LGBTİ’lerin (eş cinsellerin) Onur Yürüyüşü adıyla yaptıkları eyleme, Müslümanlar olarak tepkimiz nasıl olmalı?

LGBTİ’lerin (eş cinsellerin) Onur Yürüyüşü adıyla yaptıkları eyleme, Müslümanlar olarak tepkimiz nasıl olmalı?
Tarih: 07.07.2015 - 03:51 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Benim sorum son günlerde yaşananlarla ilgili olacak. Bilindiği üzere lgbti’ler (eş cinseller / homoseksüeller) ''onur yürüyüşü'' adı altında çeşitli gösteriler yaptılar. Bizim, müslümanlar olarak buna tepkimiz nasıl olmalı?
- Biz onlara sizin yaptığınız dinen yanlış desek ''e biz müslüman değiliz '' diyecekler. Biz onlara sizin yaptığınız ahlaken uygun değil desek ''kimin nasıl belirlediği ahlak kuralları bizi ilgilendirmez'' diyecekler. Biz onlara sizin sergilediğiniz davranışlar bizi, bizim çocuklarımızı ve çevremizi kötü etkiliyor desek onlar ''siz müslümanların davranışları da bizi ve bizim gibi insanları kötü etkiliyor ''diyecekler. Biz onlara yüzde doksanı müslüman olan bir ülkede böyle bir eğilim sergileyemezsiniz, hele ramazan ayında bu tür gösteriler yapamazsınız desek, onlar bize ' siz müslümanlar yüzde doksanı lgbti olan bir ülkede dininiz yasaklansa, oruç tutmanız engellense, çıkıp sokaklarda haklarınızı aramanız da engellense ne yaparsınız?'' diyecekler..
- Onlar, “Herkes temel insan hakları çerçevesinde her şeyi yapmakta özgürdür. Ben eşcinsel olurum sen bana karışamazsın sen müslüman olursun ben sana karışamam. Ne ben seni ZORLA değiştirebilirim ne de sen beni'' deseler ve biz müslümanlar olarak tüm bu sorular karşısında ne gibi net cevaplar verebiliriz? Biraz uzun oldu biliyorum şimdiden vereceğiniz yanıtlar için teşekkürler...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ateist ve Eş Cinsele Kötü Bakış

Din ve ifade özgürlüğü üzerine konuşan ve yazanlardan bazıları, laik devletin dinler ve düşünceler karşısındaki tavrı ile toplumun tavrını birbirine karıştırıyorlar.

Evet, laik devlet bütün inançlara eşit mesafede durur, (hemen işaret edelim ki, bu da sözdedir, dünyada böyle bir duruş kamil manada yoktur). Devletin bu eşit mesafede duruşu da teorik olarak doğru olmakla beraber, pratikte problemleri vardır.

Mesela, toplumunun kahir ekseriyeti Müslüman olan, Allah’ı inkar etmeyi kötü, eş cinselliği sapıklık ve ahlaksızlık olarak kabul eden bir toplumun devleti, ateist ve eş cinsel ile böyle olmayanlara eşit mesafede nasıl duracak, böyle yaparsa toplumla devlet nasıl barışacak, huzur, sükûn ve asayiş nasıl sağlanacak?

Asıl konumuza gelelim:

Bu eşitliği savunanlar “Ne yazık ki, toplumda Ateistlere kötü bakış yaygın.” diyerek şikayette bulunuyorlar. Şimdi bu cümleyi tahlil edelim:

Türkiye toplumunda evet ate ve ateistler ile eş cinsellere kötü bakış yaygındır; ancak bu hem bir vakıadır, hem de bir haktır.

İnsan haklarına dayalı demokrasilerde bir kimsenin ate ve eş cinsel olma ve bu oluşları savunma hakları varsa, böyle olmayanların da kendi değerlerine dayalı olarak ateistlere ve eş cinsellere “kötü bakma” hakları, hatta Müslüman iseler vazifeleri vardır.

Bunlara kötü bakanlar davranışlarını hukuk çerçevesi içinde tuttukları sürece kınanamazlar ve kimsenin bu “kötü bakmayı” yok etmek için baskı yapma hakkı yoktur. Baskı yapmak şöyle dursun, sosyo-kültürel tedbirler alarak insanların -inanca ve ahlaka dayalı- bakışlarını değiştirmeye çalışmak bile inanç ve düşünce özgürlüğüne aykırıdır.

Evet, bir Müslüman ateiste ve eş cinsele kötü bakar, Allah’ı inkar etmenin ve cinsel sapıklığın kötü olduğuna inanır, böyle düşünür, bu inanç ve düşüncesini savunur, çocuklarını da bu anlayış içinde eğitir. Bütün bunlar da demokrasinin ve laikliğin koruması altında olmalıdır.

Dini doğru anlayan ve uygulayan Müslümanlar, Allah’ı inkar etmeye kötü bakmakla beraber hakim oldukları siyasi yapılarda kâfirlere, temel insan haklarını tanır, onlara dokunmaz, Müslüman olmaları için baskı ve zorlama yapmazlar.

İslam’ın kötü, çirkin, ahlaka aykırı bulduğu oluş ve davranışlara karşı tavır almak da Müslümanların vazifesidir. Bu tavır alış, imkana, güce ve daha önemlisi hikmete dayalı olarak değişir.

Laik devlet Müslümanın elini ve dilini bağlayabilir, ama kalbini (bakışını, kanaatini) bağlayamaz, Müslüman en azından düşünce, kanaat ve değerlendirme olarak “kötüye kötü bakmaya” devem eder.

İbadet Açık Kabahat Gizli Olacaktır

Kim demiş bilmiyorum, “İbadet de kabahat de gizli olur.” diye. Doğru olanı şudur: Farz olan namaz, zekat gibi ibadetler açık olur ki, başkalarına da teşvik ve örnek olsun. Nafile ibadetlerin ise, riyaya sebep olmasın diye gizli yapılması tercih edilir.

Günah ve ayıp olan kabahatin hiç olmaması istenir, ama İslam’da kimsenin özel mekanına girilemeyeceği ve gizlediği bir davranışa, başkasına zarar vermedikçe müdahale edilemeyeceği ve açıklanamayacağı için “yapan tarafından gizlenen kabahat, gizli kalır”.

Kabahati işleyenler arı, namusu, hayayı, ahlakı, toplumun tepkisini… hiçe sayarak yaptıklarını ilan etmeye, açıkta yapmaya, hatta bunu bir “onur hareketi” olarak takdim etmeye yeltenirlerse toplumun ahlakına, geleneğine, kırmızı çizgilerine karşı savaş ilan etmiş olurlar. Savaşı onlar başlatınca da görmeleri muhtemel olan tepkiden şikayet etmemeleri gerekir.

Bu ülkenin düzeni laik, seküler, liberal demokrat vs. olabilir, ama kimse unutmasın ki halkımızın kahir çoğunluğu Müslümandır, eş cinselliği ahlaksızlık olarak kabul eder, eş cinseller kendilerini açıklayarak namuslu ve onurlu insanların aralarına katılamazlar, yaptıkları “kabahat” yüz kızartıcı bir fiil olarak tiksinti ile karşılanır.

Hükümetler toplum ahlakını hiçe sayarak eş cinsellere, istedikleri mahiyette hak ve özgülük getiren yasalar çıkarırlarsa, kısa veya uzun vadede halkın teveccühünü kaybederler.

Ve eş cinseller gemi azıya alarak bu tür faaliyetlerin bin katını daha yapsalar halkımızın genel ahlakını değiştirmeye güçleri yetmeyecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun