Saadet asrında teknoloji neden yoktu, hikmeti nedir?

Tarih: 23.01.2026 - 14:54 | Güncelleme:

Soru Detayı

Cenabı hak neden teknolojiyi ahir zamanda ortaya çıkarttı yeryüzündeki en güzel en sevgili en saygı duyulan en sevilen en hak eden Resulullah idi at sırtında aylarca yolculuk yaparken neden bize peygamberine bile verilmeyen bu teknoloji nimeti verilmiştir? Neden bu nimetler Peygamberimize değil de ahir zamandaki insanlara verilmiştir? Bunun hikmeti nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. Teknoloji Tedricî Bir Tekâmülün Neticesidir

Teknoloji, kâinat çapında işleyen bir tedriç ve tekâmül kanunu çerçevesinde gelişmiştir. Allah’ın gönderdiği vahiyler de zaman ve zemine uygun olarak, ilahî hikmetin gerektirdiği şekilde tecelli etmiştir.

Peygamberlerin en büyük vazifesi, insanlara teknoloji öğretmek değil; iman, ibadet ve ahlâk esaslarını bildirerek dünya ve ahiret saadetini temin etmektir.

Bu sebeple, insanlar nazarında çok önemli görülen teknolojik gelişmelerin, hidayet yollarını gösteren dinî prensiplerle mukayese edildiğinde asli bir değeri yoktur.

2. Kuran Teknolojiyi İhmal Etmemiştir

Bununla birlikte, kaderin istikbalde öngördüğü teknolojik gelişmelere Kuran’da tamamen kayıtsız kalınmamış, aksine işaretler verilmiştir.

Bediüzzaman bu hakikati temsillerle anlatır:

İnsanların yaptığı uçaklar, Kuran’da kendilerine özel bir yer istese; gezegenler, dünya ve ay onlara şöyle der:

Biz Allah’ın kudretiyle hareket eden koskoca gök cisimleriyiz. Sen ancak kendi büyüklüğün kadar, yani çok küçük bir yer alabilirsin.

Denizaltılar, Kuran ayetlerinde yer talep etse; gökyüzü denizinde yüzen yıldızlar onların yanında neredeyse hiç görünmeyecek kadar küçük kaldıklarını hatırlatır.

Elektrik ve aydınlatma sistemleri ayetlere girmek istese; şimşekler, yıldızlar ve gökyüzündeki ışıklar onlara: Ancak ışığınızın gücü kadar söz edilebilir, der.

İnsan medeniyetinin en ileri teknolojileri kendilerini büyük görüp hak iddia etse; küçücük bir sinek ortaya çıkar ve şöyle der:

Susun! Benim bir kanadımda bile, sizin bütün teknolojilerinizden daha ince ve daha hayranlık uyandırıcı bir ilahî sanat vardır. Çünkü sizinki insan emeğidir, benimki doğrudan Allah’ın yaratmasıdır. (bk. Sözler, 20. Söz)

3. Teknolojinin Erken Verilmemesinin Bir Hikmeti

Evrenin yaratılış maksadı Yaratıcıyı tanımaktır. Kâinat çapında sergilenen ontolojik ve tabiî harika sanatlar, bu tanıtma vazifesini yerine getirir. Ancak teknoloji erken dönemlerde aşırı şekilde öne çıkarılsaydı, bu tanıma vazifesi yanlış istikamete kayabilirdi.

Yani insanlar uçağı görüp yerkürenin hareketini fark edemeyebilir, treni, gemiyi ve elektriği görüp, göklerin denizinde yüzen yıldızları, muntazam sefineleri, harika tayyareleri ve acayip lambaları andıran kevnî mucizeleri göremeyebilirdi.

Asr-ı Saadet ve Kuran’ın Asli Vazifesi

Kur’an’ın asıl görevi, insanlara Allah’ın kudretini, mükemmelliğini ve kâinattaki tasarrufunu tanıtmak; aynı zamanda insanın kul olarak ne yapması gerektiğini, nasıl yaşaması gerektiğini öğretmektir.

Bu sebeple, insan aklının ve emeğinin ürünü olan teknolojik harikaların Kuran’da geniş yer tutması beklenmez. Çünkü bunlar, Allah’ın doğrudan yarattığı ve yönettiği kâinat düzeniyle kıyaslandığında çok sınırlı ve küçük şeylerdir. Bu yüzden Kuran’da ancak işaret seviyesinde yer alırlar.

4. Her asır ayrı bir güzeldir

Her asrın kendine özgü güzellikleri ve özellikleri bulunmaktadır. Geçmişteki insanların hayatı, o dönemin şartları ve imkanları ile şekillenmiştir. Teknolojinin, özellikle de modern teknolojinin ahir zamanda ortaya çıkmasının birçok hikmeti vardır. Öncelikle, Allah her şeyi uygun zamanında yaratır ve insanların ihtiyaçlarına göre bir düzen tesis eder.

Teknolojik gelişmeler, insan hayatını kolaylaştırmakta ve insanların iletişim, ulaşım ve bilgi edinme gibi alanlarda daha etkin olmasına olanak tanımaktadır. Bu durum, Allah'ın insanlara olan merhametinin bir tezahürü olarak değerlendirilebilir. İnsanlığın maddi ve teknolojik gelişimi, her dönemde farklı bir biçimde gerçekleşmiştir ve her zaman insanların iradesi de bu süreçte önemli bir rol oynamıştır.

Demek ki, her şeyin en güzel hikmetle yaratıldığını bilmek ve bu hikmetlere saygı duymak, Müslümanlar için önemli bir erdemdir. Allah her zaman en güzel olanı bilir ve dilediği gibi takdir eder. Bu nedenle, geçmişin ve günümüzün şartlarını anlamak ve kabul etmek, iman edenler için bir gereklilik olmaktadır.

Sonuç

Teknolojinin Asr-ı Saadet’te verilmemesi bir eksiklik değil, ilahî bir hikmettir. Çünkü Kuran’ın ve peygamberliğin asli maksadı, insanı makinelerle değil, hakikatle terbiye etmektir. Teknoloji ise zamanla, insanlığın istidadı geliştikçe ve imtihan şartları değiştikçe verilmiş bir nimettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun