Öfkelendim, tebliğ yolunda kaybettim mi?
Babam ben uykusuzken taksi tutmadı diye kızdım ve kendime beddua manasına gelecek bir söz ettim sonra aklıma bu ümmetin kötülüğe sürüklenen gençleri geldi ve pişman oldum sözlerimden. İslam’a hizmet edeceğim derken bu ümmete hizmet edeceğim derken daha kendi imtihanıma sabredemedim çok defa patladım sinirden babama sabredemezken başkasına nasıl sabredip merhem olacağım. Efendimiz sinirini direk kusar mıydı sabreder miydi? Ben kuran ahlakından Allah ahlakından vazgeçip nefsime uydum bu ağır geldi dilerse uykusuz ölsem bu kadar dokunmazdı bana çünkü ben kendime beddua edecek kadar sabırsız bağıran biri olursam bu gençlere fayda sağlayamam. Bana zorbalık edenler benim köylülerimdi. Ben onlara tebliğ yapmak istiyordum ama daha babama sabredemedim. Kaybettim.
Değerli kardeşimiz,
Hassasiyetinizi anlıyoruz. Ancak bir olaydan yola çıkarak kendiniz ve başkası hakkında genelleme yapmak doğru değildir.
Zor bir durumla karşı karşıya kaldığınız anlaşılıyor. İslam’da öfke ve sabır, bireyin manevi gelişimi açısından oldukça önemli konulardır.
Öfke anında sabredememek, insanın nefsine yenik düştüğünün bir göstergesi olabilir ve bu durum birçok kişi için geçerlidir. Ancak unutulmamalıdır ki, insanlar hata yapabilir ve bu hatalar üzerinden kendimizi eleştirmek, ders almak için bir fırsat olarak görmeliyiz.
Peygamber Efendimiz (asm), öfke anında sabırlı olmayı öğütlemiştir. O, saldırgan bir tutum sergilemekten ziyade, her zaman sabrı, hoşgörüyü ve affediciliği ön planda tutmuştur. Bu bağlamda,
"Öfke, şeytandandır. Şeytan ateşle yaratılmıştır. Ateşi söndürmek su ile olur. Eğer birinizin öfkesi tutarsa, hemen abdest alsın." (Ebu Davud, 4784)
hadisi, bu konuda önemli bir rehberlik sunmaktadır.
Yaşadığınız pişmanlık, aslında kendinize olan bir dönüş ve hatalarınızı fark etme sürecidir. Bu durum, daha iyi bir insan olma yolunda atılan bir adım olarak değerlendirilebilir. Kendinize karşı nazik olun; İslami hizmet yolunda sabır, azim ve irade ile ilerlemek gerekmektedir.
Bu süreçte, Öfke anlarında kendinizi kontrol etmeyi öğrenmek, hem kendinize hem de çevrenize olan katkınızı artıracaktır.
İnsanların hatalarını affedebilmek, sabrınızı geliştirmenin bir parçasıdır. Babanıza karşı olan tutumunuzu düzeltmek ve ona daha fazla sevgi ve saygı göstermek, hem ailenizdeki ilişkilere hem de kendinizi geliştirme yolculuğunuza katkı sağlayacaktır. Unutmayın ki, her insan bir imtihan içerisindedir ve önemli olan düşmek değil, düştüğünde yeniden kalkabilmektir.
Her insan da bir parça öfke olması normaldir.
Allah insana sayısız duygu vermiştir, bu duyguların en küvetlilerinden birisi de öfkedir. İnsan hayatını sağlıklı yürütebilmesi için tüm duygulara ihtiyaç duyduğu gibi öfkeye de ihtiyaç duyar. Bir kafirde öfke olduğu gibi, bir müminde de hatta bir peygamberde de öfke bulunabilir. Yeter ki yerinde ve ölçülü kullanabilelim.
Ayrıca uykudan uyandığında veya uykusuz kalındığında ya da aç kalındığında kişinin bazen öfkelenmesi elinde olmayabilir. Çünkü öfkelenmek her zaman psikolojik değil veya iradeye bağlı değil, bazen de biyolojiktir. Kişinin iradesi dışında çalışan bir mekanizma ile öfkelenebilir.
Bundan dolayı, öfkeleniyorum veya öfkelendim diye kendinize fazla yüklenmeyin. Çünkü kendinizi suçlamak ve bundan dolayı üzülmek, hatta affetmemek sizi daha fazla öfkelendirebilir.
Bunun yerine şunu düşünün: “Elimde olmadan biraz öfkelendim, ama daha sonra bundan dolayı üzüldüm, bundan böyle öfkeye değmeyen şeyler için aşırı tepki vermeyeceğim” diyerek öfkenizi kontrol etmeye çalışın
Öfkenizin altında yatan gerçek duyguları keşfedin
Öfke duygusu, genelde ikincil bir duygudur, yani kişinin o anda rahatsız olduğu başka bir duygusu var, ama onunla yüzleşmek istemediği için bunu öfke ile gösterir.
Mesela kendisine değer verilmediğini, önem verilmediğini, sevilmediğini, istenilmediğini vb. düşünür, ama bunları ifade edemez, bunun yerine en zararsız gibi görünen öfke duygusunu gösterir.
Mesela siz uykusuz iken babanızın taksi tutmaması ilk olarak öfke doğurmaz, babanızın sizi dinlemediği, sevmediği, önem vermediği vb. duygular sizi rahatsız etmiştir. Ama babanıza bunları söyleyemediğiniz için aşırı öfke göstermişsiniz.
Böyle durumda gerçek duygunuzu anlayıp, güzel bir dille bu gerçek duygusunu dile getirseniz, belki de öfke hiç olmayacak.
Tebliğin amacını ve ne için yapıldığını iyice anlamaya çalışın
Tebliğde bizim görevimiz ve sorumluluğumuz şudur: Allah rızası için hakkı ilan etmek ve insanları hak dine davet etmektir, İslam’ın güzelliğini anlatmaktır. İnsanların bizi dinleyip, kabul etmesi, anlattıklarımızdan hoşlanıp hoşlanmaması bizim elimizde olmadığı gibi, görevimiz de sorumluluğumuz da değildir.
Oysaki bazı insanlar, hakkı tebliğ ederken başkaları onları dinlemediği vakit, üzülürler, kendilerine olumsuz cevap verildiğinde öfkelenirler. Bu durumda Allah’ın işine karışmış olduklarının farkında değiller. Çünkü kabul ettirmek sadece Allah’a mahsustur, kişinin sorumluluğunda değildir.
Tebliğci şöyle düşünse: “Ben Allah rızası için görevimi yaptım, sorumluluk benim üzerimden kalktı. Görevimi yaptığım için de kıyamette sevabımı alacağım, gerisi bana ait değil”
Böyle düşünse asla öfkelenmez, kırılmaz.
Eğer öfke probleminiz varsa ve günlük hayatınızda öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, alanında uzman dinin bütün bir ruh sağlığı uzmanına görünmekte fayda vardır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- İçimi öfke kaplıyor neden?
- Öfke nasıl kontrol edilebilir?
- Çok kindarım, ne yapmalıyım?
- Hz. Ali, yüzüne tüküren düşmanı affetti mi?
- Aileden izinsiz / gizli kız arkadaş ile dini nikâh kıyılabilir mi?
- Öfke kötü ise Allah neden bize bunu verdi?
- Allah kötü duyguları neden yarattı?
- Öfkeyi yenme ve İslam kardeşliği hakkında bilgi verir misiniz?
- İnsanlara çok öfkeleniyorum; öfkemi yenmek için ne tavsiye edersiniz?
- Eşimle tartışırken hatalarımı göremiyorum, tavsiyeniz nedir?