Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir, ne demektir?

Tarih: 23.08.2016 - 07:11 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Müslüman, dilinden ve elinden (diğer) Müslümanların (emin ve) selâmette bulunduğu kimsedir. Muhacir ise, Allah-u Teâlâ’nın yasakladıklarının (kaçınıp uzaklaşan ve) hicret eden kimsedir.”
- Bu hadis-i şerifi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"(İyi) Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir. (Asıl) muhacir de Allah'ın yasakladıklarını terk edendir." (Buhârî, Îman 4, 5, Rikak 26; Müslim, Îman 64-65)

İyi ve olgun mümini tanıtan hadîs-i şerîflerin sayısı oldukça kabarıktır. Resûl-i Ekrem Efendimiz Müslümanı çok değişik yönleriyle tanıtmıştır.

Bir başak hadiste Efendimiz (asm), Müslümanı "Müslümanlara zarar vermeyen kişi" diye takdim etmektedir:

“(İyi) Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhacir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” (Buhârî, Îmân 4-5, Rikâk 26; Müslim, Îmân 64-65)

Hadisin bazı rivayetlerinde sadece Müslümanların değil, “elinden ve dilinden bütün insanların salim kaldığı kimse” şeklinde de gelmiştir (Müsned, II, 224; Mecmaü’z-zevâid, III, 268)

Bu hadis, Peygamberimiz (asm)'ın “cevâmiü’l-kelim” olan, yani az kelimeyle çok büyük anlamlar ifade eden sözlerinden sayılır.

Hadiste kastedilen Müslüman, kâmil bir imana ve sâlih amele sahip olan kimsedir. Yoksa, bu vasfı tam olarak taşımayan bir kimsenin, Müslüman olmayacağı anlamına gelmez.

İnsanın çok kullandığı iki uzvu el ve dil, hadiste özellikle anılmıştır. Çünkü yapılan kötülükler, başkasına zarar verme işi, yaygın olarak bu iki uzuvla ilgilidir.

Dil, sövmenin, kötü sözün, lânetin, gıybetin, iftiranın, kovuculuğun ve benzeri kötülüklerin vasıtasıdır.

El ise dövmenin, öldürmenin, yakıp yıkmanın, çalıp çırpmanın, batılı yazmanın ve benzeri fenalıkların vasıtası olan uzvumuzdur. 

"El" burada diğer organları temsil etmektedir. Zira fiilî olarak verilen zararlarda elin şu veya bu ölçüde katkısı bulunur. Hangi fiil olursa olsun, hatta elin hiç bir katkısı bulunmasa bile yine o fiil konuşma sırasında ele izafe edilir. Zira el, bir yerde insanın gücünü temsil etmektedir.

Dilin ve elin sayılan kötülüklerinden uzak duranlar gerçek ve kamil mümin olma özelliğini kazanırlar.

Müslüman erkek ve kadınların, hatta bir rivayete göre insanların, elinden ve dilinden emin olduğu kişi olmak, sanıldığı gibi basit bir şey değildir.

Kabul etmek gerekir ki insan, istese de her zaman faydalı olamaz, ama zarar vermemesi mümkündür. Aslında zararsız olmayı benimsememiş kişilerin başkalarına faydalı olmaları da pek düşünülemez.

Bazı kişiler de vardır, hem iyilik yapar hem de arkasından diliyle o insanları üzerler. Yani yaptığı hayrın hayrını koymazlar. Onun için önce dilinden sonra da elinden Müslümanların emin oldukları kişi, gerçekten olgun ve iyi Müslümandır, buyurulmuştur.

Diline hakim olan kişinin kurtulduğu (bk. Tirmizî, Kıyâmet 50), Allah'a ve âhiret gününe iman edenlerin ya hayır söylemesi ya da sükût etmesi gerektiği (bk. Buhârî, Edeb 31) yine Peygamber Efendimiz (asm)'in tesbit ve tavsiyelerindendir.

Kötülüklerden uzak durmak, yasaklananları işlememek; emredilenleri yapmaktan daha önemlidir. Bu sebeple fazilet ve takvanın ölçüsü, emirleri yerine getirmekten ziyade, yasaklardan uzak durmaktır.

Muhacir, dinin emirlerini hakkıyla yerine getirebilmek için, bu imkânı bulamadığı vatanını terk ederek, dininin emirlerini yaşayabileceği bir mekâna göç eden kimsedir.

Buradaki anlamı ise, bu zahirî anlamı dışında, nefsin, şeytanın ve çevrenin davet ettiği kötülüklerden, haramlardan uzak durmak ve onları terk etmek  anlamına gelen derûnî manasıdır. Her iki gaye ile hicret etmek, yani kötülüklerden uzaklaşmak en büyük sevaplardandır.

Tekrar edelim ki, bu hadisler, Müslümanların haklarına ve mukaddes değerlerine diliyle ve eliyle zarar vermeyip saygılı olmayı, hiçbir şekilde kimseyi incitmemeyi iyi Müslüman olmanın şartı ve göstergesi kabul etmekte ve gerçek muhaciri, Allah'ın koyduğu yasaklardan uzak duran, onlara yaklaşmayan kişi olarak tanıtmaktadır.

Bu tespit, bir taraftan her yer ve zamanda sürekli hicret halinde bulunmanın mümkün olduğunu belirliyor, bir taraftan da Müslümanları incitmemeye özen gösteren, bu konudaki yasağa uyan kimsenin de o açıdan gerçek muhacir niteliğine kavuştuğunu ortaya koyuyor.

Yani hadislerin ilk bakışta alakasız gibi görünen bu iki cümlesi arasında aslında yasaklardan kaçınma ve hicret eyleminde buluşma anlamında çok ciddî bir ilgi bulunmaktadır.

Buna göre:

- Müslüman güvenilir kişidir.

- İyi Müslüman, diğer Müslümanların dilinden ve elinden emin oldukları kişidir.

- Müslümanları diliyle veya eliyle rahatsız etmek, incitmek ve üzmek yasaklanmıştır. Kaliteli Müslüman olmak için bu nehye uygun davranmak gerekir.

- Hangi uzuvla ve hangi şekilde olursa olsun, Müslümana eziyet yasaklanmıştır.

- İslâm’ın ve imanın kemali, maddî ve manevî olarak başkalarına eziyeti terk etmekle elde edilir.

- Müslümanın da bir takım noksanları olabilir. “Müslümanın noksanı olmaz.” diyen Mürcie fırkası, reddedilmiştir.

- Asıl muhacirler, Allah'ın yasakladıklarını terk edenlerdir.

- İnsanlara zarar vermemek de bir faydadır.

- Din için hicret nasıl büyük bir fedakârlık ve faziletse, Allah’ın haramlarından uzak durmak da bir hicret ve fazilet kabul edilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun