Neden yok olamıyorum?

Tarih: 13.09.2017 - 00:20 | Güncelleme:

Soru Detayı

- ​Allah beni yaratıp dünya imtihanına koyarken bana sormadı. Anne babam da bana sormadı. Simdi ben imtihanı yarıda birikip çıkmak, cennetten de cehennemden de vazgeçip yarıda bırakıp çıkmak istiyorum. Yok olmak istiyorum, ama intihar etmek bile yasak günah.
- Ölmek de değil, yok olmak neden elimizde değil?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

İnsana verilen irade, onun sorumluluğu altındadır. İrademizi varlık isteği doğrultusunda kullanmak, bizi mutlak var olana yöneltir.

Yokluk isteği de bir irade tezahürüdür. İrademizi yokluktan yana kullandığımızda, mutlak yokluk olmadığı için görece bir yokluğu istemiş oluruz.

Bu durumda mutlak var olan olarak Allah Teâlâ’nın mevcudiyeti ve onun var kıldıklarının mevcudiyeti, bizim görece yokluğumuza zıt bir durumda konumlanırlar. Böylesi mutlak bir ağırlığı ise bizim görece yokluğumuzun taşımasına imkân yoktur.

Bu hususta atılacak intihar gibi adımlar bizi bu nedenle azap içinde bırakır.

Mutlak var olanın ve tüm varlıkların varlık iradelerine karşın bizim görece yokluk irademiz büyük bir ıstırap olarak bize döner. Tekrar var olmayı irade etsek bile, daha önce yokluğumuz lehinde kullandığımız irademiz bize karşı çıkarak içinden çıkılmaz bir çıkmazı meydana getirirler.

Unutulmamalıdır ki, vücudumuz ve vücudumuzun tüm uzuv ve parçaları ve hatta zerreleri bile varlığı isterken, bizim buna aykırı bir irade ortaya koymamız kendi kendimizle bir çelişki ve kendimize yönelik bir zulüm olacaktır. Allah Teâlâ ise böyle bir zulümden münezzehtir.

Allah Teala'nın bize yaratmadan önce var olup olmayı isteyip istemediğimizi sorması ise çelişik bir akıl yürütmedir. Bu tıpkı bir ressamın resmini yapmadan önce resme “Seni yapmamı ister misin?” diye sorması gibi absürt bir durumdur.

Yaratılacak olan şeyin varlığı mümkünse yaratıcımız onu vaki kılar; yaratılması olanaksız (mümteni) ise zaten yaratılmaz.

Cevap 2:

Aslında doğru soru “Neden var olamıyorum?” biçiminde olmalıdır. Dünkü gün ve gelecek saat elimizde yoktur. "An" adını verdiğimiz iki yokun arasındaki sıkışmışlığımız nasıl varlık olarak nitelendirilebilir ki?

- Bizden önce gelip gidenler ve bizden sonra gelecekler düşünüldüğünde, bizim varlığımızın değeri ne kadardır?

- Ya da bu koca kâinatta kapladığımız yer ve zamandan aldığımız pay itibariyle bizim varlığımız kimi, nasıl ilgilendiren bir varlık olabilir ki?

O halde gerçekten var olmaya zamanın geçiciliğinden ve küçücük dünyamızın girdaplarından çıkmaya çalışmalıyız. Allah ezel ve ebedin sahibidir. Gerçek varlık ona aittir. Mutlak mutluluk onun yanındadır. Titrek bir mumdan ibaret hayatımız ve varlığımız bu kâinattaki büyük fırtınalarda onsuz zaten yoktur. İntiharın günah olmasının sebebi varlığımızı sonlandırmak değildir. Bizde yanan hayat ateşini söndürmemizdir yasak olan. Yoksa Allah'tan, onun eşsiz rahmetinden, kereminden ümit kesmiş, ona olan imandan yüz çevirmiş olan zaten mutlak var olandan yüz çevirmiştir.

Kendisi için Allah Teala'nın olmadığı kişi, yokluğu yaşamaya başlamıştır.

Unutulmamalıdır ki mutlak yokluk yoktur. “Bana sormadı”, “Yarıda bırakıp çıkmak istemek” gibi düşüncelerimiz imtihanın bize kendimizi, aslında nasıl biri olduğumuzu göstermesidir.

O halde, halimizin perişanlığına bakarak Rabbimizi rahim olarak bilmeli ve samimi bir dönüş ile ona yönelmeli ve ona dayanarak gerçekten var olmaya çalışmalıyız.

“Ve şayet kullarım sana benden sual ettilerse, muhakkak ki ben çok yakınımdır, bana dua edince duacının duasına icabet ederim, o halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki rüşd ile gidebilsinler.” (Bakara, 2/186)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun