Melekler neden çok ibadet eder?

Melekler neden çok ibadet eder?
Tarih: 09.06.2017 - 00:20 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah'u Teala Meleklere bu kadar çok ibadeti emrettiği için mi melekler bu kadar çok ibadet eder, yoksa Melekler kendileri mi bu kadar çok ibadet etmek ister? 
- Eğer bu kadar İbadeti/hamd Allah emrediyorsa neden bu kadar emrediyor? 
- İmtihandakiler Allah'ı çok övse ibadet etse imtihandakilerin yararına olur. Meleklerin bu kadar övmesine, ibadet etmesine nasıl bakmalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Melekler de Allah’ın emrine göre ibadet ederler. Nitekim;

"Belki onlar, Allah'ın şerefli kullarıdır. Onlar Allah'ın sözünden önce söz söylemezler ve O'nun emrettiklerini (hemen) yaparlar." (Enbiya, 21/26-27);

"Onlar, Allah'ın emirlerine (isyan edip) karşı gelmezler ve emrolundukları şeyleri (aynen) yaparlar." (Tahrim, 66/6);

"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O'nun katındakiler O'na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar. Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O'nu tesbih (ve takdis) ederler." (Enbiyâ, 21/19-20)

mealindeki ayetlerden de anlaşıldığı üzere, melekler ilahi emirlere göre görev yapan varlıklardır.

Melekler, Allah'ın emirlerine harfiyen bağlıdırlar. O'na asla karşı gelmez ve isyan etmezler, herhangi bir yasağını çiğnemezler, günah işlemezler. Çünkü "ismet" ve "emanet" sıfatlarına sahiptirler. Bütün meleklerin ortak özelliği;

“Daima Allah'a hamd ve senada bulunmak, O'nu itaat ve ibadetle, tesbih etmektir.” (bk. Enbiyâ, 21/26-27; Mümin, 40/7)

- Allah’ın ibadete, tanınmaya ihtiyacı yoktur. Fakat Allah, bunların olmasını istiyor. Çünkü, akıllı ve şuurlu varlıkların akıl ve şuuruna çarpan öyle harika bir varlık düzeni, öyle eşsiz bir kâinat modeli, öyle yokuş yukarı olaylar var ki, hayret etmemek, şaşkınlık göstermemek mümkün değildir.

İşte bu varlıklar, onların aklının sınırlarını zorlayan ve duygularını sarsan dehşet verici olaylar karşısında, kâinatın işleyişindeki kaderin hikmetli elini görüp çözümleyemediği tüm bu durumların sahibini hatırlar ve ancak onun aşkın hikmetini medhüsena ederek ve tespih ederek ona sığınmak suretiyle ruhen teneffüs eder.

Yerküresini sarsıntıdan koruyan, zeminin kalbinden çıkan dağlar ve dağların volkanik teneffüsleri olduğu gibi, örneğin insanın psikolojik zeminini sarsmaktan koruyan da onun kalbinin zemininden çıkan ve ağız bacasından nefes almasına imkân veren tespih (Sühhanellah) ve tekbir (Allahu Ekber) ile tahmid (Elhamdü lillah) demektir.

- Her kim nefsini bir kenara bırakarak dikkat ile şu âleme baksa, bu âlemi büyük bir mescit hükmünde görür ve içindeki varlıkları da kendilerine mahsus bir ibadette bulur.

Güneş; bu mescidin lambası ve sobası, ay; kandili ve yıldızlar; mumlarıdır.

Sema; bu mescidin çatısı ve yeryüzü; bu mescidin zeminidir.

Bu öyle bir mesciddir ki; insan ve bazı canavar hayvanlardan başka her şey zerre miktar hadlerini aşmazlar. Tam bir itaat ile vazifelerini yaparlar.

Söz gelişi, güneş, ay, yıldızlar her an, Allah’ın emirleri doğrultusunda görevlerini yaptıkları gibi, meleklerin de her an kendi görevlerini yapmaları aynı hikmetin gereğidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun