Meleklerin nurdan yaratıldığına dair bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

“Melekler nurdan yaratıldı. Cinler dumanlı alevden, ateşten yaratıldılar. Adem ise size (Kuran’da) anlatılandan yaratıldı.” (Müslim, zühd, 61, 4/2294)

Mâric, ateşin siyahiyle karışmış alev demektir. Bazı alimler bunu, dumanla karışık alev diye tarif etmiştir.

Meleklerle cinlerin birbirlerinden farkları ta yaratılışlarından başlar. Görülüyor ki, biri nurdan, diğeri dumanlı alevden yaratılmıştır. Bunlar insana -görünmemek hususunda birleşirlerse de- meleklerin masum cinlerin mükellef olması meleklerde yiyip içmek, evlenmek ve doğup ölmek gibi şeyler olmadığı halde, cinlerde bunların bulunması, cinlerin yerde yaşamaları gibi, birçok konuda aralarında büyük farklar vardır.

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, “Adem de size anlatılan şeyden yaratılmıştır.” buyurmakla, onun topraktan yaratıldığına işaret etmiştir. (bk. Nevevi, ilgili hadisin şerhi)

Meleklerin hakikatı, cinsleri, sıfat ve özellikleri hakkında bazı farklı görüşler varsa da; Ehl-i Sünnet âlimlerinin Kitap ve Sünnete dayanan ortak görüşleri icmalî olarak şöyledir:

Melekler; Allah Teâlâ'ya ibadet ve taatle meşgul olan ruhanî, nuranî, lâtif varlıklardır. Allah'ın kendilerine verdiği her emri derhal ve aynen yerine getirirler ve asla itaatsizlik etmezler. (Tahrîm, 66/6)

Melekler, "emanet" sıfatıyla muttasıfdırlar. Kur'ân-ı Kerim'in birçok ayetlerinde meleklerin, kâinattaki bütün varlıklar gibi bağımsız olarak yaratılan, fakat insanlara ve diğer canlı ve maddî yaratıklara mahsus olan yeme, içme, uyuma ve evlenme gibi sıfatlardan; erkeklik ve dişilik gibi cinsiyetten ve her çeşit günah işlemekten uzak, daima Allah'ı tenzih ve tesbih eden nuranî lâtif varlıklar olduğu bildirilmiştir.

Melekler bu özellikleri sebebiyle, Cenab-ı Hak tarafından kendilerine verilen her türlü işleri yapmaya, en kısa zamanda en uzak yerlere süratle gitmeye, diledikleri şekil ve surette görülmeye muktedir olan, Hak Teâla'nın mükerrem kulları, şerefli ve kutsal yaratıklarıdır. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyrulur:

"Belki onlar, Allah'ın şerefli kullarıdır. Onlar Allah'ın sözünden önce söz söylemezler ve O'nun emrettiklerini (hemen) yaparlar." (Enbiya, 21/26-27);

"Onlar, Allah'ın emirlerine (isyan edip) karşı gelmezler ve emrolundukları şeyleri (aynen) yaparlar." (Tahrim 66/6);

"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar. Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O'nu tesbih (ve takdis) ederler." (Enbiyâ, 21/19-20).

Şu ayet-i kerîmelerde ise Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

"Gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediğine (dilediğini) artırır. Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir." (Fâtır 35/1);

"Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Biz de Ruhumuzu (Cebrail) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü." (Meryem, 19/17) 

Ayrıca Peygamber (asm), Cibril (as)'i insanlardan biri (Ashab'dan Dihyetü'l-Kelbî) suretinde gördüğünü meşhur Cibril hadisinde beyan etmiştir. (Buhârî, İman, 1; Müslim, İman, 1)

İlave bilgi için tıklayınız:

Görülmemeleri dolayısıyla melekleri inkâr eden kimselere ne demeliyiz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun