Neden cehennemde ateşle azap edilecek, başka yöntem kalmadı mı?

Tarih: 24.08.2015 - 03:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir paylaşım sitesinde, bir sayfanın paylaşımı altına yorum olarak birisi şöyle sormuş:
- Neden cehennem ateşi?
- Tanrı 6 günde tüm evreni yarattı da kullarını cezalandıracak başka bir yöntem bulamadı mı?
- Ateş ve yakma yeniden yakma bu tanrının mutluluğu mu oluyor?
- Buna nasıl cevap verilebilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- “Allah’ın başka bir ceza yöntemini bulamadığını” düşünmek, İslam inancına göre küfürdür. Çünkü bu düşünce, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan Allah’a acizlik ve bilgisizlik isnat etmek manasına gelir.

- Kâinatın temel unsurları su, toprak, hava ve ateştir. İlahi hikmet evreni külli manada bu unsurlardan yarattığına göre, bu dört unsurun onun celal ve cemal isimlerine mazhar olmaları gerekir.

Celalinin mazharı olmaya en layık olan unsur ateştir.

Cemalinin tecelli yeri olan cennette su, güzel hava, ona özel toprak ve nur vardır.

Celalinin tecelligâhı olan cehennemde de ateş olur.

- Büyüklerin mükâfatı da cezası da büyük olur.

“Kullarıma şunu haber ver ki: Ben bağışlaması, merhameti çok olanım. Bununla beraber azabım da oldukça çetindir.” (Hicr, 15/49)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- Cehennemde azap olarak sadece ateş yoktur. Ateşle birlikte birçok azap çeşidi vardır. Çoğunlukla bilinen azap çeşidi ateştir.

- Azaplar içinde en çetin olanı ateş olduğu için bu tercih edilmiştir.

“Yaratan bilmez mi?/Allah yarattığını bilmez mi?” (Mülk, 67/13)

Ateş, insan cismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahrette cehennemliklerin cezası ateşle verilecektir. Böylelikle cehennem, Allah'ın tutuşturulmuş ateşinin ismidir. (Râğıb el-İsfahani, el-Müfredat)

İşte Cehennem'in en açık vasfı ateş olduğu için bazen, Cehennem yerine ateş manasına "nâr" kullanılır:

"Şüphesiz ki münâfıklar nâr (cehennem)'ın en aşağı tabakasındadırlar." (Nisâ, 4/145)

Cehennemdeki bu hayatın içinde, en büyük ve temel azap kuşkusuz ateştir. Ateşin cehennemin karakteristik özelliği olması ateşin diğer işkencelere kıyasla insanın benliğini kökünden sarsan yok eden bir unsur olmasından kaynaklanır.

İnsan vücudunun en derin noktalarına, Kur'an'ın tabiriyle "hücrelerine" kadar işleyen bir azaptır ateş.

İşte cehennem ehli, cehennemde "cayır cayır yanmakta olan" (Mearic, 70/15), “öfkeli, alevleri kabardıkça kabaran" (Leyl, 92/14), "çılgınca yanan" (Furkan, 25/11) bu ateşin içine atılırlar ve çığlık çığlığa yanarlar.

Ayetlerden anlaşıldığına göre, ateş cehennemin her yerini kaplamıştır. Bu çukurda ateşten korunulan, ateşin erişmediği bir yer yoktur. Kafir diğer fiziksel ve ruhsal işkencelere tabi olurken de hayatının her anında ateşle muhataptır.

Cehennemin Azabı Sadece Ateş Değildir

Cehennem, çoğu insanın sandığı gibi yalnızca bir tür "dev fırın" değildir. Cehenneme giden insanlar ateşte yanacaklardır; bu doğrudur. Ama cehennemde var olan tek şey ateş değildir. Orada insanı hem fiziksel hem de psikolojik yönden azaplandıracak çok çeşitli yöntemler vardır.

Ayetlerden cehennemdeki azabın çok farklı türleri olabileceğini anlıyoruz. Örneğin ateş ve kaynar suyun yanı sıra vahşi hayvanların saldırısı, akrepler, böcekler ve yılanlarla dolu bir çukura atılmak, farelerin saldırısına uğramak, canlı iken kurtlanmış yaralara sahip olmak ve bunların çok daha üstünde hayal gücünün bile alamayacağı bütün azap kaynakları, hem de hepsi aynı anda olabilir.

- Elleri boyunlarına bağlı…
- Zincirlere vurulmuşlar…
- Yüzlerini ateş bürümüş…
- Yiyecekleri, zakkum ve dikenli bitkiler…
- İçecekleri, kaynar su ve irin…
- Elbiseleri ateşten…
- Gömlekleri katrandan…
- Kamçıları demirden…
- Yatakları ateşten…
- Başlarından kaynar sular dökülür ve onunla derileri ve karınları eritilir…
- Oradan çıkmaya ve kurtulmaya çalışırlar; ama kaçış yok!..
- Tek arzu ve ümitleri ölmek ve yok olmak...

Bütün bunlar cehennem azabının çeşitlerinden bir kısmıdır.

Nefsimizi muhatap alarak şu soruların cevaplarını arayalım:

•  Zakkum ağacından yemek ve kaynar sulardan içmek mi daha hayırlıdır? Yoksa cennet taamlarından yiyip cennet ırmaklarından içmek mi daha hayırlıdır?

•  Ey nefsim, Rabbin senden cennete mukabil hangi zor şeyi istiyor da sen vermekten kaçınıyorsun? İstediği şey o kadar zor mudur? Günde beş vakit namaz kılmak, zenginsen malının kırkta birini zekât olarak vermek, ömürde sadece bir defa hacca gitmek, bunlar zor mudur?

•  Ey nefsim, hem merak ediyorum, dünyadaki hangi lezzet için zakkum ağacından yemeğe ve kaynar sulardan içmeye razı oluyorsun? Hangi zevk için ateşte yanmayı ve zincirlere vurulmayı kabul ediyorsun? Şu kısacık dünyada, kendisi için ateşe razı olacağın hangi zevk vardır?

•  Peki, ey nefsim, cennete girememe duygusu seni hiç üzmüyor mu? Cennet ehli ile cehennem ehli arasındaki bir kısım konuşmaları Kur’an bize haber veriyor. Evet, Cenab-ı Hak bazen perdeyi kaldırır ve cennet ehliyle cehennem ehli birbirlerini görür ve karşılıklı konuşurlar. Acaba, cehennemden cennete bakmanın elemi nasıldır, bunu hayal edebiliyor musun?

•  Cehennemde yanmak ya da cennete girememek… Ama bunlardan daha acısı yok mu? Seni yoktan yaratan ve seni nâzenin bir bebek gibi şu âlemde yaşatan Rabbine karşı yaptığın nankörlük seni hiç üzmüyor mu? Hesap günü Rabbine ne diyeceksin?

Ey nefsim, cehennemi bir kenara koyup da sana sorsam, peki kabre nasıl dayanacaksın? Hatta kabir azabını da bir kenara koyalım ve sadece şunu düşünelim: Cenab-ı Hak bizi kabirde diriltse ve hiçbir azap etmese, yani ne üzerimize kabrin duvarları kapansa, ne Münker ve Nekir melekleri soru sorsa, ne de kabrin diğer azap ve sıkıntıları olsa; sadece şunu düşün, kabirde diriltilsek ve öylece bırakılsak, o yalnızlığa, o karanlığa ve o dar mekâna nasıl sabredersin? Kurtlar yuvasına, gurbet evine ve yalnızlık menziline dayanabilir misin? Azap olarak sadece bu bile yetmez miydi?

Ey nefsim, sen daha kabrin karanlığına sabredemezken, kabri düşündüğünde seni hafakanlar basarken, Cehennem azabına nasıl dayanırsın? Senin cesaretin cehaletinden geliyor; ölümü ve cehennemi düşünmemekten kaynaklanıyor. Ama bil ki, gözünü kapamakla seni bu dünyada durdurmazlar. Bir gün “Haydi dışarı” diyecekler. Gel, dünya sana “haydi dışarı” demeden önce, sen ona “haydi dışarı” de, gönlünden onu çıkar ve kurtul!

Ey nefsim, şimdi seni bazı Kur’an ayetleriyle baş başa bırakacağım. Bak, Kur’an Cehennem hakkında daha neler diyor. Dinle, neler söylüyor… Eğer hidayetten bir parça nasibin varsa bu ayet-i kerimelerden hisseni alır ve inşallah tövbe edersin:

• Şüphesiz ki ayetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Muhakkak ki Allah azizdir ve hakimdir. (Nisa, 4/56)

• Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin.” diye seslenirler. Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı.” derler. Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları böyle unuturuz. (A'raf, 7/50-51)

• Ardından da cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudum yudum içecek, fakat yutamayacaktır. Ölüm ona her taraftan geldiği halde ölmeyecektir. Arkasından da çetin bir azap gelecektir. (İbrahim, 14/17)

• Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun hışımlanmasını ve uğultusunu işitirler. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da oracıkta yok olmayı isterler. Onlara şöyle denilir: Bu gün bir defa yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! De ki: Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? (Furkan, 25/12-15)

• İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden azap da hafifletilmez. İşte biz, her nankörü böyle cezalandırırız. Onlar, orada şöyle feryat ederler: “Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yaptıklarımızdan başka salih bir amel yapalım.” Onlara şöyle denir: “Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde tadın azabı. Zalimleri kurtaracak bir yardımcı da yoktur.” (Fatır, 35/36-37)

• O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar. Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler. Onlar derilerine: “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?” derler. Derileri de: “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu, sizi ilk defa yaratan da O’dur ve siz yine O’na döndürülüyorsunuz.” derler. Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızdan birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini zannediyordunuz. İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi helak etti de zarara uğrayanlardan oldunuz. Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok, eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse, artık onlar hoşnut edileceklerden de değildir. (Fussilet, 41/19-24)

• Rablerini inkâr edenler için Cehennem azabı vardır. O, gidilecek ne kötü bir yerdir! Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: “Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Onlar der ki: “Evet, bize uyarıcı geldi; ama biz yalanladık. Onlara: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.” dedik. Ve onlar der ki: “Eğer biz dinleseydik yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!” (Mülk, 67/6-10)

Ey nefsim, işte bazı Kur’an ayetlerini duydun ve anladın, cehennemin ne olduğunu gördün..

Şimdi aklın başına geldi mi; yoksa hâlâ Rabbine karşı isyanda ısrar mı ediyorsun?

Ya Rab! Azabından affına, gazabından rızana ve senden yine sana sığınıyoruz. Senden başka kurtarıcı ve senden başka sığınılacak kimse yoktur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Cehennemde soğuk azap da var mıdır; ne tür azaplar olacaktır?
Cennet ve cehennemin katmanları, kapıları hakkında bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun