Paul Davis'in proteinlerle ilgili hesaplamasına karşı çıkan bilim adamı yok mudur?

Soru Detayı

- 10 üzeri 40.000 hesaplaması kesin doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evrim teorisi, canlılığın tesadüfler sonucunda meydana gelen bir hücreyle başladığını iddia eder. Bu senaryoya göre, bundan dört milyar yıl önce, ilkel dünya atmosferinde bir takım cansız kimyasal maddeler tepkimeye girmiş, yıldırımların etkisiyle karışmış ve ilk canlı hücre ortaya çıkmıştır. Bu senaryonun gerçek olması mümkün değildir.

Bir canlının genetik yapısı hücre içerisinde kromozomlarda şifrelenmiştir. Kromozomların yapısında da DNA vardır. DNA’lar da proteinlerden meydana gelmiştir. Proteinler de amino asitlerden hasıl olmaktadır. Bir protein ortalama 450 amino asitten meydana gelmektedir. 20 çeşit amino asit bulunduğuna göre, 20450 kombinasyon söz konusudur. Bu da 10400 ihtimalde bir ihtimaldir. Yani bir rakamının önüne 400 tane sıfır koyacaksınız. İşte bir proteinin tesadüfen meydana gelme ihtimali 1’in önünde 400 sıfır olan bir değerde bir ihtimaldir. Bunun manası da bu kadar kombinasyon içinde bir seferde şans eseri belli bir proteinin meydana gelme ihtimali matematik olarak sıfırdır.

Canlılık çok kompleks bir yapıya sahiptir. En basit bir canlının temelini teşkil eden bir hücrenin bile yapısı son derece karşıktır ve içerisinde bir saniyede  üç bin değişik hadise cereyan eder. Bir insanda ortalama  yüz trilyon hücre vardır. Bir saniyede bir hücrede üç bin reaksiyon olursa, bir insanın vücudunda bir saniyede: 100 trilyon x 3000 = 100 000 000 000 000 x 3.000 kadardır.  Burada bir tane yanlışlığın olması, insanın hayatını bitirecektir. 

Demek ki, sonsuz bir ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcı olmadan bir proteinin bile şans eseri meydana gelme ihtimali matematik olarak  imkansızdır. Nerede kaldı ki, bu proteinlerin birleşmesiyle DNA meydana gelecek, ondan da hücre teşekkül edecektir. O hücreden de tesadüfen canlı meydana gelecektir.  

İşte bir proteinin veya bir hücrenin şans eseri meydana geldiğini iddia etmek  bilim değildir. Bunlar çocukları uyutmak için uydurulan peri masallarına benzemektedir. İsteyen o peri masallarını hakikat kabul ederek dinleyip onunla oyalanabilir, ciddiye almaya değmez. 

Bu senaryonun gerçek olması imkansızdır, çünkü hayat tesadüfi bir şekilde oluşamayacak kadar komplekstir. En basit bir canlının bile birlikte çalışan milyonlarca parçası vardır ve bunların her birine organizmanın ana fonksiyonlarının işlemesi için gereksinim vardır. Evrimci bir bilim adamı olan W. H. Thorpe, "Canlı hücrelerinin en basitinin sahip olduğu mekanizma bile, insanoğlunun şimdiye kadar yaptığı, hatta hayal ettiği bütün makinelerden çok daha komplekstir." diyerek bu kompleksliği kabul eder. (W.R. Bird, The Origin of Species Revisited, Nashville, Thomas Nelson Co., 1991, s.298-299) Bu son derece kompleks sistemin parçalarının, doğru zamanda, doğru yerde, birden bire oluşma ve birbirleriyle şans eseri uyum göstermiş olma ihtimalleri kesinlikle yoktur. 

Bu kompleks sistemin Darwinizm'in iddia ettiği gibi, kademe kademe gelişmiş olması da imkansızdır, çünkü sistem ancak tüm parçalarıyla eksiksiz olarak var olduğu zaman çalışır, daha ilkel "kademe"lerde hiçbir işe yaramaz. Nitekim cansız maddelerin biraraya gelerek canlılığı oluşturabilecekleri iddiası, bugüne kadar hiçbir deney ya da gözlem tarafından doğrulanmamış bilim dışı bir iddiadır. Aksine bütün bilimsel bulgular hayatın sadece hayattan geldiğini göstermiştir. Her canlı hücre bir başka canlı hücrenin çoğalmasıyla oluşur. Dünya üzerinde hiç kimse, en gelişmiş laboratuvarlarda dahi, cansız kimyasal maddeleri biraraya getirip canlı bir hücre yapmayı başaramamıştır. 

Evrim teorisi ise, insan aklı, bilgisi ve teknolojisi sonucunda bile elde edilemeyen canlı hücresinin, ilkel dünya koşullarında rastlantılarla doğduğu iddiasındadır. 

Ancak bu iddianın ne derece anlamsız olduğu, yine evrimcilerin kendi itiraflarıyla karşımıza çıkmaktadır. Birçok evrimci hayatın tesadüflerle, cansız maddelerden ortaya çıktığı iddiasının imkansızlığını bazı benzetmelerle şöyle itiraf etmişlerdir: 

Prof. Cemal Yıldırım (Evrimci Yazar): 

Yaşamın rastgele ortaya çıkamayacağını kanıtlamak için öne sürülen savlardan birisi de işe yarayabilecek bir enzimin oluşma olasılığının inanılmaz düşüklüğüdür. Tipik bir enzim 100 aminoasitten oluşur. 20 tane aminoasit bulunduğuna göre, 20100 kombinasyon söz konusudur. Bu kadar kombinasyon içinde bir seferde şans eseri belli bir enzimin oluşma olasılığı 10130'da birdir. Yine göz ardı edilen nokta, moleküler kinetiğin rastlantısal (şans eseri) olmadığı, işlevsel enzimlerin sürekli oluştuğudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun