Allah neden soru sorar?

Tarih: 12.08.2022 - 16:37 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah şüphesiz her şeyi bildiği halde, niçin birçok ayetlerde soru sormaktadır? Bunun hikmetleri nedir?
- Ayrıca, Kuran'da hangi maksatlarla soru yöntemi kullanılmıştır, bunların çeşitleri var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran'da Allah'ın yönelttiği sorulardan maksat, hiç şüphesiz bilgi edinmek maksadıyla yöneltilmiş sorular değildir. İfade soru şeklinde olsa da kastedilen başkadır.

Bu soruların farklı maksatları ve manaları vardır. Mesela, bazen birtakım konuları pekiştirmek sorulur. Buna istifham-ı takrirî denir. "Evelem yerav / görmediler mi?" gibi. Yani elbette gördüler, görüyorlar demektir.

Bazen de soru bir düşünceyi reddetmek için gelir. Buna da istifham-ı inkârî denir. "Eilâhun maallah / Allah'la beraber başka bir ilah mı?!" gibi. Yani Allahla beraber başka bir ilah yoktur. Böyle bir iddia olamaz demektir. 

Bunlar dışında hayrete davet etmek için (istifham-ı ta'cibî) ve başka maksatlarla zikredilen sorular da vardır.

Neden soru sanatı?

İstifham (soru sorma) sanatı, cevabı bilindiği halde bir konunun soru-cevap şekilde sunulmasıdır. Muhataptan cevap beklenmeyen bu metoda, sözün daha etkili olabilmesi ve okuyucunun dikkatini işlenen konuya daha iyi çekilebilmesi için başvurulur. Yani, amaç sözün bir nükte ile tesirli ve etkili hale getirilmesidir.

Kuran’da istifham;
- İnkâr,
- Gerçeği itiraf ettirme
(var olan durumu inkâr etme),
- Yalanlama,
- Yüceltme,
- Tehdit,
- Kınama,
- Korkutma,
- Üzüntü,
- Uyarma,
- Hatırlatma,
- Şaşırma,
- Dua

vb. durumları ifade etmek için kullanılmaktadır.

Bu kadar manalar ifade eden soru-cevap yöntemi, zihinleri meşgul ederken, cevabın da ne olduğu hususunda merak uyandırır. Böylece kişi, taklitten uzak bir şekilde araştırma yaparken emek harcamış olur.

Aynı zamanda soru sormak, insanın kendi mantığını kullanarak, içinde bulunduğu durumu fark etmesini sağlar. Bu sebeple Kuran’da dikkat çekilmek istenen önemli konularda, bu edebi sanat dalı kullanılmıştır.

Demek ki soru sormak her zaman bilgi alma amaçlı değildir ve başka amaçlarla da kullanılabilir. Şimdi bu maksatları teker teker yazarak örnek veya örnekler vermeye çalışacağız:

1) İnkâr için kullanılır.

Bu durumda menfi manadadır, önünde bulunduğu cümle de menfi olur.

“...yoldan çıkmış topluluktan başkası cezalandırılır mı?..” (Ahkaf, 46/35)

“...biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız?..” (Sebe, 34/17)

“Yoksa kızlar ona, oğullar size mi?” (Tûr, 52/39)

“Demek erkek size, kadın Allah'a mı?” (Necm, 53/21)

2) Tevbih (azarlama, kınama) için kullanılır.

“...emrime karşı geldin?..” (Tâhâ, 20/93)

“...yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?.” (Sâffât, 37/95)

Tevbih, ekseriyetle olup biten işlerde yapılır; bu yüzden de kınanır. Bazen yapılması gereken bir fiilin terkinden dolayı tevbih yapılır. Örneğin:

“Öğüt alacak olanın öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı sizi?..” (Fâtır, 35/37)

“...Peki, Allah'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip İslamı yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz.” (Nisâ, 4/97)

3) Takrir için kullanılır.

Takrir; bildiği bir konuda muhatabı, ikrar ve itirafa çekmektir.

“Bunda akıl sahibi için bir yemin var değil mi?” (Fecr, 89/5)

“Biz senin göğsünü açmadık mı? Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?” (İnşirah, 94/1-2)

“Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi?” (Duha, 93/7)

“Onların tuzaklarını boşa çıkarıp üzerlerine Ebabil kuşlarını göndermedi mi?” (Fîl, 105/2-3)

“...Ayetleri mi anlamadığınız halde yalanladınız mı?” (Neml, 27/84)

“Allah kuluna kafi değil mi?” (Zümer, 39/36)

“Rabbiniz değil miyim?” (Araf, 7/172)

“...Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?” (Bakara, 2/106)

4) Taaccüb bildirmek için kullanılır.

“Allah'ı nasıl inkâr edersiniz..” (Bakara, 2/28)

5) İtab bildirmek için kullanılır.

“İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki kalpleri Allah'ın zikrine ve inen hakka saygı duysun...” (Hadid, 57/16)

6) İhtisar manasında da gelen, tezkir için kullanılır.

“Ey Âdemoğulları, ben size and vermedim mi: Şeytana tapmayın...” (Yâsin, 36/60)

“... Ben size 'Ben göklerin ve yerin gayplerini bilirim.' dememiş miydim?" (Bakara 2/33)

“..Yusuf'a ve kardeşine yaptığınızı bildiniz mi?” (Yusuf, 12/89)

7) İftihar bildirmek için kullanılır.

“...Mısır mülkü benim değil mi?” (Zuhruf, 43/51)

8) Tefhim (bildirmek) için kullanılır.

“...bu kitaba ne oluyor, ne küçük ne büyük hiçbir şey bırakmıyor...” (Kehf, 18/49)

9) Korkutmak maksadıyla kullanılır.

“Çarpan hadise; ne­dir o çarpan hadise?” (Kâria, 101/1-2)

“Gerçekleşen nedir o gerçekleşen?” (Hakka, 69/1-2)

10) Kolaylık maksadıyla kullanılır.

“Onlara ne olurdu sanki Allah'a inansalardı.” (Nisa, 4/39)

11) Tehdid ve vaid gayesiyle kullanılır.

“Biz öncekileri helak etmedik mi?” (Mürselât, 77/16)

12) Çokluk maksadıyla kullanılır.

“Nice kentleri helak ettik...” (Araf, 7/4)

13) Eşitlik maksadıyla kullanılır.

“...uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.” (Bakara, 2/6)

14) Emir ifade etme maksadıyla kullanılır.

“...Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 5/91)

15) Emir kalıbının kısımlarından olan, tenbih maksadıyla kullanılır.

“Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzattı...” (Furkân, 25/45)

“Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi de arz yeşeriyor...” (Hac, 22/63)

“O halde nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir, 81/26)

“Nefsini aşağılık yapandan başka kim İbrahim'in dininden yüz çevirir?” (Bakara, 2/130)

16) Tergib (teşvik) için kullanılır.

“Kimdir o adam ki, Allah'a güzel bir borç versin de...” (Bakara, 2/245)

“...sizi acı azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?..” (Saf, 61/10)

17) Nehiy için kullanılır.

“...insanlardan korkmayın benden korkun...” (Mâide, 5/44)

“..Yoksa onlardan korkuyor musunuz, kendisinden korkmanıza en layık Allah'tır...” (Tevbe, 9/13)

“...Seni engin kerem sahibi Rabbine karşı ne aldatıp isyana sürükledi?” (İnfitar, 82/6)

18) Dua gayesiyle kullanılır.

Bu istifham, nehiy gibidir. Ancak dua, derece bakımından, küçükten büyüğe doğru yapılır.

“...içimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin?” (Araf, 7/155)

19) İstirşad (irşad olmak, öğrenmek) gayesiyle kullanılır.

“...Orada bozgunculuk yapacak birisini mi yaratacaksın?” (Bakara, 2/30)

20) Temenni gayesi ile kullanılır,

“...Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki?” (Araf, 7/53)

21) İstibta' (beklemek) gayesiyle kullanılır.

“Allah'ın yardımı ne zaman?..” (Bakara, 2/214)

22) Arz gayesiyle kullanılır.

“...Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?..” (Nur, 24/22)

23) Tahsis gayesiyle kullanılır.

“...Andlarını bozan bir kavimle savaşmayacak mısınız?..” (Tevbe, 9/13)

24) Tecahül gayesiyle kullanılır.

“O ihtar (Kuran) aramızdan ona mı indirildi?” (Sâd, 38/8)

25) Tazim gayesiyle kullanılır.

“Onun izni olmadan katında kim ‏şefaat edebilir?” (Bakara, 2/255)

26) Tahkir için kullanılır.

“...Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?..” (Enbiya, 21/36)

“Allah bunu mu peygamber göndermiş?..” (Furkan, 25/41)

27) İktifa gayesiyle kullanılır.

“...kibirlenenler için cehennemde yer yok mu?..” (Zümer, 39/60)

28) İstibad gayesiyle kullanılır.

“...artık anlamanın kendisine ne faydası var?” (Fecr, 89/23)

29) Ünsiyet gayesiyle kullanılır.

“Sağ elindeki nedir ey Musa?” (Tâhâ, 20/17)

30) İstihza gayesiyle kullanılır.

“...namazın mı emrediyor?” (Hûd, 11/87)

“...yemez misiniz? Neyiniz var ki konuşmuyor musunuz?” (Sâffât, 37/91-92)

31) Kendinden önceki istifham edatının manasını tekid gayesi ile kullanılır.

“Üzerine azap kelimesi hak olanı mı, sen ateşte bulunanı mı kurtaracaksın?” (Zümer, 39/19)

32) İhbar gayesiyle kullanılır.

“Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa şüphe mi ettiler?” (Nur, 24/50)

“İnsanın üzerinden uzun bir süre geçmedi mi?..” (İnsan, 76/1)

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah her şeyi bildiği halde, neden "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi ...

Allah cevabını bildiği halde neden soru soruyor?

Allah bizim ne yaptığımızı biliyorsa neden bazen meleklere soruyor ...

Kaynaklar:

Suyuti, el-İtkan fî ulumi’l Kuran.
- Zerkeşî, el-Burhan fî ulum'il-Kuran.
- Alican Dağdeviren, Kuran-ı Kerim’de Sorular ve Cevaplar (Yayınlanmamış Doktora Tezi), SÜSBE, Sakarya 2002, s. 9-36.
- Avnullah Enes Ateş, İstifhâm Üslûbunun Mecâzi Kullanımları ve Meallere Yansıması, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2016, Sayı 8 (Sayfa 123 - 141)
- Yahya Suzan, Kur'an'da istifham üslubu (2001, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun