Namazların sevaplarının azalmasının sebepleri ne olabilir?

Soru Detayı
Ammar İbn Yasir’den (r.a), “Kişi ayrılır da, ona sadece kıldığı namazın onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, dörtte biri üçte biri veya yarısı yazılır.” şeklinde rivayet edilen bir hadis var mı? Burada hangi olaylar namazın değerini/sevabını azaltıyor? Kıldığımız halde günah işlememiz mi yoksa bazı yerlerde de okuyorum rüku veya secdeden çalanlar için mi söylenmiştir bu hadis? Bu hadisin kaynağı nedir ve nasıl anlamalıyız detaylı bir şekilde açıklar mısınız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Kişi vardır, namazını kılar bitirir de kendisine namazın sevabının ancak onda biri yazılır. Kişi vardır, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri yahut yarısı yazılır.” manasında bir hadis vardır. (Ebû Dâvud, Salât 124)

- Bu hadiste anlatılan husus, namazın kılınmasındaki durumla ilgilidir. Kişi tadil-i erkan denilen kıyam, rüku, secde gibi ameli ve kavli rükünleri tam yerine getirmezse, namazından çalmış olur ve sevabı da ona göre azalır.

Nitekim bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm): “Hırsızlığın en kötüsü, namazından çalmaktır.” buyurmuş; sahabiler “Ey Allah’ın Resulü, kişi namazından nasıl çalar?” diye sorduklarında ise “Rükû ve secdelerini tamamlamaz.” cevabını vermiştir. (Muvatta’, Kasru’s-salât 72)

- Zahiri rükünleri yerine getirmek kadar önemli bir husus da manevi huzur, huşu içinde uyanık bir kalp ile namaz kılmaktır. Namazı gaflet içerisinde kılmak da fikir, akıl ve şuurdan çalmak anlamına gelir.

İnsanların namazdan kazandıkları sevap, namazdaki ihlâs ve huşûları nisbetindedir. Namaza bütün kalbiyle yönelen ve kendini veren kimse namazın en küçük adabına varıncaya kadar riâyet edeceği için eksiksiz sevab alacaktır.

Fakat namazın farzlarına, vâciblerine, sünnet ve adabına uymada kusur eden kimsenin sevabı ise, ona göre olacaktır.

Bu bakımdan in­san namazda iken Allah Teâlâ'ınn huzurunda bulunduğunu bilmeli, okudu­ğu âyet ve duaların mânâsını iyiden iyiye düşünmeli, Cenab-ı Hak'tan gayrisini kalbine getirmemeli ve huşu içinde bulunmalıdır.

"Namazda huşûlu olmalıdır" demek, namaz kılan kimsenin kendini bütün varlığıyle namaza verip Allah'a yönelmesi demektir ki, bunun zahirî ve bâtını şartları vardır.

Zahirî şartları: Namaz kılan kimsenin sakin olması, ayakta iken secde yeri­ne rükû'da iken ayakları ucuna, secdede burnunun ucuna, otururken de ku­cağına bakmak, sağa-sola bakınmamak, elini yanlarına salmamak, namazın dışında bîrşeyle meşgul olmamak ve imamın önüne geçmekten sakınmakla gerçekleşir.

Batınî şartlar ise, namaza durunca insanın kendisini Allah Teâlâ'nın huzurunda düşünerek okuduğu âyet, duâ ve tesbihlerin mânâsını dü­şünerek, manevî bir ürperişle ilâhî bir atmosferin kendisini sarmasıyla gerçekleşir.

Alimlerin büyük çoğunluğuna göre namazın tam olması huşû'nun bulunmasına bağlıdır. Bazıları "huşu namazın bir rüknüdür" demişlerse de, gerçekte huşu, nama­zın sıhhatinin şartı değil, ancak daha çok sevap almanın şartıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Hırsız kişi namazdan çalandır." diye bir hadis var...

 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR