Kuran çok insanca mı? 

Tarih: 25.07.2019 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

Soru Detayı Yaratan zaman ve mekandan münezzehtir, yani bizim alemimize benzemez. Kuranda mesela iblisin secde etmediği bölümde olaylar sıralı, öyle ki insanca bir şey gibi haşa. “Canlandıra biliyorsun”. Allah cc söylüyor.. Bunlar muhtemelen insan başka türlü anlayamayacağındandır. Ancak neden bunun bir benzetme yahut kolaylaştırma gibi bir şey olduğu belirtilmemiş? Yaratan bize göre aklasığmazdır, eşsizdir, yücedir. Kuran’da esas konu olarak bizim Yaratan ile ilişkimiz var. Yaratan niye bizi ve yaşamımızı konu alsın?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah, Kuran ile insanlara hitap etmiştir. Hitaptan maksat muhataba bir şeyler anlatmaktır. Bir şeyleri anlatırken muhatabın genel durumunu nazara almak gerekir. Sadece Arapça, İngilizce bilen bir kimse ile Türkçe konuşursanız, alay konusu olursunuz.

Bu hakikat, Kuran’da her peygamberin bulunduğu toplumun diliyle gönderildiği ifade edilmektedir:

Nitekim:

“Biz her peygamberi ancak kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (gelen vahyi) anlatıp açıklasın.” (İbrahim, 14/4)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- Muhatabın hitabı anlaması için yalnız aynı dil de yetmez. Bunun yanında, onların temayüllerini, hissiyatlarını, alışkanlıklarını, örf-adetlerini de nazara alma lüzumu vardır. 

“Kendilerine hidayet rehberi geldiğinde insanların iman etmelerini engelleyen sebep sadece; “Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” demeleridir. (Resulüm!) De ki: “Eğer yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette biz onlara, peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik.” (İsra, 17/94-95)

mealindeki ayetlerde elçi ile muhatapları arasında çok yönlü bir iletişim sağlayan ilişkiye vurgu yapılmıştır.

- Kuran’da Allah’ın tenezzülatı vardır. Yani, Allah insanların seviyelerini nazara alarak, tenezzülat-ı ilahiye ile tenezzül buyurarak onlarla konuşmuştur.

İşi fazla uzatmadan Kuran hakkında en büyük söz sahibi alimlerden biri olan Bediüzzaman’ın şu ifadelerine kulak verelim:

“Kur'an-ı Hakîm;
- ehl-i şuura imamdır,
- cin ve inse mürşiddir,
- ehl-i kemale rehberdir,
- ehl-i hakikata muallimdir.

Öyle ise, beşerin muhaveratı (konuşmaları) ve üslûbu tarzında olmak zarurî ve kat'îdir. Çünki;
- cin ve ins münacatını ondan alıyor,
- duasını ondan öğreniyor,
- mesailini onun lisanıyla zikrediyor,
- edeb-i muaşeretini ondan taallüm ediyor

- ve hâkeza...

Herkes onu merci yapıyor.

Öyle ise, eğer Hazret-i Musa Aleyhisselâm'ın Tur-i Sina'da işittiği Kelâmullah tarzında olsa idi; beşer bunu dinlemekte, işitmekte tahammül edemezdi ve merci edemezdi. Hazret-i Musa gibi bir ulü-l azm, ancak birkaç kelâmı işitmeye tahammül etmiştir…” (Sözler,185)

İlave bilgi için tıklayınız:

"İnsanlara akıl seviyelerine, istidat ve durumlarına göre hitap edin ...

Bediüzzaman Ve Kur'an'ın İ'cazı | Sorularla İslamiyet

İşte Allah ayetlerini böyle açıklar, ne demektir? | Sorularla İslamiyet

Kur'an'ın Edebi Yönü | Sorularla İslamiyet

Kur'an-ı Kerim'de anlatılan kıssaların (hikayelerin) önemi nedir? Bu ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun