Müşriklerin kaçırdığı ve öldürülürken Peygamber Efendimize selam verince, Efendimizin selamını aldığı sahabi kimdir?

Tarih: 01.09.2012 - 15:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Olay hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen sahabinin adı, Hubeyb b. Adî b. Mâlik el-Ensârî’dir.

Hz. Hubeyb, Medine'nin iki büyük kabilesinden biri olan Evs'e mensuptur. Bedir ve Uhud gazvelerinde bulundu.

Uhud Gazvesi'nden sonra Adal ve Kare kabilelerinden birkaç kişi Medine'ye Resûl-i Ekrem (asm)'in yanına gelerek kabilelerinde İslâmiyet'in yayılmaya başladığını, kendilerine dini ve Kur'an okumayı öğretecek kimselere ihtiyaç duyduklarını söylediler.

Bu arada müşriklerin yeni bir saldırı hazırlığı yapıp yapmadıklarını öğrenmek isteyen Resûlullah, aralarında Hubeyb b. Adî'nin de bulunduğu yedi (veya on) kişiyi Âsım b. Sabitin kumandasında irşad heyeti olarak görevlendirdi. (Buhârî, Cihâd, 170; Ebû Dâvûd, Cihâd, 105)

Heyet Hüzeyl kabilesi topraklarında bulunan Recî suyuna ulaştığında, onları Lihyânoğullarından 100 kadar okçu karşıladı. Hubeyb, Abdullah b. Târik ve Zeyd b. Desine dışındaki Müslümanlar çarpışarak şehid düştüler.

Müşrikler daha sonra Abdullah b. Tarık'ı da şehid ettiler ve Hubeyb ile Zeyd'i Mekke'ye götürdüler, onları Bedir'de öldürülen yakınlarının intikamını almak isteyen Mekkelilere sattılar.

Hubeyb'i, Bedir'de öldürdüğü söylenen Haris b. Âmir'in oğullarının veya babaları Bedir'de öldürülen altı müşrikin satın aldığına yahut Haris b. Âmir'in anne bir kardeşi Huceyr b. Ebû İhâb et-Temîmî tarafından satın alınıp cariyesi Mâviyye'nin evinde hapsedildiğine dair rivayetler vardır.

Daha sonra Müslüman olan Mâviyye veya Haris b. Âmir'in kızı Zeyneb prangaya vurulmuş olan Hubeyb'i zaman zaman kapı aralığından gözetlediğini, üzüm mevsimi olmadığı hâlde onu üzüm yerken gördüğünü, bunu ona Allah'ın ikram etmiş olabileceğini söylemekte, Hubeyb'den daha hayırlı bir esire rastlamadığını belirterek isteği üzerine kendisine su ve putlara kurban edilmeyen et ikram ettiğini zikretmektedir.

Müşrikler, haram aylar çıktıktan sonra Hubeyb'i Zeyd b. Desine ile birlikte öldürmek üzere şehir dışındaki Ten'îm mevkiine götürdüler. Hubeyb burada ölmeden önce iki rekat namaz kılmasına izin vermelerini istedi ve namazını mümkün olduğu kadar kısa sürede kıldı. İki rekât namazını kıldıktan sonra müşriklere dönerek, "Vallahi, eğer Hubeyb ölümden korktu da namazı uzattı, demeyecek olsaydınız, namazı uzatır ve çoğaltırdım." dedi.

Onun bu namazı, İslâm tarihi boyunca haksız yere öldürüldüklerine inanan hemen bütün Müslümanların uyguladığı bir gelenek olmuştur.

Hubeyb bu sırada inşâd ettiği bir şiirde "Müslüman olarak öldükten sonra ölüm şeklinin hiç önemi bulunmadığını" belirtti ve orada bulunan müşriklere beddua etti. Müşriklerin bir kısmının onun bedduasından korktuğu, kendilerini korumak için kiminin yere yattığı, kiminin de bir ağacın arkasına saklandığı rivayet edilmektedir.

Nihayet müşriklerin kuru bir ağaca bağlayarak çarmıha gerdikleri Hubeyb'i, Bedir'de öldürdüğü söylenen Haris b. Âmir'in daha sonra İslâmiyet'i kabul eden oğlu Ebû Sirvea (Servea) Ukbe b. Haris başta olmak üzere diğer müşrikler mızrakları ile şehid ettiler ve öylece bırakıp geri döndüler.

Bu arada müşriklerin Hubeyb'e dininden döndüğü takdirde kendisini öldürmeyeceklerini söyledikleri, fakat onun bu teklifi reddettiği, ayrıca başına gelenleri Resûl-i Ekrem'e bildirmesi için Allah'a dua ettiği, Resûlullah'ın da olup bitenden ashabını haberdar ettiği kaynaklarda rivayet edilmektedir. Peygamberimiz (asm) o sabah sahabileriyle sohbet ederken üzerinde vahiy hâli belirdi, “Ve aleyhisselâm” dedi. Sahabiler, “Kimin selamını aldın, yâ Resûlallah?” diye sorunca, Peygamberimiz, “Kardeşiniz Hubeyb’in selamını… Müşrikler onu şehit etti!” buyurdu. Selamı tebliğ eden, Cebrâil’di.

Hz. Peygamber (asm), Amr b. Ümeyye ed-Damrî ile Cebbar b. Sahr el-Ensârî'yi bazı kaynaklara göre ise Zübeyr b. Avvâm ile Mikdâd b. Esved'i Hubeyb'in cesedini asılı bulunduğu yerden indirmekle görevlendirmiş, onlar da gizlice Mekke'ye giderek bu görevi yerine getirmişlerdir. (bk. Sîre, 3/178-179; Üsdü’l-Gàbe, 2/103-105; Tabakât, 2/55-56; 4/249; 8/301-302; İstiâb, 1/432; TDV İslam Ansiklopedisi, Hubeyb b. Adi md.)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hubeyb b. Adî

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun