Nesnas, insansı hayvan mı, insan ruhu taşımaz mı?
İbn Arabi’nin kitabında şuna benzer ifadeler geçiyor. Önce nesnaslar çıktı ortaya sonra insani hayvaniler sonra insanı kamil olan adem ve zürriyeti. Nesnaslara örnek olarak bugün yapay zekaların örnek verdiği austropilise ve homo habilisler örnek verilebilir mi? İnsani hayvanilere örnek olarak yine yapay zekanın sunduğu neandertaller örnek olarak verilebilir mi? İbni Arabi nesnasları insansı maymun olarak sınıflandırıyor insani hayvanileri ise görünüşte insan ama insan ruhu taşımayan insanları örnek olarak gösteriyor? Bunun izahını yapar mısınız?
Değerli kardeşimiz,
İbn Arabî gibi mutasavvıfların metinlerini doğru anlamada en kritik nokta şudur: Bir söz, bağlamından ve kullanan kişinin ilmî/irfanî dilinden koparıldığında yanlış yerlere çekilebilir.
Bu açıdan “nesnâs”, “insânî hayvân”, “insan-ı kâmil” gibi ifadeleri de literal biyolojik açıklama gibi değil, tasavvufî insan mertebeleri dili olarak okumak gerekir.
İbn Arabî’nin kullandığı bu tür kavramlar, Hz. Adem’in (a.s.) yaratılışını, topraktan oluşunu veya insanlığın kökenini inkâr eden bir anlam taşımaz. Aksine, İslam inancında sabit olan “insanın Âdem’den (a.s.) geldiği ve yaratılışın ilahî olduğu” gerçeği esas alınır.
Burada “nesnâs” gibi ifadeler: Biyolojik bir “insan öncesi tür” anlatımı değildir. Hz. Âdem’den (a.s.) önce insanlığın evrimleştiği gibi bir teori değildir. İnkârcı evrimci yorumlara dayanak olabilecek bir metin hiç değildir
Bunlar daha çok şu manayı taşır:
İnsanın insanlık değerinden uzaklaşması, nefsin ve hayvanî yönlerin baskın hale gelmesidir. Yani “insan suretinde olup insanlık kemaline ulaşamayan tip” anlatılır.
Kuran’da insanın yaratılışı açık şekilde şöyle ifade edilir:
“O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.” (Secde 7)
Bu ifade, insanın başlangıcını ilâhî yaratılış olarak koyar, insanı diğer canlılardan farklı bir özel yaratılış zincirine yerleştirir, “tesadüfî evrim” veya “kendiliğinden oluşum” fikrine kapı açmaz.
Dolayısıyla tasavvufî metinlerdeki sembolik ifadeler, bu temel akideyi değiştirmez.
Doğru okuma ilkesi şöyledir:
Bir söz, kim tarafından söylendiği, hangi ilim dilinde söylendiği, hangi maksada binaen söylendiği ve kime söylendiği bilinmeden okunursa yanlış anlaşılır.
Tasavvufta bu tür ifadeler, tefsir veya kelâm dili değil, kalp ve seyr u sülûk dilidir.
İbn Arabî’de bu kavramlar ne demek?
İbn Arabî’nin dili sembolik ve metafiziktir, kısaca şöyle anlaşılır:
1) Nesnâs (نسناس)
Bu kelime bazı tasavvuf metinlerinde “insan suretine benzeyen ama insanlığın kemaline ulaşmamış varlık/insan tipi” için kullanılır. Kastedilen şey genelde şudur:
İnsan suretinde ama akıl, ahlak ve ilahî yöneliş zayıf, nefsine ve içgüdülerine teslim olmuş kişi, hakikat idraki gelişmemiş “alt seviye insanlık hali” demektir.
Burada “maymun/insansı tür” gibi biyolojik bir anlamdan çok, “insanlık potansiyelini gerçekleştirmemiş ruh hali” kastedilir.
2) İnsânî hayvân (insan-hayvan)
Bu ifade tasavvufta sık geçen bir düşüncedir. Kastedilen şey, bedenen insan, ama davranış ve yöneliş olarak “hayvanî düzeyde”. Yani, sadece yeme, içme, cinsellik, güç, öfke, çıkar peşinde yaşayan, ahlâk ve hikmet geliştirmemiş kişidir.
Burada “hayvan” küçültme değil, kontrolsüz nefsî yönü temsil eder.
3) İnsan-ı kâmil (الكامل)
Bu, tasavvufun en merkezî kavramıdır.
Kastedilen kişi, nefsini terbiye etmiş, aklını ve kalbini dengede kullanabilen, ahlâkı olgunlaşmış, Allah’a kullukta kemale yönelmiş insandır.
Tasavvufta bu tip insan, “ilâhî isimlerin aynası”, “ahlâkî olgunluğun zirvesi”, “insanlığın hedef modeli” olarak görülür.
Neden bu ifadeler kullanılmış?
İbn Arabî ve benzeri mutasavvıflar şunu anlatmak ister:
- İnsan tek bir seviyede değildir.
- Aynı insan, farklı davranışlarla farklı “derecelerde insanlık” gösterebilir.
- Asıl mesele beden değil, bilinç ve ahlâk seviyesidir
Bu yüzden bu terimler, biyoloji değil, metafizik ve ahlâk tasnifidir.
Yoksa, bu kavramlar, -haşa- “türler arası evrim”, “insanın maymundan gelmesi”, “fosil insan sınıfları” gibi, evrim iddialarını anlatmaz.
Onların dili, sembolik, ahlâkî, ruhanîdir.
Sonuç
“Nesnâs” vb. ifadeler Hz. Âdem’in (a.s.) insanlığını, topraktan yaratıldığını ve ilk insan-ilk peygamber oluşunu inkar etmez. İslam’ın temel inancı olan ilk insanın Hz. Adem (a.s.) olduğu ve yaratılışın Allah’a ait olduğu gerçeği sabittir.
Bu metinler, evrimci yorumlara dayanak yapılamaz; bu tür kullanımlar bağlam dışı ve hatalıdır.
Nesnâs: İnsan suretinde ama ruhen düşük seviye (potansiyelini gerçekleştirmemiş insan).
İnsânî hayvân: Nefsine esir, ahlâk geliştirmemiş insan.
İnsan-ı kâmil: Ahlâk ve bilinç olarak olgunlaşmış, ideal insan modeli.
İbn Arabî’nin amacı biyoloji değil, insanın manevî seviyelerini anlatmaktır. Bu kavramlar “insanın kökeni” değil, “insanın hâli” ile ilgilidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bazı rivayetlerde, Hz. Mehdi'nin, içtihatlarında mezheplere muhalefet edeceği ve alimlerin ondan uzak duracağı şeklindeki açıklamaları nasıl değerlendirmek gerekir?
- Natüralizmi reddetmenin sonu zelil bir hayat değil mi?
- Muhyiddin-i Arabi'yi nasıl tanımalıyız? Vahdet-i vücud inancı hakkında bilgi verir misiniz?
- Muhyiddin İbn Arabi`nin kitabını okumak caiz midir?
- İbn Arabi, "Velilik peygamberlikten daha büyüktür" demiş midir?
- Kuran'da Hz. Adem'in yaratılışı açık değil mi?
- Tasavvufta ilerlemiş İslam alimleri insanlar ile Allah'ın ayrı varlık sayılmasını istememişler midir?
- "Arif için din yoktur." ne demektir, ne amaçla söylenmiştir?
- Muhyiddin Arabi, Firavun'un mümin olarak öldüğünü söylemiş midir?
- Sonsuz rahmet sahibi Allah, kendinden bir nur bulunan kulunu ebedi cehennemde neden tutar?