"Arif için din yoktur." ne demektir, ne amaçla söylenmiştir?

Soru Detayı

- Her insan arif midir?
- Gerçek arif nedir?
- Bu tanımı arif olmayan nerden bilebilir?
- İnsanı kamil tam olarak nedir, kimdir?
- Peygamberimiz insan-ı kamil midir?
- Bu zamanda insan-ı kamil kalmış mıdır?
- Muhyiddini Arabi başlıktaki cümleyi hangi lafızla söylemiştir?
- "Arif için itikad yoktur." derken ne denmek isteniyor?
- "Mahlukatın nefesi adedince Allah’a giden yollar vardır." derken, bu yolların her biri bir itikad mıdır?
- Arif olan insan Allah’ı nasıl görür, bizden farkı ne?
- Biz Allah’ı hoşumuza giden, bize uygun gelen sıfatı / sıfatları sebebiyle severiz de arif sadece Allah’ı Allah olduğu için mi sever?
- İlmihal kitaplarının başındaki bilgilere arifin ihtiyacı yok mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Arif kavramı, marifetullahda terakki eden, Allah’ı -insanların kabiliyeti çerçevesinde- hakkıyla tanıyan kimsedir.

- Hz. Peygamber (asm) elbette en arif ve en kâmil insandır.

- Her asırda insan-ı kâmil vardır. Dünyanın bunlardan boş olmayacağı bir realitedir. Evvela, her asırda bir müceddid vardır. Ve şüphesiz bu müceddidler, birer ârif ve birer insan-ı kâmildir.

- Ehl-i tasavvufun bu gibi sözleri şatahat kabul edilir. Yani, bizler gibi insanların şeriatın zahirine göre bir yere sığdırmadığı sözlerdir.

- İbn Arabî’nin bu sözü hangi bağlamda söylediğini görmeden bir yorum yapmak isabetli olmaz. Bu sebeple, bu tür aktarmalar yaparken ilgili kaynağın adını, baskı tarihini, sayfasını, bölümünü yazmakta fayda vardır. Bizzat onun ifadelerini gördükten sonra bir yorum yapılabilir.

- Bununla beraber, öyle zannediyoruz ki, onun maksadı, kendisinin din taassubu içinde olmadığını herkese şefkatle baktığını söylemek istemiş olabilir.

- Diğer taraftan, hak dinlerin bir görünen bir de görünmeyen yönü vardır. Yani bir ruhi, kalbi, içsel hâli, bir de bedensel, dışsal yaşamın devamı için bir yol anlatılır. Ritüeller ve çeşitli ibadetler, yapılması, uyulması gereken kurallar çerçevesinde dışsal ve bedensel yaşamı düzenleyen bir yapıya sahiptir.

Ruhi, içsel olarak amacı ise, insanın öğrendikleri ile kendi ilminde derinleşerek insanın asli mahiyetini açıklamak ve dünyada bulunma amacını aramasına yol açmak içindir. Ve son gelen din ile din devri kapanmış, nebilik de sona ermiştir.

İbn Arabî, yapılması gerekli olan ibadetlerin yanında, Arif olan kişilerin bunları içselleştirip kalp ve ruhun hayatına çıkmaları gerektiğine işaret etmiş olabilir..

Ayrıca, "Arif için din yoktur" sözünden arifin dinle ilişiğini kesmiş gibi bir anlam çıkartmak asla doğru olmadığı gibi, o büyük zatlara iftira atmak demektir. Ariflerin o aşamada oldukları anlar, maddeden sıyrıldıkları anlardır. Fakat arif, maddeden kendini tümden soyutlamaz, o anlar ile sınırlıdır. O anlarda kalpleri ilahi tecellilerle buluşur. Buna ilham denilmektedir.

- Bu sözü, tevhidde istiğrak olarak da değerlendirmek mümkündür. Çünkü, Vahdet-i vücud meşrebindeki bir velî, "Vacib-ül vücudun vücuduna hasr-ı nazar edip, sair mevcudatı o Vacib-ül-Vücud’un vücuduna nisbeten zaif bir gölge görür, vücud ismine lâyık olmadığına hükmeder.” Bu sevgili kul, Rabbine yakınlaşmada mesafeler kat ede ede, “istiğrak” dediğimiz manevî bir sarhoşluk hâline girer, kendinden geçer.

Artık kendisinin çok gerilerinde kalmış olan mahlûkatı inkâr edercesine “lâ mevcude illâ hu” yani “O’ndan başka varlık yoktur.” der. Yoklukta arif olmayacağı gibi din de olmayacaktır.

Bu sözün cezbe hâlinde, manevî sarhoşluk hâlinde söylendiği açıktır. Zira O’ndan başka varlık olmasa, bu sözün de söylenememesi gerekirdi. Ama bu sözü söyleyen zat o anda bunu da düşünecek halde değildir. Nitekim o halden çıkıp kendine geldi mi artık böyle söylemez olur.

- Bizim rehberimiz, Kitap-sünnet ve büyük İslam alimlerinin görüşleridir. Bu tür tesavvufi olan sözlerden istifade edebileceğimiz kadar istifade ederiz, gerisini görmezlikten geliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR