Peygamberin sadaka ile ne işi olabilir?

Tarih: 10.05.2022 - 08:14 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Mücadele Suresi-12)
- Bu ayette görüldüğü gibi Allah insanlara peygamberle konuşmadan önce sadaka sunulmasını emretmiştir. Ancak bir sonraki ayette ise (Mücadele Suresi-13) “Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” denilmektedir ki, madem ki sadaka sunmadınız, Allah sizi affetti diyerek bir önceki ayette emredilen sadaka sunma şartı ortadan kaldırılmıştır. Ayette; ‘Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre’ denilmesine rağmen yine aynı cümle içinde sadaka (zekat) verin deniyor.
a) Allah bir önceki ayeti yanlış mı göndermiştir de bir sonraki ayette verdiği hükmü değiştirmiştir?
b) Peygamberin sadaka ile ne işi olabilir? Peygambere sadaka istenen ayet sonrası soru sormaya gelenlerin sayısı azalınca yahut soru soran kalmayınca yeni ayet mi inmiş acaba?
c) Bir insan sadaka veremeyecek durumda ise zekatı nasıl verebilsin? Zekat emri, bütün inananları kapsayan bir emir olarak pek çok ayette zaten geçiyor. Önemine binaen tekrar vurgu yapılmış olsa bile burada gereksiz bir emir olarak kalıyor. (‘Un bulamıyorsan pasta yap’ der gibi)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, sadaka vermek herkes içindi, daha sonra hafifletildi ve sadaka verme zorunluluğu kaldırıldı. Bu nedenle ilgili hafifletmeden dolayı, zekat zorunluluğu da kaldırılmış gibi bir durum anlaşılmasın diye, diğer ibadetlerin yanında zekat da özellikle sayılmıştır. Yoksa bazıları zekat emrinin de hafifletildiği zannına kapılabilirdi.

Soruda geçen “Un bulamıyorsan pasta yap.” ifadesi gereksizdir, zira zekat zaten sadece zenginlere ait bir emirdir. Yani soru sahibinin tabiri yerindeyse eğer, unu olmayan değil unu ve pastası olan zekat verir.

Şu halde, ilgili ifade de iddia da yersizdir.

Sadaka konusuna gelince:

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Ey iman edenler! Peygamber ile gizli ve özel görüşmek istediğinizde, bu görüşmenizden önce muhtaçlara bir sadaka verin. Bu, hakkınızda hem daha hayırlı hem de kalbî safiyet, samimiyet ve temizlik açısından daha uygun olandır. Ama verecek bir şey bula­maz­sanız bir zararı yoktur; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, sonsuz merhamet sahibidir."

"Peygamber ile gizli ve özel görüşmeden önce muhtaçlara sadaka verdiğiniz takdirde fakirliğe düşeceğiz diye korktunuz mu? Mademki siz bunu yapmadığınız takdirde Allah sizi bağışladı; öyleyse siz de artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah ve Resulüne itaat edin. Zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücadele, 58/12-13)

Burada özellikle soru başlığıyla ilgili bir konuya dikkat çekmek gerekir:

Sadaka Hz. Peygamber (asm) Efendimize değil, diğer Mülsümanlara verilecektir. Zaten Hz. Peygambere ve ailesine sadaka verilmesi helal değildir. Bu açıdan Hz. Peygamberin sadaka ile doğrudan bir ilgisi yoktur.

İbn Abbas (r.a.)’den rivayete göre bazı Müslümanlar, Resulullah (asm) Efendimizin yanına gelerek gerekli gereksiz sorular sorar, herkesin içinde onunla gizli konuşurlardı. Bu durum Efendimize zor gelmeye başladı. Yüce Allah bu tür gizli konuşmaları azaltıp Resulünü rahatlatmak için özel görüşmeden önce sadaka vermeyi farz kıldı. Bu emir üzerine Müslümanlardan birçoğu, imkânsızlık veya başka sebeplerle sadaka vermekten çekinip özel görüşme talebinden vaz geçtiler. Sonra Allah Teâlâ 13. ayeti indirerek bu hükmü hafifletti, kolaylık getirdi, yolu daraltmadı. (Taberî, İbn Kesîr, ilgili ayetlerin tefsiri)

12 ile 13. ayet arasında nesih değil, hafifletme ve af vardır. Efendimiz (asm) ile özel görüşme yapmadan önce sadaka vermek isteyen yine verir. Veremeyenin ise affedileceği 12. ayetin sonunda belirtilmiştir.

13. ayette ise sadaka verecek durumda olup da vermek istemeyenden, mutlaka sadaka verme zorunluluğu kaldırılmıştır. Yani birinci ayetteki zorunluluk ikinci ayette isteğe bırakılmıştır. Dolayısıyla burada nesih değil, bir tadil ve hafifletme olduğu anlaşılmaktadır.

Bu ayet-i kerimeler, Resulullah (asm) Efendimize gereken saygının gösterilmesi, onun hukukunun en iyi şekilde korunması, soru sormada ve gizli görüşmede aşırılığa kaçılmaması, her vesileyle fakirlere yardım edilmesi, ihlaslı kişilerle münafıkların, ahireti sevenlerle dünyaya meyledenlerin ortaya çıkarılması gibi hikmetler ihtiva etmektedir.

Bu ayetlerin öngördüğü düsturlarda, bir kısım hikmetlerin olduğu düşünülebilir. Şöyle ki:

1. Bu düzenlemelerle Hz. Peygamber (asm) ile konuşmanın kıymetine dikkatleri çekilmiştir. Zira insan bir şeyi zorlukla elde ettiği zaman, onu gözünde büyütür ve kıymetini daha iyi anlar. Fakat kolaylıkla elde ederse, ona fazla önem vermez. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

2. Resulullah ile konuşmadan önce verilecek böyle bir sadaka sayesinde, fakirlere pek çok faydalar sağlanmıştır. İnfak ise Kur'an’da en önemli gayelerden biridir. (Razi, a.g.y)

3. Lüzumsuz sorulardan dolayı boş yere meşgul edilen Hz. Peygamberin (asm), böylelikle yükü hafifletilmiştir. Birçok kimse, sırf Hz. Peygamberle (asm) sohbet etme şerefine nail olmak maksadıyla ehemmiyetsiz bazı soruları bahane ederek hem onu rahatsız ediyorlar hem de başkasının bu sohbetten mahrum kalmasına sebep oluyorlardı. Bu özel nebevi sohbetten önce fakirlere bir ödeme şartı getirilince -yokluk veya varlık halinde de olsa bu ödemeden imtina edenler sayesinde- söz konusu olumsuz durumlar ortadan kalkmıştır. (Razi, a.g.y)

4. Sorularında samimi olanlarla olmayanlar, münafıklarla gerçekten inananlar birbirinden ayırt edilmiş oldular. Nitekim bu düzenlemeden sonra, bazı zenginler sohbet-i nebeviye gitmekten imtina ederken, bazı fakirler bir şey bulamadıklarından için yanıyorlardı. (Razi, a.g.y)

- Maverdi’nin bildirdiğine göre, bu ayetlerin nüzul sebebi üç şekilde değerlendirilmiştir:

Birincisi: Bazı münafıklar da lüzumsuz yere Hz. Peygamber (asm) ile özel görüşmede bulunuyor ve bunu istismar ediyorlardı. Sadakanın emir edilmesiyle, bunların önü kesildi.

İkincisi: Bazı Müslümanlar Hz. Peygamber (asm) ile gizli ve özel olarak konuştuklarında, diğer bir kısım Müslümanlar bunların aleyhlerine bazı şeyler konuşabildikleri ihtimalinden tedirgin oluyorlardı. Sadakanın şart koşulması ile özel ve gizli konuşmanın önü alınmış ve tereddüt edenlerin de endişeleri bertaraf edilmiştir.

Üçüncüsü: Onunla birlikte olma şevklerinden dolayı Müslümanlar Hz. Peygamberi (asm) rahatsız edecek derecede kendisiyle özel sohbet etmek istiyorlardı. Sadakanın emir edilmesiyle onun bu sıkıntılı durumu hafifletilmiştir. (bk. Maverdi, ilgili yer)

Özetlersek:

Sadakanın emir edilmesinin hikmeti:

a) Hz. Peygamberin (asm), rastgele yanına sokulacak bir insan olmadığı nazara verilmiş, nübüvvet makamına yakışan saygın bir mesafenin olmasının gereği ders verilmiştir.

b) İslam dininin çok önem verdiği yardımlaşma fonundan bir kapı daha açılmış, ihtiyaç sahiplerine yardım edilmiştir.

c) Müslümanlar ile münafıklar, samimi olan müminlerle samimi olmayanlar, ahireti dünyaya tercih edenlerle dünyayı ahirete tercih edenler, dinin sevdalısı olan kimseler ile dünya sevdalısı olan kimseler ayrıt edilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Peygamberimiz kendisine getirilen sadaka ve hediyeleri ...

Mücadele suresinin 12. ve 13. ayetlerinde bahsi geçen "Elçi" ile gizli ...

Tanrı, mademki yapmadınız, ben de o hükmü kaldırdım gitti, der mi ...

Kur'an-ı Kerim'de fısıldaşanların sadaka vermesi gerektiği ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun