Meleklerde aşk var mıdır? Hz. Adem'in dünyaya gönderilme nedeni aşk mıdır?

Soru Detayı

- Sinan Yağmur'un Şems-i Tebrizi ve Mevlana hakkında yazdığı ''Aşkın Gözyaşları'' kitabının ilk cildinde Tebrizi şöyle diyor: Allah dilediği için Adem o meyveden yedi. Çünkü Allah, Adem'in dünyaya inip orada sevgisinin güçlenmesini, (aşk oluyor yani) istedi. Ve diğer mahlukata bunları vermedi. Şeytan aşksızlığından dolayı Adem'e secde etmedi... şeklinde Mevlana'nın müritlerinden birine sordukları sorular karşısında bu tür cevaplar veriyor.

- Bizlere şimdiye kadar anlatılan Kur'an'da da olduğu üzere ''Ben, insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.'' yani hep bu tarza ayet ve hadisler olarak biliyoruz. Tabi bu şekilde yanlış (haşa) değil, olamaz da zaten. Ancak Tebrizi Hazretleri'nin anlattığı şekliyle sadece insana verilmiş ve diğer mahlukatta yok.

1. Sorum: Meleklerde sevgi, muhabbet, aşk yok mudur yaptıkları sadece Allah'ın emirlerini eksiksiz biçimde yerine getirmekten başka ''sevgi''leri yok mudur?

2. Sorum: Şu anda bizlerin hesabını yazan melekler ve diğerleri özellikle Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail olmak üzere bütün meleklerin ahiretteki durumları nasıl olacaktır? Yani onlar da bizim gibi cehennem diyemem de -ki bizim de girebileceğimiz belli değil cennete tabi ama- onlar cennette mi olacaklardır, ya da nasıl olacaktır melekler için ahiret?

3. Bu anlattığım Tebrizi hakkında sizlerin görüşlerini de almak istiyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. Hz. Ebu Hureyre’den yapılan rivayete göre, Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Allah bir kulunu sevdiğinde, Cebrail’e ‘Ben filanca adamı sevdim, sen de onu sev!’ diye çağrıda bulunur. Cebrail göklerde (Allah’ın filanca adamı sevdiğini) ilan eder. Sonra bu (adama olan) sevgi yeryüzü ahalisinde yerini alır.” Hz. Peygamber daha sonra “İman edip, makbul ve güzel işler yapanları Rahman, (hem Allah, hem de mahluklar nezdinde) sevimli kılacaktır.”(Meryem, 19/96) mealindeki ayeti okudu. (Hadiste aynı metot Allah’ın kızdığı kimse için de söz konusu olduğu belirtilmiştir).” [bk.Tirmizi, Tefsir, 20 (Suretu Meryem, h. no: 3161]

Tirmizin “sahih” dediği bu hadisten meleklerde sevginin olduğunu görebiliyoruz.

2. Cehennem hapsinin görevlileri, gardiyanları olanların dışında, bütün melekler cennette olacaklardır. Zira bu iki yerden başka yurt yoktur. Meleklerin cehenneme gitmelerini gerektiren bir günah işlemedikleri konusu Kur’an’la sabittir. Öyleyse onlar cennette olacaklardır.

Meleklerden sekiz tanesi Arş’ın taşıyıcısı oldukları yine Kur’an’da öğreniyoruz. Demek ki değişik görevleri de olsa yerleri cennettir. Çünkü Arş da cennetin bir nevi tabanı hükmündedir.

3. Şems-i Tebrizi bir tasavvuf ehlidir. Konuyu muhabbet ve aşk yönüyle açıklaması normaldir. Ancak şunu biliyoruz ki, Allah’ın işlerinde bir değil onlarca hikmet vardır. Örneğin; meseleleri şeriatın ölçülerine göre değerlendiren ve asfıya makamında olan alimlere göre Hz. Âdem’in cennetten çıkarılmasının hikmeti bir görevlendirmedir. Yeryüzünün hilafet payesine yükseltmektir.

Asfiya makamında olan asrın müceddidi Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki ifadeleri şöyledir:

“Sula: Hazret-i Âdem'in (as) Cennet'ten ihracı ve bir kısım benî-âdemin Cehennem'e idhali ne hikmete mebnîdir?"

"Elcevab: Hikmeti, tavziftir. Öyle bir vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki; bütün terakkiyat-ı maneviye-i beşeriyenin ve bütün istidadat-ı beşeriyenin inkişaf ve inbisatları ve mahiyet-i insaniyenin bütün esma-i İlahiyeye bir âyine-i câmia olması, o vazifenin netaicindendir. Eğer Hazret-i Âdem Cennet'te kalsaydı; melek gibi makamı sabit kalırdı, istidadat-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki yeknesak makam sahibi olan melaikeler çoktur, o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlahiye, nihayetsiz makamatı kat'edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melaikelerin aksine olarak mukteza-yı fıtratları olan malûm günahla Cennet'ten ihraç edildi. Demek Hazret-i Âdem'in Cennet'ten ihracı, ayn-ı hikmet ve mahz-ı rahmet olduğu gibi; küffarın da Cehennem'e idhalleri, haktır ve adalettir.” (bk. Mektubat, s.42)

Şems-i Tebriz Hazretleri gibi ehl-i aşk olan bir kısım ehl-i tasavvufa göre ise, Allah’ın, Âdem'i dünyaya göndermesinin hikmeti, orada Allah’a olan sevgisinin güçlenmesini sağlamaktır.

Bu iki görüş birbirinin zıddı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.

Denilebilir ki, asıl hikmet görevlendirmedir. Sevgi ise bu görevlendirmenin muhtevasında yer alan bir hikmettir. Çünkü görevlendirmenin en önemli yönü Allah kulluk etmektir. Kulluğun en önemli yanı ise Allah’ı sevmektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR