Tebbet suresi Ebu Leheb’in ölümünden önce mi nazil oldu?

Soru Detayı

- Kuran’ı hak olduğunu kanıtlayacak olan önemli bir ayetin Ebu Leheb’in ölümünden seneler önce indiği bilgisi neden sadece bu ayetin indiği sırada henüz üç yaşında olduğuna dair sağlam rivayetlerin olduğu İbn Abbas tarafından rivayet edilmiştir?
- Böyle olan hadisleri doğru kabul etmemizi gerekli kılacak olan tatmin edici bir cevap yazabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Bir tek sahabiden de olsa, bize ulaşan sahih bir hadis, Müslümanlar için delildir, haram veya helal konusunda geçerlidir.

Bu nedenle Tebbet Suresinin nazil olması olayının sadece İbn Abbas hazretlerinden gelmesi, o rivayete bir şüphe getirmez.

Ayrıca İbn Abbas hazretlerinin çocukken meydana gelen bir olayı daha sonra anlatması, onun bu olayı görerek aktardığı şeklinde yorumlamak da asla ilmi olmaz. Zira, sahabiler bizzat görmedikleri bazı olayları, ya sonradan bizzat Peygamberimizden dinlemişler ya da o olaya şahit olanlardan ve bilenlerden öğrenerek bize aktarmışlardır. 

Buna sahabe mürseli denilir ve alimler tarafından delil olarak kabul edilmiştir. (İbn Belbân el-Fârisî, Sahîh-i İbn Hibbân bitertîbi İbn Belbân, I, 161-162; Toksarı, Müdelles Hadis, 232 vd)

Nitekim Hz. Aişe validemiz bir rivayette Allah Rasülü’ne gelen ilk vahiylerin sadık rüyalar şeklinde olduğunu ifade etmiştir. (Buhârî, Tefsir, 444, 445, Ta’bîr, 1; Müslim, İman, 160) 

Hadis Şarihler bizzat görmediği için, Hz. Aişe’nin bu rivâyetinin mürsel olduğunu söylemektedirler.

Yani o bu bilgiyi sonradan ya herhangi bir sahabiden ya da Hz. Peygamber’den duymuş olmalıdır. (Nevevî, Sahîhu Müslim, II, 197)

İbn Hacer’e göre, sahabenin gerçekleştiği vakte bizzat muttali olmadığı bir olayı sonradan Hz. Peygamber’den duyarak aktarması da Mürsel sayılmaktadır. (İbn Hacer, Fethü’l-Bârî, VIII, 716)

Bir sahabînin doğrudan rivayeti ile yine kendisi gibi bir sahabîden yaptığı mürsel arasında güven açısından bir fark olmaması gerekir. Zira, İbnu’s-Salah’ın ifade ettiği gibi, irsali yapan da ismi gizlenen de aynı şekilde bir sahabîdir. (İbnu’s-Salâh, Ulûmu’l-Hadis, I, 56. Krş. Zehebî, Siyer, II, 608)

Demek ki, İbn Abbas hazretleri henüz çocukken Tebbet Suresinin inmesine neden olan bir olayı, daha sonra ya bizzat Peygamber Efendimizden dinlemiş ya da sahabilerden öğrenmiştir.

Cevap 2:

Tebbet Suresi, Mekke’de ve Ebu Leheb ölmeden yıllar önce nazil olmuştur.

Tebbet Suresi, Kuran-ı Kerîm’in yüz on birinci suresidir.

Mekke döneminde Fatiha’dan sonra nazil olmuştur. Beş ayet olup fâsılası “ب، د” harfleridir. Adını ilk kelimesi tebbetten (elleri kurusun) alır.

Hadis kaynakları ile ilk dönem tefsirlerinde Tebbet Suresi, Mesed, Ebû Leheb ve Leheb adlarıyla da anılır.

Surenin nüzulüyle ilgili olarak kaynaklarda çok sayıda rivayet yer almaktadır. Bunların en meşhuru şöyledir:

Kuran’da, “En yakın akrabanı uyar” mealindeki ayetin (Şuarâ 26/214) inmesi üzerine Resûlullah (asm) Efendimiz, bir sabah vakti Safa tepesine çıkıp Kureyş mensuplarına seslenmiş, Kureyş mensupları etrafında toplanınca, “Size şu dağın arkasından bir düşman süvari birliğinin gelmekte olduğunu söylesem bana inanır mısınız?” diye sormuş, onlar da, “Daha önce senin herhangi bir yalanını duymadık” demiştir.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem kendisinin şiddetli bir azap öncesinde gönderilmiş uyarıcı bir elçi olduğunu bildirmiştir. Dinleyiciler arasında bulunan amcası Ebu Leheb onu azarlamış ve, “Kahrolası! Bizi bunun için mi buraya çağırdın?” diyerek uzaklaşmıştır.

Bu olayın ardından, Ebû Leheb’in kullandığı “tebb” kavramıyla başlayan bu Tebbet Suresi nazil olmuştur. (Müsned, I, 281, 307; Buhârî, Tefsîr, 111; Tirmizî, Tefsîr, 111)

Surenin ilk üç ayetinde asıl adı Ebu Utbe Abdüluzzâ olan, fakat yüzünün güzelliği dolayısıyla babası tarafından “Ebû Leheb” (alev alev parıldayan) künyesiyle anılan amcasına beddua edilmekte, sahip olduğu servetin ve çocuklarının kendisini cehennem ateşinden kurtaramayacağı haber verilmektedir.

Son iki ayette Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemîl Erva’nın da alev alev tutuşan cehenneme gireceği bildirilmektedir; çünkü o Hz. Peygamber’e eziyet etmek için dikenler taşıyıp geçeceği yola sermekteydi.

Kuran-ı Kerîm’de Münafikūn, Kafirun gibi İslâmiyet’e cephe alanların, ayrıca Mutaffifîn gibi (ölçü ve tartıda hile yapan) hususlarda dürüst davranmayanların bu nitelikleriyle ilgili isimler taşıyan sureler bulunduğu halde belli bir kişinin şahsını konu alan başka bir sure yoktur.

Ebu Mansur el-Matüridî bu hususta şu yorumu yapar:

Tebbet suresinde Resûl-i Ekrem’in hak peygamber oluşunun üç yönlü bir ispatı vardır:

Birincisi, ilk inen surelerden biri olan bu surede Ebu Leheb’in ve karısının cehenneme gireceğinin bildirilmesi ve yaklaşık on yıl sonra ölen Ebu Leheb’in de küfür üzere ölmesidir.

İkincisi, İslamiyet’in çok az taraftarının bulunduğu bir sırada Haşimiler’in reisi Ebu Leheb gibi bir kişi hakkında bu kadar ağır bir ifadenin kullanılmasıdır; bu da ancak Allah’ın, peygamberini koruması sayesinde mümkün olabilir.

Üçüncüsü, Resulullah’ın son derece kibar bir şahsiyet olmasına rağmen böyle ağır bir üslûba yer verilmesidir; bu ise din konusunda hiç kimseye boyun eğmemesi esasının bir gereğidir. (Âyât ve süver, s. 94; krş. Fahreddin er-Râzî, XXX, 168)

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah insanın yapacağı fiilleri bilmez iftirası...  

Sahabe mürseli nedir, neden böyle bir yöntem kullanılmıştır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
2.031 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR