''Ol'' (Kün) emrinin kainattaki tecellisi nasıl oluyor?

Tarih: 28.04.2020 - 13:05 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sıradan bir neferin verdiği emirle, bir mareşalin verdiği emir elbette farklı güçte olur. Birincisi bir kişiyi bile harekete geçiremezken, mareşal yüzbinlerce askeri emir ve direktifleriyle harekete geçirir, yönlendirir, manevralar yaptırır.

Allah’ın emri nafizdir. Her varlık O’nun emriyle vücut bulur ve O’nun bütün emirlerine harfiyen itaat eder. Bu muhteşem kâinat, her an ve zaman, ilâhî emir ve iradeye muhataptır ve bu emir ve iradenin mahkûmudur. Gerek gündüzün sultanı görülen Güneş, gerek gecenin melikleri gibi görülen Ay ve yıldızlar; “Allah, her semaya görevini vahyetti.” (Fussilet, 41/12) medlûlünce, kendilerine verilen ilâhî emre itaat etmek ve boyun eğmek mecburiyetindedir. Hilkatleri, mahiyetleri, tabiatları aldıkları emre musahhariyetten ibarettir... Hepsi mahlûk, hepsi ilâhî iradeye tâbidirler. “Yürü” derse yürürler. “Dön” derse dönerler. “Dur” derse dururlar. “Parla” derse parlarlar. “Sön” derse sönerler... (Yazır, III, 2191) Tâbir yerindeyse “Ol” demesiyle olurlar, “Öl” demesiyle şu görülen vücut sahnesinden çekilirler.

Kâinatta gördüğümüz bu itaat ve inkıyat; kevnî bir İslâm’ı, bir teslim oluşu simgeler. Her şey, mahiyeti içerisine yerleştirilmiş kanunlar doğrultusunda hareket ettiği için, bütün kâinat Müslümandır. Yani, Allah’ın iradesine teslim olmuştur. (Fazlurrahman, Ana Hatlarıyla Kur’an, s. 81)

İnsan ve cin gibi mükellef olan varlıklar ise, imtihan edilmelerinin gereği olarak fiillerinde tercih hakkına sahiptir. Çünkü bu tercihlerinden dolayı mükâfat veya cezaları olacaktır.

“Ol” emrinin bir benzerini Tevrat’ta şöyle görürüz:

“Allah dedi: Işık olsun! Ve ışık oldu.” (Tevrat, Tekvin,  I, 3)

Kur’an’ın şu ayeti, Allah’ın ilminde planları, programları ve manevî miktarları bulunan eşyanın, Allah’ın emriyle vücut sahasına çıkmak için ne derece iştiyak içinde olduklarını gösterir: 

“Sonra (Allah) buhar halindeki semaya iradesini yöneltip, ona ve arza ‘İster istemez gelin.’ dedi. Onlar da ‘Biz, isteyerek geldik.’ dediler.” (Fussilet, 41/11)

Halık ile mahlûk arasındaki bu muhavere, yaratıcı iradenin nüfuzunun anlatımıdır. Bundan murat, Cenab-ı Hakk’ın kudretinin kemalini, iradesinin nüfuzunu göstermektir. Yoksa sema ve arzın varlığa gelişi isteyip istememeleri değildir. (Beydâvî, II, 385)

Konunun bir başka misalini şu ayette görebiliriz:

“... Biz onlara ‘Hor-hakir maymunlar olun’ dedik.” (Bakara, 2/65)

Ayet, İsrail oğullarından Cumartesi yasağını çiğneyenlerle ilgilidir. Allah onlara Cumartesi günü balık tutmaya gitmeyi yasaklamıştı. Ama kendilerine yapılan nice uyarıları nazara almadılar, sonunda böyle bir cezaya çarptırıldılar. (Ayrıntılar için bk. Araf, 163-166. ayetler.) Ayette bu cezaları “Şöyle olun” tarzında ifade edilmiştir.

Komutanın “arş” emri bir neferi harekete geçirdiği gibi, koca bir orduyu da harekete geçirir. (bk. Nursi, Sözler, s. 527.)

Bunun gibi Allah’ın “Ol” emri karşısında her şey müsavidir. Bu şey, ister sema olsun ister yer; ister sivrisinek olsun ister karınca hiç fark etmez. Allah “Ol” der ve olur. O’nun için bir zorluk ve kolaylık, yakınlık ve uzaklık söz konusu değildir. Bir şeyin yaratılışı için, ilâhî iradenin yönelmesi yeterlidir. (Kutub, V, 2978)

Allah’ın yaratmasını insanın konuşması misaliyle daha kolay anlayabiliriz. Mesela konuşurken “Çiçek “ dememizle “Güneş” dememiz arasında kolaylık ve zorluk açısından bir fark yoktur.

“Ol” emri, bir yönüyle yaratılıştaki sürat ve kolaylığı ifade eder. Çünkü Allah’a nisbetle zor ve kolay ayrımı yoktur, tâbir yerindeyse “Her şey Ona kolaydır.” Bu kolaylığı;

“Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki, şüphesiz o (size vadedilen ahiret ve cennet), gerçekten sizin konuşmakta olmanız gibi haktır (kesin bir gerçektir).(Zariyat, 51/23)

ayetinden mülhem olarak “konuşma” örneğiyle açıklayabiliriz. Şöyle ki:

Gerçi Güneş çiçekten çok çok büyüktür, ama bu “telaffuzda ‘güneş’ demek daha zordur.” anlamına gelmez. Benzeri bir durum yaratmakta geçerlidir, ister güneş ister bir başka varlık, asla Allah’a zor değildir. Bizim bunları telaffuz etmemizden çok daha kolay bir şekilde onlara vücut verir, yaratır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 53
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun