Şeair-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar kimlerdir?

Soru Detayı
Şeair-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi. (Emirdağ-1 - 208) - Bu darbeler nelerdir? Kimler yapmış? Darbeleri yapanlar, bu yıllarda hang, darbeleri yemişler? - Neden burada ve iki cümle sonra 12 -13-14-16 'dan bahsetmiş de 15’i hiç yazmamış bunun sebebi nedir? Buradaki 15 ne manaya geliyor neye işaret ediyor?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bildiğimiz kadarıyla, bu tarihler, “on iki sene sonra en müthişi dünyayı terkettiği gibi” (Emirdağ Lahikası-, 208 ) ifadesinin gösterdiği 1938 tarihi dışında;  II. dünya savaşının olduğu yıllara bakıyor. Aşağıdaki ifadeler bunu gösteriyor:

- “Kardeşlerim! Sizin hatırınız ve askerliğiniz endişesi için hâdisat-ı zamana baktım; kalbime böyle geldi: Menfî esasata bina edilen ve Karun gibi اِنَّمَا اُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ deyip, ihsan-ı Rabbanî olduğunu bilmeyip şükretmeyen ve maddiyyun fikriyle şirke düşen ve seyyiatı hasenatına galib gelen şu medeniyet-i Avrupaiye öyle bir semavî tokat yedi ki; yüzer senelik terakkisinin mahsulünü yaktı, tahrib edip yangına verdi.”

Avrupa zalim hükûmetleri zulümleriyle ve Sevr muahedesiyle Âlem-i İslâm'a ve merkez-i hilafete ettikleri ihanete mukabil öyle bir mağlubiyet tokadını yediler ki; dünyada dahi bir cehenneme girip çıkamıyorlar, azabda çırpınıyorlar. Evet bu mağlubiyet, aynen zelzele gibi, ihanetin cezasıdır.” (Kastamonu Lahikası, 16-17)

- 1938 tarihinden 12 senen evvelki tarih: “1926-27”dir. Üstad Bediüzzaman’ın sürgün edildiği ve risale nurların yazılmaya başlandığı tarihtir.

- Şu ifadeler de 12 sene sonraki tarih olan 1938 ve ardından (13-14-16 sene sonra vuku bulan II: dünya savaş yılları olan) 1939-40-42. yıllarına işaret edilmiştir:

“O ikinci harb-i umumî ve o dehşetli şahsın dünyadan gitmesiyle ve şimdi de onun mesleği geri çekilmesi ve bir kısmı o mesleğin aksine din lehinde resmen çalışması ve ehl-i imanın istibdad-ı mutlakadan bir derece kurtulması ve az bir tevil ile o risaleciğin verdikleri haber aynı tarihlerde vuku' bulması, o surenin bir lem'a-i i'cazıdır. Fakat heyecanlı tevillerim perde çekmişti, hakikat gizlenmiş.” (Emirdağ Lahikası -1, 209)

- Bildiğimiz kadarıyla ifadelerde 15 ifadesinin kullanılmaması, “İnnâ A’taynâ” suresinde işari tevilleri yapılan ayetlerdeki sayısal tevafukların gösterdiği tabloya göredir.

Nitekim bu surenin kelimelerinin sayısı, 16’dır. Hz. Peygambere düşman olanların helakinden bahseden son ayetin ilk kelimesi olan “İNNE” tahkik edatı, 12. sıradadır.

Hz. Peygambere kin besleyen düşman manasına gelen “ŞÂNİ” kelimesi 13. sıradadır.

Düşmanlığın Hz. Peygambere karşı yapıldığını gösteren “K” zamiri 14. sıradadır.

Asıl düşmana işaret eden “HUVE” zamiri 15. sıradadır.

Helak olmayı haber veren “el-Ebter” 16. sıradadır. Keza, bu helaki haber veren son ayetin harflerinin sayısı da - Şedde sahil- 16’dır.

- Burada işaret dışında bırakılan 15 rakamına tevafuk eden kelime “huve”dir. Niçin bu sayının atlandığını bilemiyoruz. Yalnız bu cümlenin -şedde dahil- ebced değeri 1118 olup: 86X13’tür.

- Kanaatimizce, üstadın çok açık olan ve daha önce vuku bulan hadiseler için kullandığı bu ifadelerini şimdiki olaylara uygulamaya çalışmak “tekellüflü bir tevil”den öteye geçmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun