Peygamberimiz (asv) insanlardan niçin hediye kabul ediyordu? Onlara karşı yaptığı imamlık vazifesinde minnet altına girme durumu söz konusu olmamış mıdır?

Tarih: 10.05.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanlar yapısı gereği karşılıklı iltifat ve yardımlaşmalardan hoşlanır. Hz.Peygamber (a.s.m)’ın kendinden bir şey isteyen hiç kimseyi mahrum bırakmadığı, hatta bazen kendine mahsus  ve sahibi olduğu yegâne elbisesini de isteyen kimselere verdiği sahih hadis kaynaklarından öğreniyoruz. Keza, ganimet, sadaka ve zekât olarak kazanılan bütün malları insanlara dağıttığı da bilinmektedir.

Halbuki, durumu iyi olan insanlar aynı zamanda Resulullah (asv)’a bir şeyler vermekle hem duasını almak, hem iltifatını kazanmak, hem de gönlünü hoşnut yapmak istiyorlardı. Oysa Resulullah (a.s.m) sadaka ve zekâtı almazdı. Hatta bunları kendi aile fertlerine ve diğer yakınlarına da yasaklamıştı. Çünkü, zekât ve sadaka Allah katında çok değerli birer ibadet olmakla beraber, alan için karşı tarafın sahip olduğu malın bir fazlalığını, onu temizleyen bir unsurunu teşkil ediyordu.

Ayrıca sadaka her zaman olabildiği gibi, zekât da her yıl tekrar edilen bir işlemdi. Şayet bunları alsaydı, sık sık bazı kimselerden bir mal almış olurdu. Bu ise nübüvvet makamına yakışmazdı, bütün peygamberlerin ortak tavrını seslendiren;

“Peygamberler peygamberlikleri karşısında hiçbir ücret almazlar. Ücretlerini Allah’tan beklerler.” (Yunus 10/72; Hûd, 11/29; Sebe, 34/47) ve

"Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun."
(Yâsin, 36/21) manasına gelen risalet prensibine de uymazdı.

İşte insanların gönlünü almak, ona karşı besledikleri sevgilerine bir karşılık vermek ve fıtrî olan karşılıklı hediyeleşmekten doğan sosyal münasebetleri iyi tutmak gibi, bir çok pozitif maksatlar ve hikmetler için Peygamberimiz (asv) hediyeyi kabul ederdi. Ve “Hediyeleşin ki, karşılıklı sevgi potansiyeliniz artsın.” (bk. Muvatta, Husnu'l-hulk, 16) anlamına gelen tavsiyelerde bulunmuştur.

Hediye almak bir ihtiyaçtan doğmadığı için, verene karşı bir minnettarlık da söz konusu değildir. Hatta hediyesi kabul edildiği için hediye veren kimse karşı tarafa müteşekkir olur.

Özellikle vatandaşların devlet başkanına verdiği bir hediyesinin kabul edilmesinden dolayı ayrıca ona minnettar olur. Hz. Peygamber (asv) ise, hem maddî hem manevî bir devlet reisi idi; insanlar ona hediyelerini kabul ettirmek için can atıyordu. Çünkü, hediyesini kabul ettiği kimse, Hz. Peygamber (asv)'in yanında Allah katında bir makbuliyet kazandığını düşünüyordu. Bu sebeple, Hz. Peygamber (asv)'in onlara karşı olumsuz etkilenmesi veya bu sebeple tebliğde sıkıntı çekmesi asla söz konusu değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun