Sebe suresi, 9. ayette geçen, "Onlar, önlerinde ve arkalarında bulunan göğe ve yere bakmıyorlar mı?" ifadesini açıklar mısınız?

Tarih: 09.11.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sebe Suresi, 9. Ayet:

"Onlar, önlerinde ve arkalarında bulunan göğe ve yere bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır."

Ayetin Açıklaması:

O kâfirler, kendileri­ni her taraftan kuşatan göğü ve yeri görmediler mi? İnsan nereye yönelse ve nereye baksa, önünde ve arkasında, sağında ve solunda göğü ve yeri görür. Bunlar yaratıcının birliğini gösterir. Onlar bunu düşünüp de yeri göğü yara­tanın, öldükten sonra insanları diriltebileceğini anlamıyorlar mı?

Bundan sonra Yüce Allah, şu sözüyle onları tehdit etti: Dilersek, Karun'a yaptığımız gibi onları yere batırırız, yahut Eyke halkına yaptığımız gibi, üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. O zaman, nereye kaçacaklar?

İbnu'l-Cevzî şöyle der: Yani, onlar nerede olurlarsa olsunlar, yerim ve göğüm onları kuşatır. Benim onlara gücüm ye­ter. Dilersem onları yere batırır, dilersem üzerlerine gökten parçalar yağdı­rırım. (Zâdu'l-mesîr, 6/435)

Şüphesiz Allah'ın birliğini ve gücünü gösteren eserlerden görmekte, oldukları şeylerde, tövbe edip Allah'a dönen ve gördüklerini düşünen her kimse için delil ve ibret vardır.

İbn Kesir şöyle der: Yüce Allah şunu murat ediyor: Bu yüksek ve geniş gökleri, alçak, uzun ve geniş yerleri yaratabilen kimse, bedenleri tekrar eski haline getirmeye ve çürümüş kemikleri toplamaya kadirdir. (Muhtasar-ı İbn Kesîr, 3/122; bk. Muhammed Ali Es Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 5/124.)

Ayette İnkarcının Aklına ve Vicdanına Sesleniliyor

"Gökten ve yerden ön­lerinde ve arkalarında bulunan (açık belgeleri, isbatlayıcı delilleri) görme­diler mi?"

Gökte ve yerde bulunan her varlık, görülebilen her sistem ve düzen kusursuz bir plânlayıcının ve mükemmel bir programlayıcının; her şeyi dü­zenleyip denge ve düzende tutucunun varlığına, birliğine açık şekilde de­lâlet etmektedir.

İnsanoğlu çevresine bir göz atınca binlerce çeşit bitki­leri; yukarıya doğru başını kaldırıp bakınca yüzlerce sistemi görmektedir.

Öyle ki, yeryüzünün onda yedisinin su ile kaplı olması, atmosfer tabaka­sının belli oranda bulunması; dünyanın hem kendi ekseni, hem de güneşin etrafında belli bir yörüngede şaşmadan, bir aksaklık doğurmadan, sapmadan dönmesi, mükemmelin de ötesinde her şeye mutlak anlamda hâkim ve her şeyi tasarrufu altında bulunduran mutlak kudret sahibinin mevcu­diyetini isbatlamakta ve her türlü tereddüt ve şüpheyi reddetmektedir.

Zi­ra bu kadar düzenli, uyumlu, dakik ve hesaplı mekanizmanın ve bağlı bu­lunduğu sistemin kendiliğinden oluşup bugünkü duruma geldiği söylene­mez.

Yok eğer insanoğlu bunca belgelere körler gibi bakıyor, sağırlar mi­sali Hakkın uyarıcı ve akla seslenici nidasını işitmiyorsa, elbette ki ilâhî kudret ve sanatı; rabbanî terbiye ve yönlendirmeyi göremez ve anlayamaz.

Ama aklını kullanıp, insafını süzgü, vicdanını ibre yapıp ön yargıdan sıyrı­larak düzende yer alan her şeyin hikmetini, amacını, amaca yönelik hiz­metini; bağlı bulunduğu plân ve kanunu düşünür de sonuç çıkarmaya ça­lışırsa, o takdirde ilâhî hidâyet ışığı kalbinde doğup inkârın yeri ve anlamı kalmadığına inanır, inandıkça da mesafe kısalır ve öylece Hakk'a teslimi­yet gösterir.

Konumuzu oluşturan âyetle bu hikmet yansıtmaktadır. Sözü edilen düzen ve dengeyi ayakta tutan Yüce Kudret, dilerse bir anda hükmünü in­dirir de küfür ve azgınlıkta ileri gidenleri yerin dibine batırır veya üzerle­rine semavî bir afet gönderir.

Unutmayalım ki, insanı dört tarafından çeviren deliller, belgeler, âyet­ler ve bunların bağlı bulunduğu sistemler, aklını kullananlar için birer öğüt ve ibret arzetmektedir.

(bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 10/4923-4924)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun