşı şahitler tutun, şahitler bulundurun. Mallarını kendi­lerine teslim ederken teslim ettiğinize dair şahitler bulundurun diyor Rabbimiz.


 Sakın ha bu benim yeğenimdir, bu benim kardeşimin çocuğudur, bu benim amcamın oğludur, dayımın çocuğudur. Onun bendeki mallarını kendisine teslim ederken şahide ne gerek var? Bir­birimize güvenimiz yok mu? diyerek gevşek iş yapmaya kalkışmayın. Sonunda her türlü dedikodulara, fitnelere fırsat vermeyin buyuruyor Rabbimiz. Çünkü siz ne kadar da samimi olursanız olun, ne kadar da yaptığınız iş konusunda kendinize güvenirseniz güvenin insanlar sizin yaptıklarınızı yanlış anlayabilirler.


 Onlara mallarını teslim ederken şa­hit tuttuğunuz zaman hem o şahitler, hem diğer insanlar hem de o ye­timler bilirler ki babalarından kendilerine intikal eden malları gerçek­ten emniyet altındaymış, koruma altındaymış, kendilerine hiçbir adâ­letsizlik yapılmamış, hiçbir haksızlığa uğratılmamışlar. Malları çarçur edilip kendileri fakir bir duruma düşürülmemişlerdir.

Unutmayın ki hesap görücünüz Allah’tır. Hesap görücü olarak Allah yeter. Kendi kendinize bir düzen dolap içine girerek yaptığınız haksızlıklar konusunda kılıflar hazırlayarak tüm çevreyi atlatmayı be­cermiş olsanız da unutmayın ki Allah sizi görmektedir. Allah tüm yap­tıklarınıza şahittir ve hesap görücü olarak yetmektedir. İşte tüm haya­tımızda, tüm yapıp ettiklerimizde Allah bu hesap görücülüğü ile top­lumu murakabesi altına alıyor. Gerek evlilik konu­sunda, gerek mal mülk konusunda, gerek mehir konusunda, gerek yetimler konusunda her konuda kendisinin gözetimi ve kontrolü al­tında bir hayat yaşadığımızı unutmamamızı, bunu çok iyi anlamamızı, yaptıklarımızın tümünü kendisine lâyık bir şekilde muhsinler olarak yapmamızı istiyor Rabbimiz. (bk. Besâiru'l Kur'an)

İlave bilgi için tıklayınız:

Yetimin malından annesi yiyebilir mi?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun