Musa’nın kavminin, Kıptilerden süs eşyalarını emanet aldıktan sonra çaldığı doğru mu?

Tarih: 27.05.2014 - 11:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Firavun ve ordularının İsrail Oğullarının peşine, Musa (a.s)’ın Fıravun’un piramidinin üstündeki altından elmastan değerli enerji taşını çalıp peşlerine düşürmesi doğru mu?

- Ayrıca, İsrail Oğullarının, Kıptilerden süs eşyalarını emanet aldıkları ve bunları yanlarında alıp götürdükleri söyleniyor. Bu nasıl olur; hırsızlık sayılmaz mı?

- Bunlar gerçekse tarihi belge var mı; bu olayın kaynağı ne?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Hz. Musa’nın, “Fıravun’un piramidinin üstündeki altından elmastan değerli enerji taşını çaldığına” dair bir bilgiye rastlayamadık.

- Bir ayette İsrail Oğullarının Firavun’un kavmine ait (altın-gümüş-mücevherat gibi) bazı süs eşyaları aldığını gösteren ifadeler vardır. İlgili ayetin meali şöyledir:

“(Buzağıya taptıkları için kavmine kızan Hz. Musa’ya kavmi şu cevabı verir: ‘Biz sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymadık. Fakat biz o kavmin (Kıptilerin) süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı.'..” (Tâhâ, 20/87)

- Müfessirlerin verdiği bilgiye göre, İsrailoğulları kaçacakları gecede (Allah’ın talimatıyla) bir şekilde komşularından bir takım süs eşyalarını emanet olarak aldılar. Bu zahiri şekliyle bir emanet olmakla beraber, gerçekte biraz sonra denizde boğulanların geride bıraktıkları diğer mallarıyla birlikte bir nevi ganimet idi. (bk. Taberi, Razi,  İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Bu sebeple bu bir çalıntı veya aldatma sayılmaz. Çünkü:

- Şimdiye kadar İsrailoğullarının uğradığı haksızlık, bu aldıklarının yanında çok küçük kalır.

- Ayrıca Allah, bu aldıkları süs eşyaları ile İsrailoğullarını teste tabi tutmuş, fakat onlar buzağıya tapmakla bu imtihanı kaybetmişler.

- Diğer taraftan İsrailoğulları ile Kıptiler o günlerde bir nevi savaş halindedir. Savaşta caiz olan öyle bazı şeyler var ki, barış ortamlarında caiz değildir.

- Aslında İsrailoğulları aldıkları bu süs eşyalarını üzerinde taşımamak ve onlardan kurtulmak için -Hz. Harun’un emriyle- bir çukura kodular ve ateşe verdiler bunların hepsinin tek bir taş parçası haline gelmesini ve Hz. Musa geldiğinde hakkında vereceği kararını bekliyorlardı. Ancak Samiri bu iyi niyetleri kötüye kullandı. (krş. Taberi, Razi, İbn Kesir a.y.)

- Kaldı ki bir hükmün geçerliliği Allah’ın emrine bağlıdır. Allah bir şeye haram dese haram, helal dese helal olur. İlahi hikmet bu davranışı o şartlarda helal bir tutum saymış olduğunu yukarıdaki ayetten anlamak mümkündür. Ancak bugün öyle bir şey yapmak elbette doğru olmaz.

- Bununla beraber, bazı alimlere göre, İsrailoğulları bir bayram münasebetiyle komşularından emaneten adlıkları süs eşyasını Mısır'dan kaçma emri gelince, fark ediliriz diye geri götürüp veremediler. Ve onlar da bunun bir günah oluğunu biliyorlardı. Nitekim ayette ifade edildiği üzere onlar bu eşyaya “Evzar = ağırlıklar” diyorlardı ki bu günah manasına gelir. (bk. Beydavî, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun